Vicdanları rafa kaldırmayın, Hz. Ömer bile sizden hesap sorar!

22 Ekim 2019 Salı, 10:54
alim şahin

İnsanoğlu hayatı boyunca bir inanç peşinde koşmuş, kendilerine göre inandıkları tanrının buyruğunu bulma arayışı içine girmişlerdi.

Oysa kurtuluşun adresi belliydi.
İnandıkları Allah.

Ama onlar Allah’ın buyruklarını kendilerine göre yorumlamış, değiştirmiş, kavim ve ırk ayrımı gözeterek başından beri ırkçılık güdümüyle “peygamber ancak bizim soyumuzdan gelebilir. Sizin peygamberiniz yalancıdır”  suçlamasında bulunmuştu.

Şeytanların uşağı ve hizmetkarları haline gelen toplumlar başta yahudiler olmak üzere Allah’ın gönderdiği elçileri (peygamberleri ) katleşmiş, kendi içlerinden uyduruk sahte peygamberler icat etmişlerdi.

Oysa gerçek çok açıktı, mesaj çok açıktı, kurtuluşun adresi de çok açıktı.

Hiç kimsenin para pul herhangi bir maddi kaybı olmadan sadece Allah ve Resulune iman ederek kurtuluşa ereceğini söylüyordu Kur’an-ı-azimüşan.

Oysa Kuran’dan önce de Allah’ın (c.c.) gönderdiği peygamberlerin mesajı, yaptığı çağrı aynı çağrıydı.

Ayetel Kürsi’lerdir, Errahman’dır, Fatihalar Yasinler’dir.

En basit  örnek:

Ayetel Kürsi inerken bütün putlar ve krallar yere yıkılmış ve başlarındaki taç düşmüş, şeytanlar birbirine girmiş ve gidip iblise bu karışıklığı haber vermişler.

Daha önemlisi Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimiz doğduğunda kisra sarayında yanan bin yıllık ateş sönmüş, putlar param parça olmuş, Dünya’da yeni bir ışık ve güzel bir hava oluşmuş.

Yer yüzünü meleklerin duaları ve Allah’ın Nur’u kuşatmış, gülistan haline gelmiş, gözle görülür ve yaşanılan bir değişim olmuş, Mucizeler birbirini kovalamış.

Bu olaylara şahit olan kesişler “Muhammed doğmuş” olmalı diye birbirlerine haber salmışlar.

Peygamberimizin getirdiği ilahi çağrı inananlar icin bir zırhtı. Bugün Namazdan sonra okuduğumuz  Ayetel kürsi ‘nin fazilet ve manasını bilerek inanarak okuyanların görünmeyen ordularla korunduğunu bilebilseler her geçen gün imanlarını layıkıyla tazeler zirvesine çıkarlardı.

Mesela Ayetel Kürsi  salih kalp ve sıdk ile okunduğunda şehvet ehlinin ve zalimlerin şeytanlarından koparılmasında çok etkili olduğu haber veriliyor.

Ayatül Kürsi’nin gücü sabah evden çıkarken okunursa eve dönene kadar, Yatarken okunursa sabaha kadar, yola çıkarken ve hayatınızın her merhalesinde kim inananarak okursa  güvende olacağı bildirilmiştir.

Öyleyse Kur’an bizim hayat rehberimiz olmalıdır.

Birlik beraberliğimizi güçlü kılmak adına içerde ve dışarda tüm şeytanlara karşı birbirimize dua etmek güçlü olmak, güvenmek, kardeş olmak, Allah’ın peygamberi ve onun emirlerini uymak hem cihat meydanlarında, savaşlarda zaferler elde edilmesine, hem de ahirette kurtuluşumuza vesile olacaktır.

“Son kişi kalıncaya kadar hak yolunda düşmanlarla savaşınız, umutsuz olmayınız Allah inananlarla beraberdir. İnanıyorsanız Galip olan sizsiniz” mesajı her şeyi özetliyor.

YEREL YÖNETİCİLERİN VİCDAN MUHASEBESİ

Bugün kendi inancımızı, yaşamı ve hayatımızın gayesini idrak edebilmek için ne idik ne ne olduk ne olacağız, nerden geldik nereye gidiyoruzu sorgulama adına yazımıza manevi bir giriş yapalım dedik. Asli kimliğimizi ve görevimizi zaman zaman hatırlamak hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Aslına bakarsanız asli görevimizi hiç unutmamamız lazım ama dünyanın meşgalesine takılıp ne yazık ki nefsi arzularına yenik düşebiliyor insan.

Özellikle makam sahiplerinin içine düştüğü bedbaht dünyadan uzaklaşması adına bu yazı bir uyarma, hatırlatma, kulluğun vazifelerini, hak ve hukukun, adaletin vicdanları kuşatması gibi Allah korkusu ve inancının gönüllerde yer etmesi adınadır.

Protokollerde, açılışlarda, şaşaalı bir dünyanın içinde varlık aleminde yüzmenin sarhoşluğundan uyanmaları adınadır.

Oysa makamda bulunmak günlük yaşam ve kişisel sorumluluğundan ziyade toplumsul sorumluluğu olmak demektir. Bu da kendi günahları değil yaşanan her şeyden hesaba çekilme anlamına gelmektedir.

Yani, başka yerlerde yaşanan olumsuzluklardan da siz yönetici pozisyondakiler sorumlusunuz anlamına gelir.

Hani Hz. Ömer, “bir kurt koyunu kapsa yaradan hesabını Ömer’den sorar” misali gibi.

Ne yazık ki bizim yöneticilerimizin kurt koyunu kapma dertleri olmadığı gibi koyunu da kuzuyu da bizzat kendi elleriyle kurtlara teslim etmekten hiç ama hiç çekinmedikleri kurt olup koyunu kapma gibi rollere de soyundukları şikayetlere konu oluyor.

E hani Ömer’in adaleti?

Bu şunu gösteriyor.

Ömer’in adaleti ifadesi üzerinden bile insanlar sömürülüyor.

Dağda kurt kapsa koyunu örneğiyle girip bütün koyunları kendileri kapıyorsa öyle sanıyorum ki, adaletini bile kullanıp sömürdüğünüz Hz. Ömer bile sizden hesap sorar.

Ne yazık ki adaletsizlik, kayırma ve imtiyazlar Bursa’da gidişatın pek iyi olmadığını gösteriyor.

Allah memleketimize, Bursa’mıza ve cümlemize hayırlı kapısını açsın..


.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

“Vicdanları rafa kaldırmayın, Hz. Ömer bile sizden hesap sorar!” için bir cevap

  1. KEMALİ dedi ki:

    İZ ARARKEN ISLANDIK
    Bu Dâva yollarında, iz ararken ıslandık.
    Vahdetin kollarında, Cihat yapan kıskandık.
    Mevlâ’nın “Ol!..” larında, Rahmetine yaslandık.
    Bir ömür yıllarında, seksen yılda yaşlandık.
    PEYGAMBER, HAK YOLUNDA; KİTÂBȖLLAH EMRİNDE,
    MELEK SAĞLA/SOLUNDA, KAOS ASRI DEVRİNDE.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz