Alim Şahin

Alim Şahin

19 Ekim 2026 Pazartesi

Bursa’nın vekillerle imtihanı! Ak partide hangi milletvekilleri değişecek?

Bursa’nın vekillerle imtihanı! Ak partide hangi milletvekilleri değişecek?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son zamanlarda olası erken seçim için AK Parti’nin hazırlık yaptığı gündemden düşmüyor.
Biz de seçim bazlı yaptığımız sohbetlerle milletvekili performans ölçekli sokağın nabzını tutmaya çalıştık.
Vatandaşların görüşleri beklentisi ve temennileri ile örtüşen bir süreçte ortaya şöyle bir tablo çıktı.

EFKAN ALÂ
AK Parti genel merkezindeki siyasi sorumluluğu öne çıkıyor.
Parti Genel Başkanvekili, yani genel başkan ve cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partideki 2’nci en yetkili kişisi. Erdoğan’ın yokluğunda AK Parti’nin tüm sorumluluğu ve yükü omuzlarında olan isim.

Aslında işin doğrusunu söylemek gerekirse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ulusal meşguliyeti nedeniyle partisine yeterince vakit ayıramaması, bu minvalde Ak Parti’yi en güvendiği isim sayın Efkan Alâ’nın idare ettiğini söylemek daha doğru olur.

Dolayısıyla bir Bursa milletvekilinin AK Parti’nin tepe yöneticisi olması kentimiz adına onur verici olarak değerlendiriliyor.

AK Parti milletvekillerinin başarısını veya başarısızlığını değerlendirirken bir isim varki onun rolünü ayrı ele almak gerekir. Çünkü bir milletvekilinin Bursa’ya katkısı yalnızca yaptığı açıklamalarla değil; yatırım, istihdam, sanayi, ulaşım, kentsel dönüşüm ve vatandaşların yaşam kalitesi üzerinde ortaya çıkan somut sonuçlarla ölçülmelidir.

Bununla birlikte diğer AK Parti Bursa milletvekillerinin performanslarını da değerlendirirken “Bursa’nın sorunlarını Meclis’e taşıma, merkezi bütçeden kaynak sağlama ve projeleri takip etme konusunda neler yaptılar?” sorusuna vatandaş nezdinde maalesef pek parlak bir cevap bulamadığımız gerçeği var.

Bursa halkına yansıyan sonuç: Açıklanan projeler gerçekten tamamlandı mı, kaç kişiye iş sağlandı, hangi sorunlar çözüldü ve hangi sorunlar devam ediyor?
Bir projeyi duyurmakla o projeyi hayata geçirmek aynı şey olmadığına göre aynı şekilde, Bursa’daki her ekonomik gelişmeyi tek bir siyasetçinin başarısına veya her sorunu tek bir siyasetçinin sorumluluğuna bağlamak da doğru olmaz.

MUSTAFA VARANK
Bursa’nın sanayisi, teknoloji yatırımları, ihracatı ve istihdamı için hangi projelere somut destek verdi?
Bu yazıda ağırlıklı olarak Mustafa Varank’ın ithal Bursa milletvekili olmasını Bursa’ya ne gibi faydası ya da zararı olduğunu işleyeceğiz.

Bilindiği üzere sayın Varank, 2018-2023 döneminde Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak görev yaptı;
Bakanlığı elinden alındıktan sonra Bursa’ya milletvekili olarak gönderildi.

Bugun itibarıyla bakanlıktan komisyon başkanlığına tenzili rütbe olarak görevini sürdürüyor.

Tıpkı Bülent Arınç gibi Mustafa Varank‘ın Bursa’ya milletvekili olarak gönderilmesi şehrin yeni yatırımlarla uçuşa geçeceği gözüyle bakılmıştı.

Yani bir nevi Bursalı seçmen Varank’ın Bursa milletvekili olmasını bir umut ışığı olarak görmüştü.

Peki öyle mi oldu?

Bakanlık geçmişi ve mevcut komisyon başkanlığı, Bursa’nın otomotiv, makine, tekstil ve teknoloji sektörlerinin merkezi yönetim nezdinde temsil edilmesi için önemli bir imkân gözüyle bakılıyordu.
Kente yeni yatırımların kazandırılması, mevcut işletmelerin büyümesi ve nitelikli istihdamın artmasına önemli katkısı bekleniyordu.
Merkezi yönetimle ilişkileri gözönüne alınırsa Bakanlıklarla, yatırımcılarla ve ilgili kurumlarla yürütülen çalışmalarda Bursa’ya kaynak ve proje kazandırılmasının önüne çıkabilecek engellerin kolaylıkla aşılacağı umuluyordu.

BURSA NE UMMUŞTU NE BULDU!
Ne yazık ki bir umut ışığı olarak görülen Mustafa Varank’ın Bursa’ya gönderilmesi Bursalılar üzerinde tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı.
Sanayi kaynaklı hava ve su kirliliği,
Trafik ve ulaşım sorunlarının devam etmesi,
Deprem riski ve kentsel dönüşümde gecikmeler,
Sanayi büyürken yaşam kalitesinin veya çevresel koşulların kötüleşmesi.
Ve hızlı Tren!
Kendi uzmanlık alanlarında bulunan bu başlıklarda hiçbir katkı sunamadığı görüldü.

Bu arada birileri Togg ve batarya fabrikası yatırımını öne sürebilir.

Bunun cumhurbaşkanının bir milli devlet politikasının ürünü olduğunu sanırım bilmeyen yoktur.
Bu nedenle bu konu sayın Varank ‘ı aşan bir konu.

BURSA VEKİLLERİ İÇİN PROTOKOL FOTOĞRAFLARI DEĞİL, SOMUT SONUÇLAR KONUŞULMALI
Bursa, Türkiye’nin sıradan şehirlerinden biri değil. Sanayisiyle ekonomiye yön veren, otomotivden tekstile, tarımdan turizme kadar birçok alanda ülkenin yükünü taşıyan büyük bir şehir.

Ancak Bursa’nın büyüklüğü, sorunlarının da küçük olduğu anlamına gelmiyor.
Ulaşım, trafik, kentsel dönüşüm, çevre kirliliği, sanayinin geleceği, tarım alanlarının korunması, gençlerin istihdamı ve emeklilerin geçim sıkıntısı… Bursa’nın gündeminde çözüm bekleyen pek çok başlık…
İşte tam da bu noktada, AK Parti Bursa milletvekillerinin performansını sorgulamak gerekiyor.

Bir milletvekilinin başarısı yalnızca kaç toplantıya katıldığıyla, kaç açılışta kurdele kestiğiyle ya da sosyal medyada kaç paylaşım yaptığıyla ölçülemez. Asıl ölçü, Bursa’nın sorunlarını Ankara’da ne kadar güçlü gündeme taşıdığı ve bu sorunların çözümüne ne ölçüde katkı sağladığıdır.

Bugün AK Parti’den Bursa’yı temsil eden on milletvekili bulunuyor.

Yazının girişinde iki isimden bahsettik.

Diğer olarak…
Ahmet Kılıç, Ayhan Salman, Emel Gözükara Durmaz, Emine Yavuz Gözgeç, Muhammet Müfit Aydın, Mustafa Yavuz, Osman Mesten ve Refik Özen yer alıyor.

Bursa’nın çözüm bekleyen sorunlarını AK Parti İl Başkanı değil, Belediye başkanları ilçe başkanları, mahalle başkanları değil milletvekilleri Ankara’ya taşır, takip eder somut sonuç ortaya koyar ve halka ve seçmenin kalbinde elde ettiği başarının yansımalarını görür.

Bir de bunun tam tersi vardır, yeri ve zamanı geldiğinde seçmen görev verdiği vekiline son sürat şamarı indirir.

İşte bugün böyle bir süreçten geçiyoruz.

Peki, bu isimlerin Bursa’ya katkısını nasıl ölçmeliyiz?

Bursa’nın sorunlarına ne ölçüde çözüm ürettiler?
Bu soruyu değerlendirirken temel ölçü, hangi milletvekili kaç açıklama yaptığı veya kaç açılışa katıldığı değil; Bursa’nın sorunları için hangi somut sonuçları elde ettikleri, hangi vaatlerin gerçekleştiği hangi sorunların hâlâ çözülemediğidir.

Mesela: Bursa için bütçe, yatırım, proje, yasal düzenleme veya kamu hizmeti bakımından ölçülebilir bir sonuç ortaya çıktı mı?
Milletvekilleri verdikleri sözlerin ne kadarını gerçekleştirdi, geciken işler için kamuoyuna açıklama yaptılar mı?
Bursa’nın ihtiyaçlarını Ankara’da ne ölçüde gündeme taşıdılar veya taşıyabildiler mi, ilgili bakanlıklardan sonuç alabildiler mi?
Unutulmasın!
Bir projenin açıklanmış olması, temel atılması, tamamlanması ve vatandaşın hayatında sonuç doğurması farklı aşamalardır.

Bununla birlikte halkla ilişkilerde iç içe olan halkın sorunlarına gösterdiği sıcakkanlı yakınlıkla gönüllere giren misyonu en verimli olarak kullandılar mı?

Kentin birçok noktasında bursalılardan elde ettiğimiz yansımalara bakılırsa AK Parti vekillerinin Efkan Âlâ dışında %80’inin değişmesi gerektiği mesajını veriyor.

Dokuz milletvekilinden iki tanesinin haricinde tamamının (7) değiştirilmesi yönünde bir görüş ortaya çıkıyor.

Devam etmesi yönünde istek ve temennilerin ağır olduğu bu iki milletvekilinin ismi şimdilik bizde kalsın.

Son söz olarak Bursa halkı, vekillerinden protokol fotoğrafları değil, kurdele kesimleri değil, tören ve toplantı katılımları görselleri değil somut sonuç bekliyor.

Unutulmamalı ki Milletvekilliği, yalnızca bir siyasi unvan değil; seçmene karşı sorumluluk taşıyan bir kamu görevidir.

Bursa’nın beklentisi, sorunların her seçim döneminde yeniden sıralanması değil, çözüm yolunda ilerleme kaydedilmesidir.

Trafikte zaman kaybeden vatandaş, geçim sıkıntısı yaşayan emekli, üretim maliyetleriyle mücadele eden çiftçi, yatırım yapmak isteyen sanayici ve iş arayan genç için önemli olan, hangi siyasi açıklamanın yapıldığı değil, hayatlarında neyin değiştiğidir.

AK Parti Bursa milletvekillerinin performansı da bu gözle değerlendirilmelidir.

Kim hangi sorunu gündeme taşıdı?
Kim hangi projenin takibini yaptı?
Hangi girişim sonuç verdi?
Hangi vaatlerin gerçekleşme durumu hâlâ açıklığa kavuşmadı?

Bu soruların yanıtları, kişisel kanaatlerden ve siyasi yakınlıklardan daha güçlü bir değerlendirme zemini oluşturacaktır.
Çünkü Bursa’nın ihtiyacı, yalnızca kendisini temsil ettiğini söyleyen vekiller yerine; temsil sorumluluğunun sonuçlarını açıkça ortaya koyabilen vekillerdir.

Bursalıların görmek istediği şey nettir: Daha çok görünürlük değil, daha fazla çözüm; daha çok vaat değil, daha fazla hesap verebilir olmak.

Sonuç; Bursa seçmeni AK Partili vekillerin %70’inden memnun değil.

Bu gerçek belki birilerini üzecek ama maalesef gerçek. İşte biz de bu gerçeği söylemek ve ona göre Bursalıların taleplerine uygun isimlerin yeni isimlerle yola devam etmesi gerçeğini hatırlatmak zorunda kalıyoruz.

Gerçek benim adamım yerine liyakat, özveri ve sorumluluk bilincini layıkıyla yerine getirebilecek isimler şimdiden tespit edilerek gerekirse AK Parti genel başkan vekili Efkan Alâ ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın masasına konulmalıdır.

Halkın istek beklenti ve taleplerini karşılayacak bu hazırlıklar şimdiden yapılmalı diye düşünüyorum.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Devamını Oku

Seçim Bitti Peki Bu Ne?

Seçim Bitti Peki Bu Ne?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kazanan kazandı kaybeden kaybetti!

Bundan sonraki öncelik, Bursa iş dünyasının beklentilerine cevap vermek olmalıdır.

Fakat seçim sonuçlarının AK Parti Bursa teşkilatlarına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik daha geniş bir siyasi tartışmanın malzemesi hâline getirilmek istenmesi, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.

Özellikle bugünlerde dikkati çeken, Çeşitli medya hesaplarından AK Parti Bursa il başkanı Davut Gürkan, yerel teşkilatlar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik organize olduğunu düşünülen saldırı haberlerinin yoğunlaştığı görülüyor.

“Bunun sebebi ne olabilir” diye bakıldığında tartışmanın doğal siyasi eleştirilerden mi, kişisel hesaplaşmalardan mı, yoksa gerçekten koordineli bir medya çalışmasından mı kaynaklandığını anlamak zor olmasa gerek.

Oysa Bursa’nın ihtiyacı, kimin hangi siyasi hesabı yaptığına ilişkin bitmeyen iddialar değil; belgelerin konuştuğu, eleştirilerin cevaplandığı ve herkesin sorumluluğunu üstlendiği bir siyasi ortam olmalıdır.

Zira sandıkta kaybeden bir aday olabilir; ancak her seçim sonucunu siyasi yıkım senaryosuna dönüştürmek, kazananı da kaybedeni de aşan bir tartışma yaratır.

Şimdi sorulması gereken soru şudur:
BTSO seçimi gerçekten sona erdi mi, yoksa Bursa’da yeni bir siyasi mücadele seçim sonrasında mı başladı?

Bu sorunun cevabını manşetler değil, belgeler vermelidir.

.

SEÇİMLER BİTTİ, MEDYA HESAPLAŞMASI MI BAŞLADI?

Bugün bir gerçek var ki ortada AK Parti’ye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sosyal medya ve çeşitli hesaplar aracılığıyla organize bir saldırı var!

Hedef yalnızca teşkilatlar mı, yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi iradesi mi?

Seçim sandığından çıkan sonuç tartışmaları sona erdirmek yerine yeni bir siyasi tartışmanın kapısını araladı.

Asıl mesele, BTSO seçiminde yaşanan rekabetin ardından siyasi sorumluluğun kimlere yüklendiği ve bu sonucun hangi siyasi hesaplaşmaların aracı hâline getirildiğidir.

Bir meslek kuruluşundaki seçim sonucu, tek başına bir siyasi partinin başarısızlığı anlamına mı getirilmek isteniyor?

Aynı şekilde, kazananlarca sonucun Cumhurbaşkanı’nın siyasi iradesinin reddedildiği algısı mı yapılmak isteniyor..

Seçim sonuçları üzerinden parti yönetimini, teşkilatları ve genel siyasi liderliği aynı anda tartışmaya açan bir söylem ortaya çıkarılmak mı isteniyor?

Sahi seçim sonrası da AK Parti il Başkanı Davut Gürkan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olumsuz haberlerinin yoğunlaşması’nın arkasında ne yatıyor?

.

ELEŞTİRİ Mİ, SİYASİ ALGI MI?
Seçim dönemlerinde medya kuruluşlarının farklı adayları desteklemesi, mevcut yönetimleri eleştirmesi ve siyasi yorumlar yapması olağandır.

Basın özgürlüğünün gereği de budur.
Ancak gazetecilik ile siyasi kampanya arasındaki sınırın nerede başladığı da önemlidir.

Aynı iddiaların farklı mecralarda tekrarlanması, haberlerin benzer bir siyasi çerçeveye oturtulması veya eleştirilerin belirli isimler etrafında yoğunlaşması kamuoyunda ne yazık ki bazı şüpheler oluşturdu.

Bu nedenle Bursa’da seçim sonrasında yayımlanan haberler için şu soru sorulmalıdır:
AK Parti İl başkanı Davut Gürkan, yerel teşkilatlar, belediyeler, özellikle başarılı dönem geçiren Yıldırım Belediyesi üzerinde kurgulanan olumsuz algı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik üretilen olumsuz haberler birbirinden bağımsız mı, yoksa tek bir merkezden mi yürütülüyor?

Konuyu sistematik biçimde AK Parti teşkilatlarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sırf karalama kampanyasına dönüştürmekle kimler neyi hedefliyor?

Burada siyasetin temel kuralını hatırlamakta fayda var: Siyasetçi, AK Parti Bursa teşkilatları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştirilmesi başka, hakkında doğrulanmamış iddialarla kamuoyu oluşturulması başkadır.

Siyasi eleştiri, kişileri veya kurumları yıpratmayı amaçlayan, dayanaksız suçlamalara dönüştürülmeye çalışılıyorsa burada art niyet aranır.

.

BURSA TEŞKİLATLARINA DÜŞEN GÖREV
AK Parti Bursa teşkilatları açısından özellikle bu süreçten çıkarılması gereken dersler vardır.

Teşkilatlar, kendilerine yönelik eleştiriyi dışarıdan olduğu gibi içeriden yürütülen bir operasyon olarak değerlendirme hakkına sahiptir.

Eğer bu kanaat hasıl olmuşsa radikal kararlarla bunun önüne geçmek için hamleler yapmak için geç kalınmamalıdır.
Aksi halde anlam teşkil etmeyecektir.

Hal böyleyken Bursa’da AK Parti’nin gücü yalnızca teşkilat yapısıyla değil, seçmenle kurduğu ilişkiyle de ölçülür.

Bu nedenle siyasi tartışmalardan sıyrılıp sorunları, yatırımlar, istihdam, ekonomik beklenti ve hizmet konusunda mesafe katedilmesi için her yol denenmelidir.

İçerden veya dışarıdan gelebilecek her türlü organize saldırıya en iyi verilecek cevap da budur.

Bununla birlikte Cumhurbaşkanı’na yönelik eleştirilerin hangi ölçüde arttığı, hangi yayınlarda yoğunlaştığı ve aynı söylemlerin nasıl dolaşıma girdiği kesin sonuca gitmek için araştırılmalıdır.

Eğer gerçekten koordineli bir kampanya yürütüldüğünü gösteren somut bulgular elde edilirse bunlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Gerçeği ortaya çıkarmak için hem iddiaları hem de bu iddialara verilen cevapları aynı ciddiyetle değerlendirmek gerekir.

Velhasıl sonuç olarak Bursa’da AK Parti’nin en büyük rakibi muhalefet değil, AK Partili gibi görünen akp’lilerdir.
Bu yerelde olduğu gibi genelde de böyledir.

Allah memleketimize zeval vermesin.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Devamını Oku

Bursa Ak Parti Arınmalı.! BTSO ve Malum Zevat ! Yıldırım’a Atılan İmza…

Bursa Ak Parti Arınmalı.! BTSO ve Malum Zevat ! Yıldırım’a Atılan İmza…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Karşıdan değil içerden vurulmaya çalışılıyor.

Zaten dışarının vurabileceği hiçbir darbe de yok.

Ama içeriden gedik açmaya çalışmak en önemli ve en kolay yol olsa gerek.

Örnek ; fon vurgunu en önemli örneklerden biri olarak ortaya çıktı.

Ya çıkmayan farklı örnekler!

Mesela iç ajanların temsil ettiği kitle Bursa‘da her neyse oyları zaten eskidende gelmiyordu.

Bunlar eskiden beri bilinen gerçeklerdi.

Bugün yapılacak bir ayıklama operasyonu zaten gelmeyen oylar olması nedeniyle kaybedilmiş hiçbir şey olmayacağı bilindiğinden yere daha sağlam basma adına adım atılmış olur diye düşünüyorum.

Zira kapalı kapılar ardında renklerini belli edenler o renkleri önlerine koymanın zamanı geldigini de düşünüyorum.

Buna göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayağına takoz olanlar bir süre sonra mecburen gerçekte saflarını alenen belirlemiş olacaklardır.

Kaldı ki, muhalif cephe ile bu girişimsel ortak ruhun AK Parti’ye vurabileceği en büyük darbe zaten vurulmuştur..

Bundan daha kötüsü olamaz.

Bu saatten sonra toplum olarak herkes gerçekleri öğrenmeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik yapılan bu kumpasların, parti içi ayak oyunları oynanmasını artık izin verilmelidir.

“Herkes kendi başına bir güç, bir kutup oluşturamaz” buna izin verilmemelidir.

Güçler Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisinin yerel temsilcileri etrafında birleşmelidir.

Oysa tam tersi uygulamalarla kendilerini kutup ilan eden, oluşturulan Parti içi muhalif ayrımcılığı ile rakip partilerle perde arkası işbirliği yapanlar ifşa edilerek herkesin gerçek yüzü ortaya dökülmelidir.

.

TEMİZLİK VE ARINMA!

Bu şahısların AK Partili gibi görünüp yerel yöneticilere ve teşkilatlara yönelik adeta hücre ajanlarıyla verdikleri büyük tahribatın yanında, isim yapmış bazılarını da kullanarak Erdoğan ve partisinin önüne set çekmeye çalışıyorlar.

Dolayısıyla bu imkan vatandaşın önüne serilmeli, kimlerin ne tür atraksiyon içinde olduğunu gerçekte görmeli ona göre notunu vermelidir.

Bunun için önümüzde yapılacak ilk seçimlere kadar saflar netleştirilmeli, AK partililerle AKP’liler ilk kez ayıklanma gerçeğiyle ile yüzleştirilmeli, muhalefetle iş tutanlar ilgili adreselere postalanmalıdır.

“Zaten ikiye ayrılan CHP’nin bu anlamda bir başarı hikayesi yazmasının mümkün olmadığı gerçeği de gözetilerek, zamanlama ve sürecin uygun olduğu bu dönemde AK parti’de büyük bir temizlik yapılması adeta şart olmuştur.”

.

BTSO SEÇİMİ VE MALÛM ZEVAT!
Bursa’da bazı müdürlerin görevlerinden alınması ve yenileriyle değiştirilmesi konusunu “intikam” olarak yorumlayan sol görüşlü bazı gazeteciler her zaman olduğu gibi en küçük basit bir olayda bile hücum botlarını AK Partili yöneticilere sürüyorlar.

Oysa bu kişiler rutin bir müdür değişikliğini “intikam” olarak yorumlarken, bizzat bazılarının BTSO seçimlerinde intikam hırsıyla hareket ettiklerini, hatta bu ifadeyi kulislerde birçok yerde dillendirerek konuşulduğunu bildikleri halde görmezden gelmeleri tabii ki oldukça manidardır.

Hedef AK Parti olunca yapılan rutin tasarrufu bile çeşitli sıfatlar yakıştırarak Parti içi uyuyan hücrelerine her zaman olduğu gibi gaz verme görevlerini asla ihmal etmiyorlar.

YILDIRIM’A ATILAN İMZA
Dünya, Türkiye’mizin etrafı, ülkemizin geneli, yerelde Bursa’mız.. Yaşanan her türlü gelişmeler ortadayken Yıldırım belediye başkanı Oktay Yılmaz özellikle parazitlere kulaklarını tıkamış, sadece ama sadece vatandaşa hizmet yolunda AK Parti belediyeciliği çıtasını daha fazla yükseklere nasıl taşırımın derdine düşmüş.

Bunun için Yıldırım’da özellikle deprem riski olan bölgeler başta olmak üzere kentsel dönüşümle daha kaliteli yaşam şartları oluşturmak adına önemli başarılara imza atmış atmaya devam ediyor.

Yıldırım’ın her noktasında dönüşüm adına Türkiye’ye örnek olan yatırımların bir yenisi de dün Davutkadı kentsel dönüşüm 2. etabının temelini atarak devam etti.

Temel atma töreni öncesi ve sonrası bölgede yaptığım görüşmelerde vatandaşlar başkan Oktay Yılmaz’ın çalışmalarından oldukça memnun olduklarını ifade ederken, yaşam alanlarının daha sağlıklı ve güvenli yerlere kavuşacaklarına inandıklarını belirttiler.

Bu da Yıldırımlıların önceki dönemlere nazaran belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a ve AK Parti belediyeciliğine güvendiklerini bir kez daha ortaya koyuyordu.

Yıldırım belediyesinin hizmete dönük yatırımlarda bir yandan açılışlar gerçekleştirirken, diğer yandan gerek sosyal alan gerek dönüşüm gerek yeşil alanlarla daha rahat yaşam koşullarını oluşturmak adına ilçede büyük bir çevresel dönüşüme imza atıldığı yönünde zaman zaman vatandaşlara yaptığımız sohbetlerde yansımalar alıyoruz.

Bu anlamda Yıldırım’da memnuniyet gerçekten eskiye nazaran oldukça üst seviye çıkmış durumda.

Bu memnuniyet başkan Oktay Yılmaz adını tarihe yazacak kalıcı imza olarak görülüyor.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Devamını Oku

BTSO’da Kim Kazanır? AK Parti’deki Solcu Hastalığı ve Davut Gürkan’ın Çabaları..!

BTSO’da Kim Kazanır? AK Parti’deki Solcu Hastalığı ve Davut Gürkan’ın Çabaları..!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) 1 Ekim 2026 Perşembe günü Bursa Fuar Merkezinde yapılması planlanan başkanlık seçimlerine 10 günden az bir süre kaldı.

Mevcut başkan İbrahim Burkay ile Özer Matlı‘nın yarışacağı seçimlerde ibre her zaman olduğu gibi İbrahim Burkay’dan yana olduğunu düşünüyorum.

Bunun için iş dünyasından gıyaben tanıdığım bazı üyelerin telefonlarına ulaşarak sürpriz bir yoklama yaptım.

Yaklaşık 14 kişiyi aradım.

Konuya dair görüşlerini sordum.

İlk başta kalıplaşmış cümlelerle “Bursa için hayırlısı olsun veya hangisi hayırlıysa o olsun” gibi flu ifadelerle karşılaştım.

Bunun bir anket olduğunu varsaymalarını, bu görüşmelerden yola çıkarak genel bir değerlendirme yapacağımı ifade ettim.

Dolayısıyla aday tercihlerinin çok net ifade etmeleri ricasında bulundum.

Kendileri “isim kullanmayacağıma dair söz istediler.

O sözü seve seve verdim, zaten onlar istese de isim kullanma gibi bir durum mümkün değildi.

Ve tam 14 kişi den 11’i oylarının renginin İbrahim Burkay’dan yana olduğunu ifade etti.

Diğer 3’ü ise henüz karar vermediklerine dair görüş bildirdi.

Bu tablodan yola çıkarak bu seçimin galibinin açık ara farkla İbrahim Burkay olacağını tahmin ediyorum.

Dolayısıyla seçim çalışmalarında verilen sözlerin çok da bir esprisi olmadığını düşünenler icraatlara göre yön belirledikleri ortaya çıkıyor.

Öyle anlaşılıyor ki, üyelerin bir kısmı diğer aday Özer Matlı‘yı kapalı kutu olarak değerlendiriyor.

Bu da üyelerin önünü görememeleri anlamına geliyor.

Bu nedenle İbrahim Burka’yın bu seçimde de favori oldu anlaşılıyor.

SOLCULUK HASTALIĞI

AK Parti içinde bir veba gibi yayılan solculuk hastalığı bir türlü tedavi edilemiyor.

Bazı Milletvekillerinden yöneticilere, belediye başkanlarından meclis üyelerine kadar bir salgın haline dönüşen hastalığa kapılanlara bu durum yarardan çok büyük zarar veriyor.

Kendilerini bir şekilde AK Parti çatısı altında belli makamlara atan ve özgün iradesiyle yönetim tarzı geliştiremeyenler açık ara zaaf vermek durumunda kalıyor.

Biz bunlara vekâlet yöneticileri diyoruz.

Bunun için ise burunlarının ucunda hep solcu eğilimler ağır basıyor.

Oysa bu durum geçmişten bu yana tecrübeyle sabit, kesinlikle kaybetme tehlikesini getirmiştir.

Bunu dahi idrak ekmekte zorlanan, iradesine yön veremeyen, kullanamayan, nefsi hislerine yenik düşenler rakiplerini de yenik düşmek zorunda kalıyor.

Tam tersini yapanlar ise her zaman başarılarını zaferlerle taçlandırmıştır.

En önemli en güçlü örneği ise dünya lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Bırakın solcu gazetecilere yaranmaya çalışmak, İstanbul belediye başkanlığından bu yana herkese ağzının payını peşin ve net cevaplarla vermiştir.

Bir bakıyorsunuz Bursa’da bazı AK Partili isimler, adam AK Parti’ye Erdoğan’a alenen çakıyor bunlar bu kişilere yaranmak, şirin görünmek adına ayaklarına kadar gidip ziyarette bulunup bir de utanmadan sıkılmadan foto paylaşabiliyorlar.

Sonra gazetenin ya da haber sitesinin sahibi solcu CHP’li ya da yeni Partili, yazarları yine öyle habire AK Parti’ye, il ilçelere, Erdoğan’a iktidara sallıyor ama ne yazık ki AK Partili belediyeler bunların sütunlarını reklamlara boğuyor.

Burada bir tuhaflık var.

Aynı şeyin tersinde ise CHP’li ya da yeni Partili kısaca solcu belediyeler AK Partili bilinen gazete veya gazetecilere karşı tamamen duvar örmüş durumdalar.

O zaman sormak lazım, ortadaki bu tuhaflık nerden kaynaklanıyor?

Bunlar sanıyor ki, “bir solcu gazeteci beni yazdığı övdüğü zaman prim yapacağım!”

Hadi prim yaptığını düşünsün de bu sol seçmen üzerinden mi yapmış olacak, AK Parti seçmeni ya da tabanı üzerinde mi yapmış olacak?

Eğer böyle bir düşünceye sahipse ki bu siyasetçi ya da yönetici ya da vekili her kimse kendi ayağına sıktığını anladığında kaybetmiş olacak.

Erdoğan ve AK Parti ilaveten AK Partili yerel yöneticilere düşmanlık yapmışların yazdığı isimler bir defa AK Parti seçmeni ve tabanı üzerinde prim yapmayacağı gibi var olan itibarını da bitirecektir yerle yeksan edecektir.

Bu hep böyle olmuştur.

Zira “eğer içinizden birinizi düşmanlarınız (siyasi) övüyorsa, bilin ki o sizden değildir.”

Bunun anlamını bilmeyen yoktur.

Birde alenen düşmanlarınızla iş tutmaktan çekinmeyenler var ki, onlar partisine sözde hizmet ediyormuş gibi görünürler.

Bu saydıklarımızın tamamı Ak parti içinde yaşanıyor.

Bunlar kah milletvekili kah belediye Başkanı ve yönetici olarak karşımıza çıkıyor.

Bu yaşananlar son dönemlerin en başarılı il Başkanı, Bursa’da gözle görülür toparlanma ve çıtanın yeniden yükselmesini sağlayan Davut Gürkan yönetimine zarar vermeyi amaçlıyor.

Örnek:

Solcu gazetecilerden bazılarının “asla Erdoğan’a ve AK Parti’ye oy vermem” ifadesini dobra dobra sosyal medyalarında paylaşanlar ne yazık ki zamanın AK Partili büyükşehir belediye başkanı tarafından sıkıca destekleniyordu.

Aynı yönetimler kendilerine yakın gazetecileri ise sahip çıkmak bir yana tamamen çemberin dışına itiyordu.

Kendi gazetecilerini karşılarına alan, rakip gazetecileri besleyip büyüten destekleyenler kaybetmeye mahkumdular ve hem kendilerine hem partilerine kaybettirdiler.

Zira karşı cephenin söylediklerine muhafazakar kesimin inanması mümkün değildi, tam tersine altında bit yeniği aranırdı.

Kendi davanın samimi gazetecileri her zaman gerçekleri, neyin zarar neyin kâr olduğu konusunda yol gösterici olurlar.

Kendi gazetecisini dışlayanlar ise hem yanındakini hem rakip cepheyi karşısına alır.

Şu ifadeyi çok açık net kullanmak isterim.

AK Parti’ye Bursa’da kaybettiren Ayhan Salman yönetimi ve Alinur Aktaş‘ın yanlış seçimi ve tuttuğu yol idi.

Bugün hala farklı versiyonla aynı politikayı güden bazı siyasiler yarın yine kaybedecektir.

Bu yanlışa çeki düzen veren son dönemlerin başarılı il yönetimi olan Davut Gurkan ve yönetiminin çalışmalarına set olmaya çalışan guruhlar önümüzdeki seçimlerde tereyağından kıl çeker gibi ayıklanması gerekir.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Devamını Oku

Özel Bir Yazı !

Özel Bir Yazı !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugünkü yazının konusu şahsıma münhasıran bazı yanlışları, doğruları ve uyarıları ifade etmek adına hatırlatmak olduğunu belirtmek isterim.

Hızlıca konuya girersek…

Ya çok cahiller ya da harbiden AK Partili görünüp bilinçli olarak içten vuran bir yıkım projesinin parçası !

Birilerin şahsıma; neden “AK Parti il yönetimini, başkan Davut Gürkan’ı, ilçe teşkilatları ve bazı belediyeleri destekliyorsun” gibi ipe sapa gelmez sorular hatta telkinleri.!

Şunu ifade etmek isterim ki, biz kafayı kuma gömenlerden değiliz olmadık.

Durduğumuz noktadan yanlış olarak değerlendirdiklerimizi eleştirip doğru olarak gördüklerimizi de destekliyoruz.

Sadece Parti yönetimleri ve belediyeleri değil, kamu kurumlarında bürokratlarda her kim yanlış yaptığına, hata da ısrar ettiğine dair..

Kurumların işleyişine, kişisel menfaat çıkar ilişkisi üzerine inşa edilmiş her türlü şikayetleri araştırıp yanlışları eleştirir, düzeltilmesi için mesleğimiz gereği elbette gündemimize anlırız.

Kişi ak partiliymiş muhalefetmiş veya herhangi bir görüşe sahipmiş durumuna bakmadan.

Çünkü yanlış yanlıştır, yanlışta ısrar etmek yanlışın en büyüğüdür.

Kim olursa olsun yanlışı yanlış, doğruyu doğru olduğunu değerlendirmek zorundayız.

Hatalara tolerans tanınabilir, ancak hatalarda sürekli ısrar edilirse bu hata olmaktan çıkar olduğu gibi yanlışa düşer.

Elbette bu ince ayrımı çok iyi gözetmeliyiz.

Bu zamana kadar da bu hassasiyeti hep göz önünde bulundurduk, bundan sonra da böyle olacaktır.

Yanlış yapıyorsa kişi burnunun dikine gidip desteklemem mümkün değildir, uyarılarla mutlaka karşısında oluruz.

Kaldı ki, bugün Cumhur ittifakının en büyük ortağı AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyen birisi olarak eleştirilerimizi yapabiliyoruz.

Gazeteci taraf olur mu?.. diye soranlar olacaktır.

Elbette olur ve bütün gazeteciler de kendilerine düşüncelerine fikirlerine göre uygun tarafta dururlar.

Bazıları alenen bazıları da sığ ama derin mesajlarla partililerini desteklerler.

Biz ilk gün olduğu gibi dün de bugün de hep aynı noktadayız.

Şunun da altını çizmek de yarar var.

Ülkemin geleceğini ışık tutacak, projeler üretecek yararına çivi çakacak herkese de destek veririz veriyoruz.

Çünkü ana meselemiz vatanımızın, devletimizin bağımsız güçlü kudretli bir iradeye sahip olmasıdır.

Kuruluşundan bugüne varlığını sürdürmüş ana muhalefet partisi CHP eşittir Yeni Parti’nin ülkesini dış güçlere şikayet etmekten başka faydasına çalıştığından bahsedebilir misiniz?

Dolayısıyla kendileri başlı başına zaten bir proje olan bu zihniyetten ebeden iki cihanda da uzağız.

Bugün AK Parti içine yuvalanmış, AK Parti etiketi taşıyan ancak CHP zihniyeti ile çalıştıklarını düşündüğüm hainlerin kalkıp da şahsıma “AK Parti il başkanı Davut Gürkan’ı veya yönetimini, falancı belediyeleri neden destekliyorsun” diye sorarsa burada art niyet veya düşmanlık ararım.

“Biz varsak doğrudur, yoksak yanlıştır” mantığıyla hareket edenler başkalarına hizmet eder.

Dolayısıyla Parti içine yuvalanmış bu ihanet şebekelerinin asıl gayeleri kişiler üzerinden AK Parti’yi hedefe koydukları çok açık ve net şüphe götürmezdir.

Kimseye önceden de şimdi de sonradan da yalakalık yapma derdinde değiliz.

Bizler doğru bildiğimiz başarılı icraatlara imza atan kişileri ya da kurumları desteklemekle mükellefiz.

Bunu kimsenin sorgulama görevi ve de hakkı haddi değildir.

Hele hele Alim Şahin’e böyle bir telkin, istek ya da emir verebilecek bir babayiğit yoktur, buna cesaret bile edemezler.

Biz maddiyat karşılığında asla satılık olmadık.

Dürüstlüğün ,insanlığın en temel özelliği güzel ahlâk en değerli mirastır.

İki yüzlülük ise şeytani çıkarlara hizmet eder.

Biz ikincisinden uzağız.

Ama istişare edebilecek mütevazi, dürüst insanlarla görüş alışverişinde bulunmak, fikir pazarı oluşturarak doğru istikameti tayin etmek benim için en önemli yollardan biridir.

Elbette bunu da değerlendirmek zorundayız.

Ama dayatma telkin emir gibi sıfatlara temelden kapalı olduğumuzu belirtmek isterim, ısrar edenler zaten dost değildir.

Bu minvalde… AK Parti Bursa’da içinde böcek görevi yapan ama hiçbir zaman AK Parti’ye ve davasına hizmet etmeyen oluşumlardan temizlenmelidir.

Bu tür hücreler bulundukları alanı içten kemirip, büyük zarara ve tahribata yol açar, temeli zayıflatarak bir süre sonra yıkılmasına neden olur.

Bu sebeple bu uyarımız ciddiye alınmalı bir şekilde gereği yapılmalıdır.

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Devamını Oku