Faruk Çelik’e kumpas kuranlar, Siyasi Dinazorlar, Ankaraya dosya taşıyanlar. “İkiyüzlü olup arkadan dedikodu üreten ş…”

22 Ekim 2016 Cumartesi, 15:33
alim şahin

Memleket hallerinden Bursa hallerine…

Gıda tarım ve Hayvancılık bakanı Faruk Çelik’in açıklamalarını dinledik bir TV’de.

Uzun zamandan sonra bir Bursa kanalında belki de dertleşmeydi.

Aslında gelecekle ilgili değil de geçmişle ilgili yaşananları anlattı.

Geçmişle kendi hesaplaşırken, birilerinin de hesaplaşmasını istedi.

Ve biz anladık ki, ayrılık için kondisyonun yüksek olması gerekiyor.

Ve anladık ki, sabır acı bir yiyecekmiş, bunun için güçlü damak gerekiyor muş.

Yeri ve zamanında…

Ömer Halis Demir gibi zamanlama tam olmalı.

Ve her şey zamanındaydı.

Çok şey öğreneceğiz belli oldu.

Kocaman yürekli asil insandan..

Asil diyorum çünkü asiller şımarmaz.

O da siyasi analizi yaparken Bursa’yı anlatırken Tayip Erdoğan’ın gösterdiği hedefe aldığı direktif doğrultusunda çalışma hastası olduğunu öğrendik.

Hani Erdoğan dedi ya Bennur Karaburun’a ‘Dana gibi yürek var.’

Göremedi mi dersiniz Sayın Çelik’te ki yüreği.

Oysa görmese o yürekle yola devam eder miydi kuruluşundan beri.

Vaaay Bursa’nın halleri.

Neler kaybettin son yedi yılda.

Önceden planlanan projeler Disneyland, yatay ve dikey yollar, şehir hastanesi, adliye sarayı, sağlık merkezini.  Bütün bunları kaybederken, Bursa siyasetçilerinin hangi kumpasla dosyalar hazırladığını öğrendik.

Hani ilk defa açıkladı ya Sayın Bahçeli’nin koalisyon görüşmelerinde devlet adamı olduğunu. “Bizimle koalisyon yaparsanız güneydoğu sıkıntılı bu memleket parçalanır, davamız davanız.  koltuk değil, Türkiye Cumhuriyeti” olduğunu ilk defa söyledi ya bir yıl sonra.

İşte anladık sabrın ne kadar acı bir yiyecek olduğunu.

Kendisine operasyon yapmaya kalkanlar, kendisine kumpas kuranlar, teknelerde savcı ile hakimlerle buluşanlar, cübbeli Arınç’ın peşine takılanlar, Bursa ya neler kaybettirdiler.

Vaaay Bursa’nın halleri vay…

Oysa elindeki siyasi gücü bir ateş topu gibi kimin üstüne atsa parça parça yanmaya namzet olanların hiç birine fırlatmadı.

Yaptığı hırs değil, devlet adamlığının göstergesiydi.

Operasyon üstüne operasyon yapsalar da, biliyordu kocaman yürekli adamı Recep Tayip Erdoğan.

Karaköy yangınında çıkardığı yasayla Van depremindeki konutların yapıldığını çok iyi biliyordu Recep Tayip Erdoğan.

Siz ne dosya götürürseniz götürün Biliyordu Kocaman yürekli asil insanı Reis.

Abi diye Bursa’ya gelen zat yıllar sonra gidiyor helallik istiyordu Urfa’da.

Ve o yürekli insan “Ben bir şey yapmadım ki” helal edeyim hakkımı diyordu.

Halbuki, helallik isteyenler çok şey yapmışlardı kendisine.

Hakkına girmişlerdi.

Bunu görüp ve duyanlar ders çıkarmıyor hala daha dedikodu üretiyor ama dedikoduya da meydan okuyordu.

En son çağdaş gazeteciler derneğinde, “Hesaplaşmak isteyenlerin yürekleri varsa çıksın karşıma” diyordu.

Hemen aklıma en son il danışmada Sayın Çelik’in “Arkamdan dedikodu üreten şerefsizler burdayım” haykırışı geldi aklıma.

Kimisinin dayısı, kimisinin dayısının oğlu meclis üyesi olmak için prensipleri çiğnerken yine kendisine atıyorlardı suçu.

Şerefsizler derken de salonu terk ediyordu bazıları.

Büfe peşinde koşan milletvekilleri salonu terk ediyordu.

Vaaay Bursa’nın halleri dercesine.

Dokuz sene bir fiil Bursa da siyaset yapan Faruk Çelik, hafızadan bahsediyordu.

Demek ki boşuna koymamıştık sitemizin adını “Bursa Hafıza” diye.

Bir üst akıl falan olmadan hakikaten hafızası olmalı Bursa’nın ve Bursalıların.

Kimsenin ekmeğiyle oynamadım derken, kimse çıkamıyordu belki karşısına.

Bir bakan olarak bunu söylüyordu.

Düşünün bir il başkanı, düşünün bir belediye başkanı insanların ekmeğiyle oynadı.

Ve en büyük mağduru da benim belki de Bursa da.

Ekmeğimle oynadı İl başkanı.

Allah muhafaza ya bir bakan olsaymiş.

Ve Sayın Çelik konuşurken ekranlara kilitledi Bursa’yı.

Mütevaziliği elden bırakmıyor, kendi öz evladının düğününü bile konuşma gereği hissetmiyordu.

Memleket meseleleri varken çocuğunun düğününün ne önemi vardı adeta.

Verdiği mesaj bu muydu dersiniz.

Vaaay Bursa’mın halleri vay.

Güneydoğuda Urfa da ki en ücra köşesine on iki kilometrelik yola verdiği söze beş yüz bin lira (beşyüz milyar) ödenek çıkardığını söylerken, verdiği sözün arkasında olduğunun en açık göstergesiydi.

Bursa ya verilen dişli tiren sözünün ne önemi var.

On yıl geçti çenemizi sıkmaktan dişlerimizi kırdık.

Oysa halk kendi yaşam alanlarını kolaylaştıracak icraatlar bekliyor siyasilerden.

Bir kez daha anladık ki neden sevilen insan, neden siyasette hep var olan insan.
İşte büyük siyasetçilik söyleneni değil yapılanı baz alıyor.

Yapılan reformlar çalışma bakanlığında ki kadar diyanette de apaçık ortada.

Dokuz ay boyunca tarımla alakası olmayan Bakan Çelik, adeta Türkiye ye tarım dersi veriyor. Sosyal güvenlikte ki gibi iki yüz yıllık gelecek planlıyordu.

Yetmiyor Cerablus’tan istenen tohumlara müdahale ediyor, hayvancılığa müdahale ediyor.

Yani orta doğunun kaynayan kazanında Tayip Erdoğan felsefesiyle bütün Müslümanlara kucak açıyor bakanlığıyla.

İşte bu mu devlet adamlığı…

Evet ta kendisi.

Vaaay Bursa’mın halleri vay.

Siz dosya taşımaya devam edin.

Değirmenin çarkının dönmesi için su lazım değil mi?

Taşıyın taşıyın.

Övütüyor Sayın Çelik götürdüğünüz dosyaları değirmen misali.

Haaa yanlış anlamayın değirmen derken, Osmangazi’nin Dobruca da ki değirmen tesislerinden bahsetmiyorum.

Orda ki siyasi dinazorların da dedikodularından bahsetmiyorum.

Gerçekleri söylüyorum.

Acı olsa da.

Vaaaaay Bursa’mın halleri vay.

Bu haliniz içindeki insan halleri.

Bir kez daha anladık ki yanlış yoldasınız.

Ne taşıdığınız dosya ne ürettiğiniz dedikodu siyaseten bu adama zarar vermez. Çünkü adam sizin taşıdıklarınızla değil memleketin derdiyle dertleniyor.

Bursa da ki bazı bakanları ziyaret eden teşkilatın hangi teşkilat olduğunu bilmeyenlerden Bursa hizmet bekleyecek ha…

Olur olur.

Çoook beklersiniz çok.

Vaaay Bursa’mın halleri vay.

Hala daha siyasi uzlaşmayı, bütünleşmeyi beceremediler.

Oculuk buculuk yaparak teşkilatları böldüler de Aslan yürekli adam Sayın Çelik’in yine kimseye zerre kadar sitemi yok.

Diyor ki sadece kaybedilen hizmetler önemli.

Bu işin sonunda sizde bir otel lobine gidip ‘hakkını helal et’ demeyin sakın haaa.

Gemi teknelerinde, Mudanya açıklarında, Marmaris açıklarında, Amerikan bandıralı savcı hakimlerle kumpas yapanlar.

Bu işin sonunda başarı yok.

Burdan size ekmek çıkmaz.

Bak o savcıların hepsi içerde.

FETÖ denen zilletle Faruk Çelik’i silmeye çalıştınız.

Silemediniz..

Neden?

Çünkü güneş balçıkla sıvanmıyor bunu öğrenemediniz.

Ama gerçek olan şu ki, Bursa Doğruyol, Anap döneminden beri ilk defa hizmeti yakalayacak bir adam bulmuşken, siyasi ihtiraslarına yenik düşerek çeşitli kumpaslarla siyasi tayin yaptırdığını zannedenler şunu unutmamalı ki, kazanan siz gibi görünseniz de kaybedenin bursa olduğu aşikar ortada.

Oysa sizin kazandığınızı zannettiğiniz şey bir zamanlar Cübbeli Arınç’a “Devlet burada, Arınç burada” derken, Arınç’ı başbakan yapmaya uğraşırken, 15 Temmuz gecesi 16 katlı binanın altında güvenlik gardı alırken, işte Aslan yürekli adam Faruk Çelik Ankara Polatlı’dan o şartlar altında Gölbaşı’n dan MİT’in bombalandığını görüyor, Demokrasi ve Cumhur’un REİS’i Tayip Erdoğan’a sahip çıkma adına Ankara’yı terk etmiyordu.

Siz iki tane ismi milletvekili yapayım diye çeşitli kumpaslarla uğraşırken, Sayın Çelik 5’i nasıl 11 yaparım hesabındaydı.

Hani Tayip Erdoğan’ın bir TV de Bursa zaten 9-10 milletvekilini çıkarıyor. On bir olsa ne olacak on olsa ne olacak. Ama Urfa giderse Türkiye’nin belki de kırılma noktası olacağını söylüyordu.

İşte sizin başarı olarak gördüğünüz şekilde Faruk Çelik bir görev adamı olarak Reisin görevlendirmesini reddetmiyor, siz ne derseniz deyin ben görev adamıyım diyordu.

Hani günlük münazara sorusu var ya, ‘Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar.’

Kime sormuşlar bu soruyu.

Ünlü Denizli Horozuna..

Horoz ne demiş..

“Ben işimi yapar diker geçerim.”

Sayın Çelik e siz ne derseniz deyin tekstildeki ünlü Çima dikişiyle ki, özellikle kotlarda kullanılır sağlam olsun diye.

Siz ne derseniz deyin overlok, reşme, çima hepsiyle çift dikiş dikiyor geçiyor Sayın Çelik.

O sağlam dikişi sökmek size zor gelir.

Parmaklarınız parçalanır.

Sonra da kumaş yırtılır da mendil parçası gibi elinize alırsınız “biz nerde yanlış yaptık vay anam vay anam” der ağlar durursunuz.

Benden söylemesi.

Sonuç şu ki; Avrupa da ki et fiyatlarından bahsederken, fiyatların o kadar düşük olmasında ki en büyük sebebi domuz eti tüketimim çok fazla olduğunu ve domuz eti maliyetinin çok düşük olduğundan bahsetti.

Haksız da değil.

Bizim dinimizce haram.

Ama çözümü bulacak söyledi.

İstanbul da et ve süt kurumunun mağazaları çoğalacak, çevre illerde ki hayvan alımının arz talep dengesini ayarlayacak ve fiyatlar da makul seviyeye gelecek.

İzleyin görün.

Ama asıl önemlisi şu.

Dikkat, Domuz eti yemek Sümma haşa haram. Müslümanlar yemez, yanına bile yaklaşmaz. Bu Müslümanların, inancın gereğidir.

Ama bir şey daha var.

Bir adamın arkasından dedikodu yapıp iftira atmak, gıybet yapmak İslam’a göre domuz eti yemek gibidir. Hatta ondan daha beterdir.

Aman haaaa…

Domuz eti yemeyim derken gıybetle domuz eti yediğinizin farkında olun, Allah’ın karşısına çıkmaya bir yüzünüz olsun da Bakan Faruk Çelik’in dediği gibi iki yüzlü olanlardan olmayın tek yüzlü olun.

Hadi bana eyvallah.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz