Fethullah Gülen’in asıl vebali…

28 Ocak 2016 Perşembe, 10:39

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç gündür F. Gülen’in liderliğini yaptığı ve yargıda, “Paralel Devlet Yapılanması/ Fethullahçı Terör Örgütü” olarak isimlendirilen yapı ile ilgili ısrarlı beyanlarda bulunuyor.

“2013 yılından beri ihanet şebekesine karşı verdiğimiz mücadele bitmedi. Bölücü terör örgütünden bu paralel devlet yapılanmasının hiçbir farkı yoktur, ikisi de aynıdır” diyor.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kaymakamlar Toplantısı’ndaki konuşmasında; “Paralel ihanet çetesinin içeride ve dışarıda ülkemize verdiği zararı, şu anda bize en büyük husumeti besleyen ülkeler dahi başaramamıştır, bundan emin olunuz. Bu yapı, Milli Güvenlik Kurulumuz tarafından devletimiz ve milletimiz aleyhine çalışan bir terör örgütü olarak tescil edilmiştir. Paralel yapıyla mücadele çalışmaları, gerek Milli Güvenlik Kurulumuz gerekse Devlet Denetleme Kurulumuz aracılığıyla yakından takip edilmektedir” diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yansıttığı bu kararlılık, Fethullah Gülen’i baştan beri etkilemiyor. Pensilvanya’dan sürekli olarak Cumhurbaşkanı’na her hafta birkaç kere hakaretler ediyor ve bağlılarına umut zehri aşılamaya devam ediyor.

Geçtiğimiz pazartesi günü herkul.org’da yayınlanan son konuşmasında da kendisine bile bile iftira edildiğini, bunu yapanın Müslüman geçinse bile kâfir olduğunu, kendilerine karşı Lenin gibi, Hitler gibi hareket edildiğini söyleyerek umut zehrini de aşılıyor: “Zulmedenler bir gün mutlaka çer-çöp gibi savrulacaklar, hiç tereddüdünüz olmasın.”

Daha önce de söyledim, kanaatimce F. Gülen’in ciddi bir sağlık problemi var. 20 Aralık 2013’teki beddua seansından beri davranışları normal değil. Kendisini Erdoğan’ı ve AK Parti’yi devirmeye kim ikna etmiş ise -ki ABD’de ikamet etmesi CIA ile irtibatı herkesin aklına getirtiyor- Gülen hükümetle, devletle savaşmaktan vazgeçmiyor. Öylesine savruldu ki, HDP’nin desteklenmesinden tutun, PKK terörünü yok sayan, devletimizi kendi vatandaşlarına kıyım ve katliam uygulamakla suçlayan akademisyenlerin bildirisine, herkesten fazla ve ABD Başkan Yardımcısı ile birlikte, Onursal Başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı destek verdi. Şu anda Gülen, ABD, HDP, PKK ve PKK’yı koruyan müstemleke aydınları ile aynı fotoğraf karesinin içindedir. Türkiye’nin Cumhurbaşkanına ve AK Parti iktidarına karşı ABD’de, Temsilciler Meclisi üyelerinden ve Senatörlerden imza toplatan da kendisidir. Milli, yerli ve bağımsız çizgiden, küresel çevrelerin taşeronluğuna savrulan Gülenistlerin, milletimizle hiçbir bağı kalmamıştır. Gülen şöyle diyor: “Onca zulüm işleniyor ama bütün bunlar karşısında zerre kadar insanî duygu ve düşünce seslendirilmiyor. Bir tepki yok.”

Neden acaba? İnsanlar neden Gülen ve bağlılarına sahip çıkmıyor? Gülen kendini hala hatasız “seçilmiş kurtarıcı” gibi gördüğü için aynaya bakmıyor. Normal bir insan gibi kendisini, hatalarını, savrulmasını sorgulayabilseydi, Türkiye’de yüzde 90’ın kendisine güvenmediğini görürdü, anlardı. İnsanlar, Gülen konuştukça, “asıl iftiraları sen atıyorsun, asıl gıybetleri sen yapıyorsun, sen insanlara ‘Firavun, Nemrut, münafık, kâfir’ diyorsun. Sahte delillerle kumpas kurmalar, sınavlarda soru çalmalar, kul hakkı yemeler, binlerce insanın dinlenmesi, kasetler, şantajlar, hatta Dink cinayeti bile, seni sevdiğini söyleyen insanlarla birlikte anılıyor. Dün Türkçe Olimpiyatlarında stadyumları dolduran insanlar bugün emniyetin, adliyenin önüne gelmiyor, sana sahip çıkmıyor. Dün sana bağlı medyayı acımasızca kullandığın için bugün sizinkilerin ‘medya özgürlüğü’ çağrılarına kimse dönüp bakmıyor bile…

yazının devamı için tıklayınız

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz