09 Şubat 2018 Cuma, 19:38
Alim Şahin
Alim Şahin alimce29@gmail.com Tüm Yazılar

Ak Parti da eskilere vefa yemeği, bin pişman olanlar ve Şevket aabeeey…

Daha önce “AK Parti de eskiler neden saf dışı edildi?” başlıklı yazımızda hataları uygulama ve sebeplerini aktarmıştık.

Gidiş şu andaki şekliyle devam eder ve de başka ekstra getirisi olan doğru düzgün adaylar çıkarılmazsa Büyükşehir ile beraber İznik, Orhangazi, Mudanya, Gemlik vs. elden gider demiş ve sebeplerini sıralamıştık.

Sonra da birileri çıkar basit ve önemsiz bir ifadeyle “Hay Allah yanlış olmuş” der karşıya geçer kaygısında bulunmuştuk.

Yanlış uygulamaların sandık da halkın üzerinde olumsuz vücut bulmasından korkulduğunu hatırlatmıştık.

Ve sonrasında demişti ki, bakın bu eskileri görmezden gelirseniz bu işin faturası çok kabarık olur neden eskileri saf dışı ettiniz?

Akıl mı donk dedi bilmiyorum ama o yazımızdan bir hafta sonra “Eskilere vefa yemeği“ adı altında bir gece tertip edilir.

Yemeğe çok sayıda mühim eskiler davet edilir.

Vefa ya..

Amaç beş merkez ilçede kurulduğundan beri hizmet eden il yöneticileri, ilçe yöneticileri, meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri emeği geçenleri aynı çatı altında bir yemekte buluşturmak..

Şimdi bir hesap kitap yapalım.

İlçe yönetimleri 30 kişiden dört dönem olsa 120 kişi eder.

Hadi bazıları çift yapmıştır 100 kişi den 5 yüz.

İl yönetimleri 50 kişiden 2 yüz, etti 7 yüz.

İlçe yöneticileri meclis üyeleri ve milletvekilleri..

Yeni yönetimlerinde tamamı gelmiş.

Eski yeni Milletvekilleriyle birlikte nerden baksan daha fazla olur ama minimum en az 1000 kişi olması lazım.

Merinos Yıldırım Beyazıt salonunun kapasitesi belli…

Dışarıda masalar atılmış bu sayı gelirse sığmaz hesabıyla.

Peki dolabilmiş mi?

Tamamı tahmin üzere 4 yüz kişi katılım olmuş.

Katılanlardan hali hazırda bugünün yöneticilerinden 100 kişi olduğunu düşünülürse eskilerden 3 yüz kişi katılmış.

Türkçe anlamı davet edilenlerin sayısı 1000’den fazla katılım dörtte biri oluşmamış.

Dışarıda açılan masalar bile boş kalmış.

Şimdi durum ayna gibi ulu orta sırıtırken biz bazı gerçekleri paylaşınca birilerinin zoruna gidiyor.

Şimdi bu neyin göstergesi derseniz şunu hatırlatırım.

Heyecansızlığın, ilgisizliğin ve dışlanmışlığın dışa vurmuş halidir.

Bazıları oraya mecburen gittiklerini belirtiyor.

Sayısal davetin çokluğuna bakılırsa katılım noktasında başarılı olmayan bir organizasyon..

Ama bu jestler ilk bakışta hoş görüntü oluşturuyor.

Bu Hoş jestlerin arkasında bakarsanız maalesef karşılığı olmayan olmayan gerçeği görürsünüz.

Sebebini araştırmaya sorgulamaya gerek olmadığı sırıtan bir tablo.

Siz bu insanları sadece yemeğe davet edip fiiliyatta ictaatta adam yerine koymadığınız zaman havada kalan atraksiyondan öteye gitmez.

Gönül almayla artık bu işler yürümüyor, bu hareketlerde artık gönül almıyor.

Yemiyor insanlar.

Bu kadar kongreler yapılsın, eskiler tamamen dışlansın sonra da vefa yemeğiyle gönül alınsın.

Bu ayaklar koktu.

O gece neler yaşandı il yönetimi nelerle meşgul.

Acınacak hale gülenlerin sayısal çoğunluğu vardı yemekte.

İşte bu kadar ciddiyet ve samimiyetten uzak bir ortamdı.

Millet birbirine soğuk buz havası gibi itici.

Milli kenetlenmeden uzak.

Zoraki gülümsemeler…

Salon süslemesi bile eğreti eskiyi aratan o görüntüden çok çok uzak.

 

ŞEVKETLÜM DÖKTÜRDÜ YİNE!

Milletvekilleri ve kurucu başkan adına Şevket Orhan kürsüye davet edildi.

Açtı ağzını ama yummadı gözünü.

Tabi ya gözü açıktı yanlış görmediysem.

Hani bazıları ağzını açarken gözünü yumar ağzına ne gelirse söyler ya, Sayın Orhan öyle dikkatli konuştu ki, kelimeleri en inceliğine en estetiğine en süslülerine kadar seçti o babacan tavrıyla okkalı bir mesaj verdi.

Adeta geceye damga vurdu.

“Kim bu vefa yemeğini düzenlediyse var olsun, sağ olsun, Allah ondan razı olsun karnımız doydu, yaya ya şaşaşa padişahım çok yaşa” gibisinden bir endamı vardı.

Bu güne kadar yapılmayanı gerçekleştiren il yönetimine sonsuz teşekkür, methiyeler, şükran, minnet oooooo.

Süslü ne kadar kelime varsa dizdirdi.

Bir ara bu istek bu arzu bu aşkla şevkle kendinden geçer mi, düşüp bayılıp başını kürsünün biyerine çarpmasından korktum adeta.

Bir ara Başka kelime bulamadı keşke bulsaydı da onları da aktarıp tam kelime takımını oluştursaydı tümüne alfabetik sıraya göre yer verseydi ne güzel olurdu arzusu cereyanı oluştu içimde.

Galeyana gelip bir anda kendimi tutamaz, tıkandığı yerde ben mi takviyede bulunsam gibi yerimde duramaz olmuştum.

İşin sevindirici tarafı bir aksaklık olmadan bildiği tüm ifadelerle yönetimi göklere çıkarmış gönül rahatlığıyla görevini yapmanın huzuru içinde konuşmasını bitirebilmişti.

Sağ salim yerine oturmasında dolayı herkes rahat nefes almıştı.

İşte gerçek de burada yatıyordu.

Salondakilerden tebrik alan çok doğru yanlışlardı.

İl yönetimini bu kadar yüksek trentte onure eden Şevket abeeeyi kutlamak boynumuzun borcudur.

 

ESKİLER İLK DEFA TOPLANMADI!

Şimdi gözlerimizi açıp gerçeği görelim.

Sadece benim değil oraya katılan eskilerin tümünün tepkisini alan konuşmaya imza attı Şevketlüm.

Kurucuları ilk defa toplayan il yönetimi var diyen Şevket Orhan’a teşekkür ediyorum millete hatırlattığı için.

Bir anda katılımcılar başka bir dünyada mı yaşadıklarını sorgulamaya başladı.

Ulan şevket abeey ulan şevket abi diye homurdanmalar.

Şunu hatırlatalım kendisine.

Birincisi kurucuları ilk defa toplayan bu il yönetimi değil.

Daha önceden de eskilere yemekler iftarlar verildi.

Cemalettin bile eskileri defalarca topladı.

Her dönemi ayrı ayrı topladı.

Eski yönetimler döneminde defalarca eskilere vefa yemekleri verildi.

Sen Bursa’da mı yaşıyorsun eski Prussa’da mı yaşıyorsun Şevket abeeeeey.

Katılım sağlayan eski yöneticilerin Şevket abeye ciddi tepkisi oluştu.

Beklentileri dile getireceğini beklerken hayal kırıklığı yaşadıklarını, soğuk kış gününde sıcak kaynar suların başlarına döküldüğünü dile getirdiler.

Milletin bir anda gardı düştü.

Hatta saçma sapan bir konuşma yapan şevket abeeeeyi tebrik ediyorum diye serzenişler.

Yani yanlışların ifade edilmesini beklerken tukaka oldular.

Kaldı ki oraya çıkıyorsan tabanın ciddi bir rahatsızlığını dile getirmelerini beklemişler.

Kaybedeceği hiçbir şey olmayan biri olarak şu mesajı vermeni beklemiş eskiler.

“Bu gösterilen inceliği teşkilatlara da gösterseydiniz bu arkadaşların tecrübelerinden de faydalansaydınız  teşkilatımız partimiz adına iyi olurdu” mesajını verseydin.

Yani İl yönetimini onure etmeninin yanında yanlışları da ifade etmeni beklemişler.

Ayhan başkan ne dedi?

Ancak fırsat bulduk, masal gibi çocuk kandırmanın ifadeleriyle uyutma seansı formalite yemek, heyecanı olmayan tamamen millet alışverişte görsün, bak sizi unutmuyoruz gibi hoşnut olmayan kalıbı doldurmayan mesajlar.

Bu ifadeler benim de ğil haa yanlış anlaşılmasın.

Katılım sağlayan eskilerin..

Oh olmuş gibisinden devam ediyor..serzenişler.

Demek ki, değerinin üstünde zamanında değer gören birileri şimdilerde kendi eliyle değerini yok ediyor.

İsimleri lazım değil normalde oraya katılan çok kişinin kaybedecek hiç bir şeyi yok.

Bu tür toplantılarda herkes ağırlığını ortaya koymalıdır.

Ben değerlendirirsem farklı olur ama eski vekil eski başkan olarak sen değerlendirirsen farklı olur.

 

AHKAM KESİP KUZU OLANLAR

Birebirde konuşurken kendi aralarında her konuda şikayet edenler hamaset yapanlar, il yönetimi için söylemediğin laf bırakmayanlar yemeğe davet edilince uçarak gitmeleri sonrasında yalakalıkta sınır tanımamaları taban tarafından şahsiyetsiz politika güden olarak nitelendiriliyor.

Demek ki yok sayılanlar, siyaseten çöpe atılanlar gocunmuyorsa hayatından gayet mutluysa, tabanın sesine sıfır oranda bile kulak vermiyor duymuyorsa Ak Parti’nin teşkilat bazında taban bazında genel anlamda Bursa’da söyleyecek sözü kalmamış şikayetleri her köşe başında konuşulur olmuştur.

Bakınız bir kez daha hatırlatayım.

Bu yazdıklarımızın yüzde doksan dokuzu davet sonrasında konuşulanlardan ibarettir.

Şikayetlerden en göze çarpanı ise yeni meslek “Şakşakçılık”

Yemekte geceye Şevket abeeeeeyin konuşması damga vurmasından sonra yaşananlara tabanın kızgınlığı da sokağa işte böyle damga vurdu.

“Şakşakçılık”

 

BİR FİL DAHA GÖNDER PADİŞAHIM

Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar. Köylü padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; “Köyünüze bir fil hediyem olsun” der ve gider. Fil bu ya, zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder. Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.

Hocaya:

-Hocam perişan olduk bizi kurtar. Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.

Hoca:

-Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der. Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.

Timur:

-Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.

Hoca:

-Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış. Padişah:

-Eeeee ne olmuş file?

Hoca:

-Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.

Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz.

 

Sanırım bugünkü durumu da en güzel özetleyen hoca olmuş.

Kalın sağlıcakla.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz