
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti misyonu var olduğu sürece kurulan, yeni kurulacak olan veya yeni çıkacak siyasiler liderler mevcut muhalefet zihniyetine sahip olduğu müddetçe asla iktidar yüzü göremezler.
Bugün malum irili ufaklı muhalefet parti ve liderleri hepsi birden aynı düdüğü çalıyor.
Sürekli Erdoğan’a ve iktidara saldırıyor.
Tek dertleri, Erdoğan gitsin!
Gitsin de ülke tarumar olsun, yıkılsın perişan olsun umurların da değil.
Yeter ki Erdoğan gitsin de ne olursa olsun gerisi önemli değil.
Zaten Erdoğan’ın gitmesini Haçlı ittifakı da istiyor Netanyahu da istiyor.
Peki siz neden istersiniz?
Çünkü siz de batılılar dan farklı düşünmüyorsunuz.
Erdoğan sonrası oluşacak olası kaos tufan içinde bulunduğumuz geminin batması anlamına gelir.
İşte Erdoğan gitsin de ne olursa olsun şeklinde düşüncelerin arkasında yatan gerçek de budur.
Zaten 23 yılda tarihte yazılamayan destanları, yapılamayan reformları yapan bir liderin gitmesini isteyenler ya ülke düşmanları batılılar, küresel güçlerdir, şeytani örgütlerdir, ya da içerideki hainlerdir.
İktidarın yaptığı atılımları, reformları görmezden gelerek küçük aksamaları devasa sorun gibi dillerine dolayanlardır.
Hızla giden trenin bir vagonunda sallanan zincirin sesini kendilerine konu edip parmaklarına sarıp sarıp duranlardır.
Zinciri bağlayarak katkı koymak akıllarının ucundan bile geçmiyor.
Oysa hedefine ilerleyen ve onca yükü taşıyan lokomotifi ve kaptanı sözüm ona görmüyor değersizleştirmeye çalışıyorlar.
Bunu yaparken de birbirlerinin yanlışlarını görmezden geliyorlar..
Ama o trenin içinde kendilerinin de var olduğunu biliyorlar.
Sosyal medyada herkesin dilinde pelesenk olmuş şu cümleler çok önemlidir.
Bakınız A şıkkı!
Fatih Erbakan…
CHP binasına gidiyor, el ele göz göze Özgür Özel ile görüşüp, birlikte erken seçim kararı alıp ortak basın toplantısı düzenliyorlar..
Oysa ki, Fatih Erbakan’ın Rahmetli Babasının en büyük düşmanı dönemin CHP’si idi.
MGK toplantısında alınan kararlarda rahmetli Erbakan Hoca’yı eleştiren, yerden yere vuranlar, bir kaşık suda boğmaya çalışanlar, boncuk boncuk terletenler CHP ve avaneleriydi.
Ve o dönemde CHP’nin aparatı olan 28 Şubat post-modern darbeci zihniyetiydi..
Bugün gelinen noktada “kişi celladına aşık olur lafı” tam da Fatih Erbakan için yerini buluyordu.
Şu hale bakın ki…
CHP’li belediyelerden her yerde yolsuzluk ahlaksızlık hırsızlık fışkırıyor ama Fatih Erbakan’ın gündeminde ne uşak belediye başkanı var, ne Bursa’daki milyarlık yolsuzluklar var, ne İstanbul, ne de diğer CHP’li Belediye Başkanlarının yaptıkları arsızlık yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, İrtikap, fuhuş, ahlaksızlık rezaletleri İle ilgili bir eleştiri yok.
Her konuşmasına Erdoğan’ın yanlışlarını anlatmakla başlıyor, Erdoğan’dan nasıl hesap soracakları ile bitiriyor….
Hangi parti liderini dinlerseniz dinleyin tek gündem Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur ittifakı.
Kimsenin ülke diye bir derdi bir düşüncesi yok, hedefi de yok…
Siz SİHA yaptınız ama daha iyisini, KAAN’ın daha hızlısını biz yapacağız diyen de yok.
Tek dertleri Erdoğan’ın nasıl yargılanacağı nasıl hesap sorulacağı planları.
Konuşmaların tamamı hep hamaset hep hamaset…
Yani yabancılar gibi ülkeyi yönetenlere büyük bir düşmanlık besliyorlar.
“Biz gelince işiniz bitti” türünde o derece bilenmişler.
“Ülkenin daha fazla refaha ve huzura ihtiyacı var, biz bunu saglamak için çalışacağız” diyen yok.
Bizim Erdoğan’ın yargılanmasına değil, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cumhur İttifakı’nın vizyonunun daha da ileri taşınmasına ihtiyacımız var…
Bu sözde liderlerin tek derdi Erdoğan gitmesi olabilir..
Bunların vatan sevgisi bu kadar.
Oysa bizim tek derdimiz ülkemiz ülkümüzdür.
İşte bu nedenle aradaki vizyon farkı milletimizin gözünü kamaştırıyor.
İşte bu yüzde en iyiyi doğruyu gören millet hep Erdoğan’ı ve Cumhur ittifakını iktidar yapıyor.
Muhalefet partileri aynı zihniyetin ürünü olduğu sürece asla iktidar yüzü göremeyecekler. Bunu bildikleri hâlde izledikleri yol dışarıdan emir doğrultusunda bir görüntü ortaya koyuyor.
Ve maalesef bu ülkenin asıl derdi asıl sorunu iktidar değil, muhalefet olduğu gerçeği millet tarafından biliniyor.
Yani Türkiye’de iktidar değil muhalefet sorunu var.
Burada iktidarın tek yapması gereken şey kendini milletine çok daha iyi anlatabilmesidir.
Milleti kıracak kararlardan uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Mesela geçmişte yapılan EYT den destek beklentisi varken millet üzerinde büyük bir eksi oluşmasına neden oldu.
Genç yaşta yapılan emeklilere ödenen para mevcut emeklilere zamlı maaş olarak yansıtılsaydı emekliler hayal kırıklığına uğramaz büyük bir kesimi sandığa olumsuz olarak yansımazdı.
Oysa emeklilerin çoğunluğunu oyunu alsaydı bugün bu puanlar kaybedilmemiş olacaktı.
Bu tür ve benzeri ayrıntılara dikkat edilmesi öncelikle vatandaşın memnun edilmesi şartı olmazsa olmazdır..
Dünyada olduğu gibi küresel ekonomik sıkıntıdan ülkemiz de etkileniyor.
Buna rağmen zengin Avrupa ülkelerinde yaşanan tökezlenme ülkemizde fırsatlara çeviriliyor.
Her krizden yeni fırsatlar doğar mantığıyla krizleri kâra geçiren bir lideri sahibiz.
İşte bu “lider gitsin de ülke batsın” mantıyla hareket eden böyle bir muhalefeti Allah hiçbir ülkeye vermesin.
Böyle bir zihniyete sahip muhalefeti düşman başına bile vermesin.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
MANŞET
18 Nisan 2026MANŞET
18 Nisan 2026MANŞET
18 Nisan 2026MANŞET
18 Nisan 2026MANŞET
18 Nisan 2026MAGAZİN VİDEO
18 Nisan 2026YAŞAM
18 Nisan 2026