Deprem, seçim, taciz, savaş ve beka sorunu…

08 Şubat 2023 Çarşamba, 11:36
alim şahin

Türkiye Cumhuriyeti devleti son 20 yılda 100 yıllık Cumhuriyeti’nin en hızlı en istikrarlı en düzenli büyümesini kalkınmasını şaha kalkmasını yaşadı.

Bakıldığında uluslararası ölçeklerde de Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk devletinin hızlı ve çok daha büyümesi için son büyük hamlesini yapıp geniş bir coğrafyada daha etkin söz sahibi olup emperyalist güçlerin sınırlarını daraltma noktasına gelebilecek çapa ulaşması için 10 yıla daha ihtiyacı var.

Bunun için savaşa girmemelidir.

Türkiye’nin önünü ve hızını kesmek için Yunanistan’ın tacizleri artarak devam edecek, başka ülkelerde taciz yarışına girecek, başka çığırtkanlar olacak.

Sadece bizi kışkırtmak için manevi inancımız dinimizi İslam’ı tahrik unsuru kullanacaklar.

Kur’an yakmanın çok değişik versiyonları yapılacak, PKK, Fetö, Ermenistan, Yunanistan çok daha fazla taciz edecek.

Bu tacizler NATO ile devam edecek..

NATO birlikten çıkarmayı düşünecek.
Şu anki Genel sekreteri Stoltenberg aklı başında bir devlet adamı gibi görünüyor. Türkiye’nin önemini gücünü kavrayabilen bir insan,bu sebeple onun genel sekreterliği zamanında bu hamlelerin yapılabileceğini düşünmüyorum, denenebilir ama yapılamaz.

Ancak tacizlerin artarak devam edeceğini düşünüyorum.

Türkiye’nin 2023-2033 yılları arasında hem siyasi istikrarını bozmadan hem de büyük bir İstanbul depremi yaşanmadan ve geniş çaplı bir savaşa (Ukrayna Rusya örneği) girmeden yoluna devam etmesi gerekir.

Bu benim uzun yıllardan beri tespit ettiğim öngörülerim ve oluşmuş fikri yapımdır.

Bugün geldiğimiz nokta itibariyle ülkemizi yasa boğan, içimizi kahreden, Doğu Anadolu ve Güneydoğu’yu kısmen kapsayan, 10 ilimizi içine alan büyük deprem fikrimi değiştirdi.

.

DEPREMİN GETİRDİĞİ TAHMİN EDİLEMEZ SONUÇLAR

Fay hatların üstünde olan bu bölgede iller arasında tek tek veya iki tane büyük depremin büyük sonuçları olacağını hiç tahmin etmiyorduk.

Daha önce Elazığ depremini yaşadık, Van depremini yaşadık ama 10 ili tahminen 15 milyon insanı ilgilendiren bir bölgeyi tamamen yıkıma götürecek bir depremi hiç tahmin edememiştik.

Dolayısıyla Rabbim inşallah bir İstanbul depremini bize vermez.

Ülkemizin bekası için ben bu depremin önümüzdeki zaman içinde oluşacak sonuçlarının bir beka sorunu oluşturacağını düşünüyorum.

Buna göre tedbirleri almamız lazım, hainlere fırsat verilmemesi, depremin yararlarını sararken asıl tehdidin depremden ve deprem bölgesi için oluşturacak veya dışarıdaki bekleyen hainler için uygun ortam oluşturacak, ülkemizi zafiyete sokacak ekonomik olarak askeri olarak moralimizi bozacak, bizi yıkıma götürecek sonuçlar oluşturmaması için planlarımızı orta ve uzun vadeli şekliyle devreye almamız gerekmektedir.

Ölen insanlarımız kardeşlerimiz annelerimiz babalarımız hepsi bizim canımız. Zaten hepimizin akrabası var fakat 85 milyon bir ülkede bir savaş durumu gibi bir afet durumu gibi düşündüğümüzde şehit olan insanların acısını kalbimize gömmek zorundayız.
Onu Rabbimin şefkatine merhametine emanet etmek zorundayız ve ülkemizin geleceği için önümüze bakmak zorundayız.

Şu depremde bile zayıf düşmemizi, tökezlememizi, dizlerimizin üzerine çökmemizi bekleyen sırtlanlar var.

Rabb’imden gelen bir afet sonrasında 85 milyon insanı ve gözü gönlü kulağı bu coğrafyada bu millette bu devlette olan 500 milyonluk bir coğrafyadan sorumluluğunu unutmadan yolumuza devam etmemiz gerekmektedir.

Son zamanlarda kullanılması, amiyane tabirle ucuzlayan, aslında içeriği çok yüksek olan bu kutlu dava dediğimiz ki tam burada kullanılması gereken bir kelimedir.

Bin yıllık davamızın son ve en güçlü devleti olmaya aday Türkiye Cumhuriyeti’nin önünü kesebilecek hiçbir olaya izin vermememiz gerekmektedir.

Şehitlerimiz çok önemlidir, içimiz yanmaktadır yanacaktır da, yaraları sarmak için her şeyi her şeyi yapacağız, hep beraber yapacağız ama önemli olan devletimizdir bunu asla unutmamalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin hiçbir şekilde zaafa uğramaması ve sekteye uğramaması lazım.
Planlarımızı devlet ölçeğinde buna göre yapmamız gerekiyor.

Düşmanlarımız timsah gözyaşları döküyor.

SEÇİMLER ERTELENEBİLİR Mİ?

Geldiğimiz nokta itibariyle 100 gün sonrasında bir seçim atmosferinde olduğumuz düşünüldüğünde bu seçimin erteleme şartları oluştuğunu söyleyebiliriz..

Zaten gönlümüz yaralı, ülke olarak yas içindeyiz, bu yas bir haftayla resmi olarak sınırlanmış olsa bile ayları hatta yılları en az 1-2 seneyi kapsayacak şekilde üzüntü vardır, önümüzdeki uzun yıllar boyunca da unutulmayacaktır.

Fakat böyle bir ortamda 2-3 ay sonra bile olsa seçim mitingleri seçim şarkıları çalacak ne ortamımız var ne ahlaki olur, ne dini ne vicdani olur, ne de hiçbirimizin ruhu yapısı buna müsait değildir.

Şu an ortak konsensus’la Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri en az bir yıl boyunca ertelemelidir.

Devletimiz de bu sistemi bu alınacak kararı iyi yönetmelidir.

Rabbim devletimize milletimize güç Kudret versin. Afette hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır ve başsağlığı diliyorum.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz