Bursa Siyasetinin Asıl Meselesi: Yerel İrade mi, Ağır Abi Etkisi mi?

Bursa Siyasetinin Asıl Meselesi: Yerel İrade mi, Ağır Abi Etkisi mi?

ABONE OL
29 Ekim 2026 20:11
Bursa Siyasetinin Asıl Meselesi: Yerel İrade mi, Ağır Abi Etkisi mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bursa AK Parti’de tartışılması gereken konulardan biri Mustafa Varank ve Faruk Çelik gibi siyasi ağırlığı bulunan isimlerin şehir siyasetindeki etkisinin nasıl şekillendiğidir.

Her iki isim de Bursa siyasetinde kamuoyunun yakından takip ettiği aktörler arasında yer alıyor.

Ancak asıl mesele, isimlerin siyasi ağırlığından çok, bu ağırlığın Bursa’nın yerel siyasetine ve teşkilatın karar alma süreçlerine nasıl yansıdığıdır.

Mustafa Varank’ın Bursa milletvekili olarak, Faruk Çelik’in ise geçmişte üstlendiği rol kendilerine önemli sorumluluk getiriyor.

Tam da bu noktada kamuoyuna anlatılması gerek net şey; Bursa’nın siyasi gündemi kişilerin etrafında mı şekillenecek, yoksa teşkilatın ortak aklı ve şehrin ihtiyaçları mı belirleyici olacak?

Son dönemde özellikle Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçimleri çevresinde yaşanan tartışmalar, bu sorunun önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Mustafa Varank, AK Parti’nin BTSO seçimlerinde bir adayı olmadığını belirtirken, Faruk Çelik de kendisinin ve oğlunun aday olmadığını açıklamıştı.

Aslında bu açıklamalar, tarafların kendi pozisyonlarını da bir nevi ortaya koymuş, şehirde siyasi etkiler ve müdahale iddiaları üzerine yürüyen tartışmaları da görünür kılmıştı.

Zira Yüksel Baysal, bugünkü yazısında yer alan “Özer Matlı Faruk Çelik’in de desteğiyle başkan seçildi” ifadesi herşeyi çok daha net anlaşılır kılıyor.
Bu durum kimlerin hangi misyonu üstlendiğini gözler önüne seriyor.

Burada sorulması gereken soru şudur: Bursa’daki siyasi ve ekonomik karar süreçlerinde yerel aktörlerin bağımsız değerlendirmelerine ne kadar alan açılıyor?

Teşkilat mensuplarının görüşleri yeterince dikkate alınıyor mu?
Şehrin geleceğini ilgilendiren konularda şeffaflık ve istişare ne ölçüde sağlanıyor?

Bu soruların yanıtı, kişilere yönelik peşin hükümlerle değil, somut kararlar ve uygulamalar üzerinden verilmelidir.

Siyasi tecrübe elbette önemlidir.
Ancak tecrübe, farklı görüşlerin önüne geçen bir güce dönüşmemelidir.

Ankara’daki siyasi ağırlık da Bursa’daki yerel iradenin yerine geçmemelidir.
Hiçbir siyasetçinin etkisi, teşkilatın ortak aklını ve vatandaşın beklentilerini gölgede bırakmamalıdır.

Bursa AK Parti’nin ihtiyacı, isimler üzerinden yürüyen güç tartışmalarından ziyade, vatandaşın sorunlarına odaklanan bir siyasi çalışma anlayışıdır.

Başarı; kimin daha fazla söz sahibi olduğuyla değil, şehre hangi somut katkının sağlandığıyla ölçülmelidir.

Bursa’nın geleceği, kişilerin siyasi ağırlığına göre değil, yapılan hizmetin niteliğine ve alınan kararların şeffaflığına göre şekillenmelidir.

İşte bu nedenle durum çok nettir: Bursa’nın yerel iradesi il teşkilatına saygı duyulmalı, rahat bırakılmalı, teşkilatın sesi daha özgürce duyulmalı ve şehir siyaseti kişisel güç mücadelelerinden uzak tutulmalıdır.

Çünkü mesele kişiler değil, Bursa’dır. Mesele makamlar değil, milletin beklentileridir.

Artık…bu şehir rahat bırakılmalı, geleceğe Bursa’nın ihtiyaçları, teşkilatın ortak aklı ve milletin iradesi yön vermelidir.

Unutulmamalı ki, kişisel güç mücadeleleri sürekli kaybetmiştir, hem kendilerine hem davaya zarar vermiştir.

Ne yazık ki, bu tür güç mücadeleleri yetki etki ve makam hırsları il bazında teşkilatlar üzerinde olumsuz hava estirirken, “sen gideceksin ben geleceğim” kavgalarıyla adeta Parti’yi belini kırma müdahalesine maruz bırakıyor.

Bu hırs öyle ki, bazen davayı ikinci plana iterken, muhalefetle işbirliğine gidecek kadar eğilim gösterebiliyor.

Bu minvalde güç odakları üzerinden değil, yerel teşkilatlar ve ortak akıl üzere güç birliği yapılarak başarı sağlanabilir.

Bu nedenle bu çatışmaya bir son verilmeli.
Siyasetiniz de makamınız da ağırlığınız da sizin olsun, herkes oturduğu yerde oturmalı, daha fazla partiye zarar vermeksizin sorumluluğunun bilincinde hareket etmelidir..

AK Parti’nin Bursa’da birlikteliğe, güç birliğine ihtiyacı var.

Geçtiğimiz seçimde bunun en acı örnekleri yaşandı.

Buradan sayın Varank ve sayın Çelik’e sesleniyorum:
Erdoğan ve partisi sayesinde gerçekten elde ettiğiniz makamların hatırı için, varsa bir katkınız üzerine koyun, yoksa ayrıştırmacı söz eylem ve perde arkası hareketlerden uzak durun.

Bu gemi batarsa herkes batar.
“Batsın ben atlar başka gemiye binerim” deniliyorsa o da ayrı bir değerlendirme sorusu olur.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP