Kadının kolu, Cemo’nun, rolü,  Ali’nin yolu!

16 Haziran 2016 Perşembe, 14:39
alim şahin

Şu kadın kolları.

Derlerde kimse inanmaz.

Zor be arkadaş.

Akdeniz oyunları gibi.

Yaşanan süreç bin bir türlü zorluklarıyla Endülüs misali.

Perde arkası savaşlar.

Bir Osmanlı çıkarmasıydı beklenen.

Belki de ilk kez bu kadar sancılı bir dönem yaşanıyor genelde.

Bu başarı ya atılan Bursa imzası.

Kahraman kadınların imza attığı bir süreçti yaşanan.

Tam iki grup halinde 7 kişi genel merkeze davet edildi.

Ama şu ana kadar ses yok.

Ne çok zor muş dedirtti herkese.

Hakkını verelim zor süreç.

Karar vericiler dikkatli.

Hataya mahal yok derken daha büyük hataya imza atmaktan korkuyor.

Ve bugün yarın bir görevlendirme olur.

Olur ama bunun vekalet düzeyinde olması yüksek ihtimal.

Neden mi?

Davet edilenlerin bazıları görevi kabul etmezken, bazılarının da yeterli görülmediği kanısı var.

Ortada ki tablo, sıkıntı yaşandığına dair..

Bırakın dairi ortada güpe gündüz sıkıntı var.

 

NE OLACAK?

Mevcut tabloyu yorumlamak gerekirse…

Bir atama yapılacak.

Ama bu vekaleten olur.

Bu görevlendirme, Ramazan Bayramı sonrasında da detaylı bir atamayla son bulur.

Ama bu sıfır kilometre biriyle yola devam edilir.

 

VEKÂLETEN KİM OLUR?

Mülakata gidenlerin içinden de olabilir hali hazır yönetimde bulunanlardan da olabilir.

Zaten durumu mevcut siyasi işler başkanı vekaleten götürüyor.

Genel merkezin yerinde olsam aynen devam derim.

Vekaleten yetkisini tazeleyip Selime Yavuz ile birlikte asıl atamaya kadar devam ederim.

Mantık yürütülmesi halinde en doğal olanı bu.

 

OLMADI HANIMLAR

Onu istemem şunu yan cebime koy.

Bu tavır daha önce yaşandı mı bilmem.

Ama Ankara’ya davet edilen ve görev verilmek istenenler bu görevi elinin tersiyle geri çevirdiler.

Haklılar mı?

Hayır.

Ak parti de onurlu bir görev tevdi edilecek ve siz bunu kabul etmeyeceksiniz.

O zaman partimin hizmetkârıyım ayaklarını geçin.

Kimse yutmaz bu saatten sonra.

Neymiş efendim.

Kadın kolları başkanlığını istemem.

Gerekçe.

İşlerim var.

Yoğunum.

Verimli olamam hikâyeleri.

Bir diğer sebep…

Onunla, yani Cemalettin Torun olduğu sürece yokum.

Yanlışsınız yanlış.

Partinin size ihtiyacı var ise bu tür mazeretleri genel merkezin külahına anlat.

Gerçi Genel merkezde de külah yok ama anlatacak bir yer bulursunuz nitekim.

İşleri yoğun sebebiyle görevden kaçanlara İlk 10’da Milletvekili sırasına koy havada uçar karada yakalar.

O zaman işleri hafifler.

Bütün problemler anında çözülür, sorunlar ortadan kalkar.

Neymiş, Cemalettin Torun varsa ben yokum.

Yok yaaa.

Partini seviyor, davana hizmet etmek istiyorsan taşın altına elini koyacaksın.

Sen olmazsan Cemalettin gibiler işte böyle meydanı boş bulur.

Al görevi mücadeleni yap başarılı ol.

İlk seçimde de milletvekilliği cepte.

Eğer vekillik yoluna gireceksen bunu hak etmelisin.

Ha.. Şu an ki vekillerin kaçı hak etmiş derseniz, Efkan Ala haricinde bir kişi.

Diğerleri damdan düştü.

Durum ortada.

Burda yazıyorsun ama…

Aması maması yok.

Hepsinin yüzüne de söylerim.

Yani hak ediş diye bir gerçek var.

Ama hepsine de saygı duyarım.

 

CEMALETTİN ALİ HAZRETLERİ!

Cemalettin Torun’a da saygı duyarım.

Nihayetinde hali hazır da başkan.

Amacımız yanlışları dile getirmek.

Bu arada deniliyor ki, bu kadar düşmanlık niye.

Hayır kardeşim düşman kelimesi sana ait.

Benim ki dost uyarısıdır.

Eğer Reis’in davasında birileri bir yanlış, bir hata yapıyor da birileri uyarmıyorsa gerçek düşman odur.

Benim uyarım iki yıl öncesinden başlayan yanlışı düzeltmekti. Şu hatadır demekti. Hatayı söyleyince kötü oluyorsak ortada samimiyetlikten bahsedilemez.

Yaşadığım tüm zorluklara rağmen, ekmeğimden işimden olmama rağmen, yüz milyarlarca liralık maddi kaybıma rağmen, kazandığım Davalara rağmen Cemalettin Torun’a yönelik ne kinim ne de düşmanlığım yok olmadı da.

Sonuç’ta mesleğimin gereğini yapıyorum.

Ama Sayın Torun hata üzerine hata yaptı biz sadece uyardık.

Tabi uyarınca kötü olduk.

Eğer Sayın Torun bir tel açım “Şu yanlış, düzeltebilir miyiz, doğrusu şudur” diyebilme erdemliğini gösterseydi bunca sorun yaşanmayacaktı.

O ne yaptı?

Baskı politikasına başvurdu. Bu da daha fazla hata yapmasına neden oldu. Partiye ve siyasi kariyerine zarar verdi.

Benim kimseye yönelik ön yargım olmadı meslek hayatımda.

Cemalettin Torun’a da olmadı.

Kişiliğine de saygı duyarım.

Ama Sayın Torun’un yanlışları olduğu sürece uyarmaya devam edeceğim.

Ben bu davanın, REİS’in davasının hak ettiği yerde olmasına inanıyorum.

Mücadelemiz bu yöndedir.

Kim yaparsa yapsın yanlış her yarda yanlıştır.

Yanlışa da yanlış diyebilmeli.

İşte biz bunu dedik kötü olduk.

Ama birileri gibi dalkavukluk yapsaydık çoktan palazlanmıştık.

Bir kez daha diyorum.

Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.

Cemalettin Torun ve Ali Yılmaz bu partiye büyük zararlar vermiştir.

Özellikle Ali Yılmazla ilgili çok konuşulacak konuları duyunca bakalım kimler küçük dilini yutacak.

O masum mümin edebiyatı yapan Ali Yılmaz.

Hani dava, samimiyet testini hep kendilerine yontturan kafalar.

Kendilerinin olmayan o kafalar kimlerin dersiniz?

Hiç kimse İnsanların ekmeğinden oynama cüretini göstermez.

Bu vebali omuzlarına yüklenenler helalleşmedikçe dünyada da ahrette hesabı zor olur.

Allah huzurunda bu hesabı kimse veremez.

O Rahman, O Rahim ki; Kul hakkıyla gelmeyin der.

Her kulun yanlışı ve yanlışlarımıza rağmen; Allah kulu kul  hakkıyla imtihan etmesin.

Amin…

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz