01 Mayıs 2020 Cuma, 14:21
Alim Şahin
Alim Şahin alimce29@gmail.com Tüm Yazılar

Temsili hakikate tatbik et! Onun bunun sözleşmesi!

Sakallı alim bir hoca cübbesini giymiş hutbe irade ediyor ayetleri hatırlatıyor.

Birden kıravatlı-cübbeli adamlar peydahlanıyor ve alim zata vurmaya başlıyorlar.

Cemaat saldırganlara karşı göğsünü siper ederken, hazirundan bazı zatlar gözlerini kapamış “derin analizlerle” meşgul.

Temsili hakikate tatbik et.

İşte İP işte Saadet!!!

*

Canan Kaftancıoglu: “Önümüzdeki süreçte bir erken seçimle veya başka bir şekilde gidecekler” diyor.

Tıpkı fetö’cülerin ağzıyla konuşuyor.

Devletimi, devletimin liderini, ülkemin hükümetini alenen tehdit eden bu zehirli zihniyete devlet kanununu yasasını işletmeyecek mi?

Bunun adına demokrasi mi diyecegiz şimdi?

Bunun adına fikir özgürlüğümü diyeceğiz şimdi?

Bu terör sevicileri, bu demokrasi katliamcıları, bu demokrasiyi felç etme örgütü bunu söylerken hangi hakları kullanıyorlar dersiniz.

Eğer devlet bunu söyleyenlere herhangi bir ceza ön görmeyecekse, yaptırım uygulamayacaksa, bir vatandaş olarak haklarımızı gasp edecek olan bu darbeci düşünceye ses çıkarmayacaksa bunu asla kabul etmiyorum.

15 Temmuz’da süs için sokaklara çıkılmadı, süs için şehitler verilmedi.

Bu darbeci zihniyetten mutlaka hesap sorulmalıdır.

Bir siyasi parti üyesi diye kimsenin devleti ve düzeni tehdit etme, devlete başkaldırma gibi bir hakkı olamaz.

Bu hadsizlere devletimiz mutlaka hakkını bildirecek bundan şüphemiz yok.

Ancak olası bir kalkışma darbe girişimi olursa bu sefer bu millet bu hainleri asla affetmez, gözünün yaşına bakmaz.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun şu sözleri çok önemlidir:

“Biz 15 Temmuz’da esas yapacaklarımızı yapamadık. Bu çok net. Bize bir daha o fırsatı verirler mi bilmiyorum. Yani şu, bir daha böyle bir şeye kalkışırlarsa biz o fırsatı almış oluruz.”

Her şey ortada açık ve net.

Bu millet gözünü kırpmadan silahsız bir şekilde meydanlara dökülüp devleti bayrağı için canını vermişse böyle bir durumda Mehmetçik elbisesine bürünmüş hainlere bu kez asla tolerans tanımaz.

Öte yandan İYİ Parti lideri Meral Akşener’i protesto eden devletini vatanını milletini bayrağını seven ve bu doğrultuda hiçbir şeyden taviz vermeyen MHP’lilere yönelik ‘it ürür kervan yürür, itlerle uğraşmıyoruz’ sözleriyle infiale neden olan Fatih Altaylı ve onun gibileri lanetle kınıyorum.

İşte bu kafalar bu ülkede yıllarca gündem oluşturdu, memleketin kalkınmasının önünde ayağına en büyük takoz olan suni meselelerle ülkenin ve toplumun gündemini meşgul ettiler.

17 sene öncesine kadar bu türevler yüzünden 80 yıldır bir adım yol alamadık, geri kalmışlığın çaresizliğin dış güçlere el açmışlığın ezikliği ile yaşadık.

Ne zaman ki hem kendisi hem devletini ayakları üzerine durduran bir lider geldi, dünyada söz sahibi olan, 2023 sonrası dünya liderliğine soyunacak adımlar attığını görenler yeniden can havliyle seslerini yükseltmeye başladılar.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ!

Ne yazık ki yakın dönemde imza altına alınarak yasalaşan bir sözleşme var.

İslama saldıranların dayanak aldığı güç olarak bilinen, eşcinsellere sahip çıkan ve aile temellerine dinamit koyan maddelerin olduğu o malum sözleşme.

İşte o sözleşme görüşülmeye başlandığı zamanlarda  STK’lar, İslam alimleri aydınlar, yazarlar ve birçok kesimden uyarılar gelmiş, “yapmayın etmeyin bu sözleşmenin içeriği aile mevhumunu ortadan kaldırıyor, feminizmin önünü açıyor, kadınların her türlü eğilime meyil etmesinin destekliyor, cinsi bozukların da mikrop saçmasına adeta izin veriyor” diye feryat  figan edilmişti.

 Ama kimse feryatları duymayarak o dönemde Ak Partili olan Ahmet Davutoğlu’nun sahiplenmesiyle İstanbul sözleşmesi olarak mecliste yasalaşmıştı.

Şimdi ise çok fazla zaman geçmeden etkilerini görmeye başladık.

Ve bugün.

Diyanet işleri başkanına saldıran, Allah’ın ayetlerini yok sayan Ankara barosunun sebep olduğu tartışmalarla ülke gündemi bir anda yeni meşguliyetler kazandı.

Tüm bunlara karşın Ak Parti veya hükümet kanadından bu sözleşmeyle alakalı kimseden bir açıklama yapılamadı.

Sadece Diyanet işleri başkanına ve İslam’a karşı yapılan hakaretlerin konu olduğu açıklamalarla yetinildi.

Tamam da bu saldırıların çıkış noktasının bu sözleşme olduğu biliniyordu.

Neden kimse çıkıp ta halkın ve aydınların tepki gösterdiği ve aile yapısını dinamitleyen bu sözleşmenin yeniden ele alınıp o maddelerin iptal edilmesi gerektiğini açıklamadılar.

Açıkçası hükümet kanadından bunu bekliyordum.

Bu ahlaksızlık haklarının dayanağı kabul edilen yasaları gerekçe göstererek ahlaksızlar ahlaksızlıklarını giderek arttırıyor arttırmaya da devam edecekler.

Durum böyle iken hükümet kanadı gulu gulu yapmaya devam etmemeli.

Nasıl olsa her şart altında düşünmeden yaşa bravo diyen birileri var!

Bu tatminkarlık yetiyor olmalı.

Şu unutulmamalıdır ki, halkın en hassas noktalarına yapılan baskı bir noktadan sonra ters etkilere neden olabilir.

Kısaca söz değil bu konuda icraat zamanıdır.

Umarım sapık ruhlu düşüncelerin hakları gözetildiği kadar İslâm alimlerini feryat ettiren yaranın sarılması adına toplumsal namuslu kesimin de hakları gözetilir.

Ama bu günah Davutoğlu ve avanesine yeter.

Bu yarayı saracak yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Her zaman olduğu gibi REİS halkın derdine derman olduğu, yaranın sarılması adına da ferman olacaktır.

Allah ülkemizi daha beterinden korusun.

Amin.


.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz