30 Temmuz 2019 Salı, 11:24
Sevim Pala
Sevim Pala bursahafiza@gmail.com Tüm Yazılar

Kendimi çok seviyorum…

Bu yazımı kendime ithafen yazmak istedim.

Kendim gibi saf, yalın olduğu gibi edebiyat yok kafiye olsun diye uğraşmak yok.

Hayatım herkes gibi hep bir mücadele içinde geçti.

Kendimi, kendi derdimi sıkıntılarımı değil de hep başkalarının hayatlarını düzeltmeye çalışırken buldum.

O mutlu olsun, o iyi olsun, öbürü üzülmesin, diğeri kırılmasın, okullar bitsin, işler yetişsin diye kendimi unuttuğum çok zamanlar oldu.

Zaman geçip hayat beni benden almaya devam ettikçe daha güçlü daha fazla mücadele eder olma zorunluluğu hissettim.

Tabi bunda kimsenin bir suçu yok bunu ben istedim.

Kendim ettim kendim buldum misali.

Hayatım boyunca bir misyonum olsun, her zaman insanlara faydalı olabilecek şeyler yapmak, katkı sağlamak boş yaşamamak üzere kurmuştum hayallerimi.

Siyasete girmemin belki de tek sebebiydi insanlarla iç içe olup bir sıkıntısına, derdine çare olabilir miyim, ülkeme, milletime bir fayda sağlayabilir miyim düşüncesiydi benimkisi.

15 yıl siyasettin çeşitli kademelerinde mücadele ettikten sonra, mücadele diyorum çünkü gerçekten çetin bir mücadelede kimin dost kimin düşman olduğunu bilmediğiniz bir platformda nerden saldırı olacak, kimin kuyruğuna basacağım diye merdivenleri labirent misali çıkmak zorundaydınız.

Ben merdivenleri çıkamadım olduğum yerde dama taşları gibi yer değiştirdim.

Her toplantıda yüz yüze baktığınız insanların yüzlerine gülüp sonrada arkalarından iş çeviremedim. Kimsenin üzerine basamadım, açıkçası oyunu kurallarına göre oynayamadım.

Nelerle karşılaştım nelere şahit oldum insan hayatında keşke dedirten bir zaman dilimiydi.

Yani siyasetin pis çirkef yüzünü gördüm.

Siyasetle ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki ama şimdilik bu kadarı yeter.

Bir gün siyaset yazarsam uzuunn uzunn  yazarım.

Daha sonra şu anda devam ettirdiğim sanatıma yani filografiye başladım 8 yıldır Balibey Handa sanatıma devam ediyorum.

Bu sanata başlarken de düşüncem yine aynıydı, bildiklerimi ev hanımlarına öğretmek, ailelerine ve kendi bütçelerine katkı sağlamalarına yardımcı olmak.

Bunda da başaralı olduğumu düşünüyorum, çünkü halk eğitim merkezlerinde usta öğretici olduğum dönemlerde birçok öğrencim oldu ve bu sanattan kendilerine bir bütçe oluşturduklarını biliyorum.

Başta da söylemiştim zorlu zamanlar geçirdiğimi ve bu yaşadıklarımın bir çok kadının da yaşadığını biliyordum dedim ya başkalarına yardımcı olmak için mücadele ettiğimi, dedim ki ben bir kitap yazmalıyım ve hiç bir kadının çaresiz olmadığını ve isterlerse her şeyin üstesinden gelebileceklerini göstermeliyim, belki bir kadının hayatına dokuna bilirim diye düşündüm.

Yazmaya başladım fakat sağlığım buna müsaade etmedi ve doktorum “kitabı yazarken yaşadıklarını tekrar hatırlıyorsun ve bu sana iyi gelmiyor” diyerek kitabı yazmamamı istemedi.

Böylelikle kitap macerasının da sonlandırmış oldum.

Yine de “Lanet olsun içimdeki bu insan sevgisine” diyemiyorum.

Oysa sevgi kavramının içindeki o evrensel bağa kimsenin leke sürmesi doğru değil, hakkı da değildir.

Ama çeşitli sebepler olsa gerek insanlardan nefret eder konuma getiriyor hayat şartları.

Buna rağmen bazı sivil toplum kuruluşlarında yer aldım.

Yardıma ihtiyacı olan ailelerle bir dilim ekmeği bölüştük.

Belki benim gönlümün istediği yardımlar olmadı ama bir nebze de olsa gönüllerine dokunduğumu düşünüyorum ki hala arayıp hatırımı soranlar oluyor.

Sözün özü ben hep iyi ve doğru olan tarafta olmaya gayret gösterdim, kendimden ödün vermeden, kendime olan saygımı kaybetmen, dokuz köyden kovuldum ama 10’cu Köyün varlığına hep inandım.

Kendimi hep sevdim ve kimin ne düşündüğünü umursamadan kendi doğrularımı savundum.

Bana ne mi kazandırdı?

Çok fazla düşman, sevilmemek, ki bu hiç önemli değil.

Benim ölçüm en sevilenin beni sevmesi, insanlığımı kaybetmedim, merhametimi kaybetmedim en büyük kazanımım olsa gerek.

O yüzdendir ki; kendimi çok seviyorum.

Seviyorum da…

Siz bana hayatı sevdirdiniz!

O gülünç meyusiye(Ümitsizlik), biçare kederlerim, silkinip altından bir türlü çıkamadığım yükler…

Şaşkınlığım, tereddütlerim, saadetlerim…

Küçük zeytin çekirdeği gibi dünyam, hepsi bana hayatı yeniden sevdirdi.

Ve sizzz… keşkelerim!!!

Siz benim en güzel aynamsınız!

Bu arada yazılarımı yayınlayarak bana destek olan Sn. Alim Şahin Bey’e teşekkür ediyorum.

Saygıyla muhabbet ve duayla kalın…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz