Kazanan kazandı kaybeden kaybetti!
Bundan sonraki öncelik, Bursa iş dünyasının beklentilerine cevap vermek olmalıdır.
Fakat seçim sonuçlarının AK Parti Bursa teşkilatlarına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik daha geniş bir siyasi tartışmanın malzemesi hâline getirilmek istenmesi, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.
Özellikle bugünlerde dikkati çeken, Çeşitli medya hesaplarından AK Parti Bursa il başkanı Davut Gürkan, yerel teşkilatlar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik organize olduğunu düşünülen saldırı haberlerinin yoğunlaştığı görülüyor.
“Bunun sebebi ne olabilir” diye bakıldığında tartışmanın doğal siyasi eleştirilerden mi, kişisel hesaplaşmalardan mı, yoksa gerçekten koordineli bir medya çalışmasından mı kaynaklandığını anlamak zor olmasa gerek.
Oysa Bursa’nın ihtiyacı, kimin hangi siyasi hesabı yaptığına ilişkin bitmeyen iddialar değil; belgelerin konuştuğu, eleştirilerin cevaplandığı ve herkesin sorumluluğunu üstlendiği bir siyasi ortam olmalıdır.
Zira sandıkta kaybeden bir aday olabilir; ancak her seçim sonucunu siyasi yıkım senaryosuna dönüştürmek, kazananı da kaybedeni de aşan bir tartışma yaratır.
Şimdi sorulması gereken soru şudur:
BTSO seçimi gerçekten sona erdi mi, yoksa Bursa’da yeni bir siyasi mücadele seçim sonrasında mı başladı?
Bu sorunun cevabını manşetler değil, belgeler vermelidir.
.
SEÇİMLER BİTTİ, MEDYA HESAPLAŞMASI MI BAŞLADI?
Bugün bir gerçek var ki ortada AK Parti’ye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sosyal medya ve çeşitli hesaplar aracılığıyla organize bir saldırı var!
Hedef yalnızca teşkilatlar mı, yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi iradesi mi?
Seçim sandığından çıkan sonuç tartışmaları sona erdirmek yerine yeni bir siyasi tartışmanın kapısını araladı.
Asıl mesele, BTSO seçiminde yaşanan rekabetin ardından siyasi sorumluluğun kimlere yüklendiği ve bu sonucun hangi siyasi hesaplaşmaların aracı hâline getirildiğidir.
Bir meslek kuruluşundaki seçim sonucu, tek başına bir siyasi partinin başarısızlığı anlamına mı getirilmek isteniyor?
Aynı şekilde, kazananlarca sonucun Cumhurbaşkanı’nın siyasi iradesinin reddedildiği algısı mı yapılmak isteniyor..
Seçim sonuçları üzerinden parti yönetimini, teşkilatları ve genel siyasi liderliği aynı anda tartışmaya açan bir söylem ortaya çıkarılmak mı isteniyor?
Sahi seçim sonrası da AK Parti il Başkanı Davut Gürkan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olumsuz haberlerinin yoğunlaşması’nın arkasında ne yatıyor?
.
ELEŞTİRİ Mİ, SİYASİ ALGI MI?
Seçim dönemlerinde medya kuruluşlarının farklı adayları desteklemesi, mevcut yönetimleri eleştirmesi ve siyasi yorumlar yapması olağandır.
Basın özgürlüğünün gereği de budur.
Ancak gazetecilik ile siyasi kampanya arasındaki sınırın nerede başladığı da önemlidir.
Aynı iddiaların farklı mecralarda tekrarlanması, haberlerin benzer bir siyasi çerçeveye oturtulması veya eleştirilerin belirli isimler etrafında yoğunlaşması kamuoyunda ne yazık ki bazı şüpheler oluşturdu.
Bu nedenle Bursa’da seçim sonrasında yayımlanan haberler için şu soru sorulmalıdır:
AK Parti İl başkanı Davut Gürkan, yerel teşkilatlar, belediyeler, özellikle başarılı dönem geçiren Yıldırım Belediyesi üzerinde kurgulanan olumsuz algı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik üretilen olumsuz haberler birbirinden bağımsız mı, yoksa tek bir merkezden mi yürütülüyor?
Konuyu sistematik biçimde AK Parti teşkilatlarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sırf karalama kampanyasına dönüştürmekle kimler neyi hedefliyor?
Burada siyasetin temel kuralını hatırlamakta fayda var: Siyasetçi, AK Parti Bursa teşkilatları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştirilmesi başka, hakkında doğrulanmamış iddialarla kamuoyu oluşturulması başkadır.
Siyasi eleştiri, kişileri veya kurumları yıpratmayı amaçlayan, dayanaksız suçlamalara dönüştürülmeye çalışılıyorsa burada art niyet aranır.
.
BURSA TEŞKİLATLARINA DÜŞEN GÖREV
AK Parti Bursa teşkilatları açısından özellikle bu süreçten çıkarılması gereken dersler vardır.
Teşkilatlar, kendilerine yönelik eleştiriyi dışarıdan olduğu gibi içeriden yürütülen bir operasyon olarak değerlendirme hakkına sahiptir.
Eğer bu kanaat hasıl olmuşsa radikal kararlarla bunun önüne geçmek için hamleler yapmak için geç kalınmamalıdır.
Aksi halde anlam teşkil etmeyecektir.
Hal böyleyken Bursa’da AK Parti’nin gücü yalnızca teşkilat yapısıyla değil, seçmenle kurduğu ilişkiyle de ölçülür.
Bu nedenle siyasi tartışmalardan sıyrılıp sorunları, yatırımlar, istihdam, ekonomik beklenti ve hizmet konusunda mesafe katedilmesi için her yol denenmelidir.
İçerden veya dışarıdan gelebilecek her türlü organize saldırıya en iyi verilecek cevap da budur.
Bununla birlikte Cumhurbaşkanı’na yönelik eleştirilerin hangi ölçüde arttığı, hangi yayınlarda yoğunlaştığı ve aynı söylemlerin nasıl dolaşıma girdiği kesin sonuca gitmek için araştırılmalıdır.
Eğer gerçekten koordineli bir kampanya yürütüldüğünü gösteren somut bulgular elde edilirse bunlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Gerçeği ortaya çıkarmak için hem iddiaları hem de bu iddialara verilen cevapları aynı ciddiyetle değerlendirmek gerekir.
Velhasıl sonuç olarak Bursa’da AK Parti’nin en büyük rakibi muhalefet değil, AK Partili gibi görünen akp’lilerdir.
Bu yerelde olduğu gibi genelde de böyledir.
Allah memleketimize zeval vermesin.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
MANŞET
14 Ekim 2026MANŞET
14 Ekim 2026MANŞET
14 Ekim 2026MANŞET
14 Ekim 2026MANŞET
14 Ekim 2026MAGAZİN VİDEO
14 Ekim 2026YAŞAM
14 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.