02 Eylül 2026 Çarşamba
Özer Matlı Bursaspor’a verdiği desteğin karşılıklı olduğunu ima etmiş.
“Dün ben onların yanındaysam onlar da (bugün) benim yanımda olmalarını ses vermelerini istiyorum, gerçekten, sevdiklerini göstersinler”
Neydi o?
BTSO başkan adaylığında Bursaspor desteğini istemiş.
Bu ifadeler müthiş bir ayrıştırma kokuyor!
Bursaspor camiası İbrahim BURKAY’a karşı Özer Matlı’yı desteklerse, yani bir anlamda İbrahim Burkay’ı Bursaspor’a rakip görürse yarın Burkay tekrar seçildiğinde ortaya çıkacak tahribatı hangi sorumlu zihniyet düzeltecek?
Bu nasıl bir mesajdır, bu nasıl bir çağrıdır?
Maalesef bu talihsiz ifadeler Bursaspor’la iş dünyasının arasını bozacak çok radikal bir mesaj olarak algılandı.
“Kisişel mücadelenizi spora bulaştırır alet etmeye kalkarsanız en büyük zararı Bursaspor’a vermiş olursunuz.”

Akla gelen ilk soru; Sayın Matlı BTSO’ya başkan adayı olacağı için mi Bursaspor’a destek verdi?
Bu nasıl bir zihniyet bu nasıl bir ifade şekli!
Bu ifadeler bilinçaltında yatan gerçeğin dışa yansıması değil midir?
Ne yazık ki, bu ifadelerde Bursaspor sevgisi adına hiç bir samimiyet görünmüyor.
Hesabı kitabı evirip çevirip uzun vadede hedefe konulan BTSO başkan adaylığı için Bursaspor’a destek vermesi ve bugün de Bursaspor’dan kendisine destek istemesi hem spor camiasında hem de iş dünyasında çok büyük tepkilere yol açtı.
Bursaspor taraftarlarından gelen şikayetler;
“-Bursaspor kimsenin sıçrama tahtası değildir.”
“-Bursaspor karşılıksız destek ve sevgiyle gönüllerde yer alan bir bir camiadır.”
“-Bursaspor kişisel hedeflere alet edilecek, üzerinde hesap yapılacak bir kulüp değildir.”
“-Taraftarın sevgisi “Ben dün vardım, bugün siz de benim yanımda olun” hesabıyla ölçülemez.“
Bursaspor camiasına kişisel hedefler için bir basamak bir figüran rolü biçildiyse gerçekten de çok yakışıksız bir durum olmuştur.
Sayın Özer Matlı’nın beyanında, Bursaspor’a destek verirken aklının bir kenarında bugünler mi vardı?
Yani BTSO başkan adaylığı hesabı içinde olduğunu mu düşünmüş?.
Bursaspor sevgisi ile BTSO başkanlık sevgisi arasındaki farkı ayıramayan bir zihniyetin uzun vadede Bursaspor’a yararından çok zararı olur.
BTSO ile Bursaspor aşkını birbirine karıştırmak yakışık almaz.
Zira şimdiden BTSO başkan adaylığı için Bursaspor camiasından istediği destek taraftar arasında büyük ikilemlere zararlara yol açtı.
Burada asıl cevabı aranan soru şu;
Sayın Özer Matlı’nın BTSO başkan adaylığı kendi kararı veya düşüncesi miydi?
Kendi düşüncesiyse bu günler için mi Bursaspor’a destek verdi?
Kendi düşüncesi değilse bu fikri kim verdi?
Bu sorunun mantıklı bir cevabı olmalı.
Sayın Matlı.. verirse ne âlâ..! .. vermezse ne âlâ!
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Farklı görüş, düşünce ve ideolojilere sahip olsakta her zaman tartışmalarımızda seviye çizgisine dikkat ederiz..
Zaman zaman eleştiriler yöneltsekte şu ana kadar mesleki alanda birbirimizi kıracak ifadeler kullanmadık.
Bana hep “biraz tarafsız ol iktidarın borazanlığını yapıyorsun” suçlamasını yöneltir.
Ben de kendisine “sen ne kadar tarafsızsan ben de o kadar tarafsızım, eğer tarafsız gazeteci varsa bana parmakla göster ben de onun kadar tarafsız olacağım” dedim.
“Haklısın” dedi en tarafsız gazeteci !
Devamında “Söyleyene bak, bırak bu saplanmışlık sol inadı da biraz gerçekleri gör, yanlışa oynuyorsun, kör kuyulara taş atma” şeklinde benzeri telkinlerde bulundum.
O ise “bizde dinci de var solcu da var ben solcu tarafındayım” dedi.
Demek ki neymiş, taraf olmak zorundaymış insan.
Hemen altını çizeyim, tarafsız diye bir şey yoktur, gazeteci ya da herhangi bir konumda olan tarafsız hiç kimse yoktur.
Herkesin bir tarafı görüşü ideolojisi ve inancı vardır.
Zaten insan ve tüm yaratılanlar tüm canlılar taraftırlar, taraf olmak zorundadırlar.
Velhasıl o kendine göre bir yön tayin etmiş.
Bizim ise şaşmaz kiblemiz ezelden ebede hak yolu olduğunu uçan kuşlar da bilir.
İlgili yazısında Nilüfer belediye Başkanı Şadi Özdemir’i göklere çıkarmış.
Sözünü ettiğim kişi Yüksel Baysal.
Şadi Özdemir hiçbir şey yapmıyor diyenlere demiş ki “gelin bakın kreş yaptı şunu yaptı bunu yaptı.”
Yani en önemli icraatı “kreş” imiş.
Buradan bir kez daha sayın Baysal’a soruyorum; Şadi Özdemir’in kreş konusunu göklere çıkaracak büyük hizmet olarak sunmana sözüm yok..
O halde Bursa’da gördüğün baktığın aldığın bütün hizmetlerin altında AK partili belediyelerin imzası olduğunu da biliyorsun.
Bugün Yıldırım Belediyesi, Kestel belediyesi hatta Mustafa Bozbey’den devralındıktan sonraki büyükşehirin çalışmalarına bak.
Sol belediyenin yaptığı bir kreşi çok büyük hizmet diye sunabiliyorsan AK partili belediyelerin hizmetlerini Ay’a değil Mars’a çıkarmalısın.
Bunu yapmadığına göre hizmet diye sunulan şeylerin sıradan bir esnafın yapabileceği kreş ya da halk lokantaları şeklinde övünmek ufuk ve hizmet anlayışının ne kadar geride olduğunu gösterir.
Eğer bunu çok büyük hizmet olarak görüyorsan durdugun noktayı baktığın açıyı gözden geçirmen gerekir.
Aslında sol zihniyetin hizmet kelimesinden ne anladığına bakmak lazım.
Hizmeti hangi manada yorumlamak daha doğru olur.
Rüşvet, yolsuzluk para kuleleri ve otel odalarıyla gündeme gelen belediye başkanları malum.
Bunların hizmet adı altında çizdikleri yolun milleti aldatma yarışı olduğu ortaya çıktığına göre basit icraatları büyük hizmet diye pazarlamak da aldatmanın bir parçası degilmidir?
Her ne şekilde yapılırsa yapılsın, milletin gördüğü gerçeği değiştirerek (eskilerin oluşturduğu) yeni parti aşısının tutmayacağını kendileri de biliyor.
BAYRAĞI TERS ASAN ZİHNİYET SORGULANMALI
Nilüfer Belediyesi nikah evinde 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle bayrağımızın ters asılmasının anlamı nedir?
Ne mesaj verilmek isteniyor?
Tepetaklak bayrak asmanın yanlışlığı olamaz.
Bayrak vatansever demek ise bunun neresinde vatanseverlik var?
Bu zihniyet sorgulanmalı.
Savcılarımızın ilgi alanına giren bir konu olduğunu düşünüyorum. .
ERKAN AYDIN’IN TEPE YÖNETİMİNE YARANMA YÖNTEMİ!
Bursa’nın önemli inanç turizmi merkezlerinden biri olan manevi şahsiyetlerimizden Somuncu Baba Evi ve Fırını’na yönelik resmi devlet sembollerinin veya figürlerinin bir arada bulunması hassasiyetine dikkat edilmesi gerekmezmi?
Vatandaşlardan gelen tepkiler bu tür uygulamalarda Manevi şahsiyetlerin dini hassasiyetlerin gözetilmesi yönünde beklentileri mevcut.
Bursa’nın tüm ilgili yerleri bitti kala kala Somuncu Baba manevi şahsiyetini oluşturan mescit mi kalmıştı.
Erkan Aydın’a soralım;
Yerel belediyecilik hizmetlerinde önceliklendirdiğiniz konu bu muydu?
Bu ne büyük hizmet ki,
Belediyelerin kültürel mekan yönetimi ve genel hizmet politikaları hakkındaki görüşleriniz vatandaşa büyük ufuklar açtı!
Şimdi bursalılar şunu iyi değerlendirmelidir.
Hizmet konusunda Bursa’ya damga vuran AK Parti belediyeciliği ile CHP veya bugünkü Yeni Parti arasındaki farkı artık çok net görmek lazım.
Bu ayrımı doğru şekilde yapabilmek Bursa’nın ve Bursa halkının direk ve doğrudan hizmet alımı ile alakalıdır.
Doğru tercih hizmet, yanlış tercih hayal kırıklığıdır.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Bursa siyasi arenada yep yeni bir plan devreye sokulmaya çalışılıyor.
Bilindiği üzere CHP bölündü.
Başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere rüşvet ve yolsuzlukla yargılanan eskilerin yeni adresi yeni parti adıyla kurulan aynı adlı yeni bir senaryoyla bir araya geldiler.
CHP’den istifa eden milletvekilleri ve belediye başkanları adı yeni ama kendi eskinin de eskisi olan partiye geçtiler.
Aslında zoraki bir durumla biraraya gelenler bir süre sonra büyük yanlış yaptıklarını anlamak için fazla zorlanmadılar.
Sol güruh kendi elleriyle bölünmüşlüğün adresi oldu, kendi elleriyle güç kaybettiler, başkasının yapamayacağı kötülüğü kendi elleriyle kendilerine yaptılar.
Gelen bilgilere göre CHP’den kopmaları büyük pişmanlığa neden olmuş. Geri dönmek için yeni bahaneler aranmaya başlanmış.
Çünkü her yeni adlı oluşumlar kısa zamanda eriyip yok olup gittiğini biliyorlardı.
Bugün itibariyle bir bütün gibi görünen yenici eskicileri seçim zamanına kadar geri dönüşlerin yaşanacağı, sandıkta umduğunu bulmayacağı korkusu sardı.
.
FİTNE BOŞ DURMUYOR
Hal böyleyken tehlikenin büyüklüğünü gören ve önüne geçmek adına eskici yeniciler çok sinsi bir planı devreye soktular.
Yapılması gereken ilk iş en büyük rakip Ak partiyi karıştırmak.
Onlara göre en ideali olan seçim kaybeden Alinur Aktaş‘ ismiydi.
Kulislerde AK Parti il Başkanı Davut Gürkan ile seçimi kaybeden Büyükşehir belediye Başkanı Alinur Aktaş’ı birbirine düşürmek için Aktaş’ın kurduğu kadronun tasviye edildiğine yönelik fitne tohumları saçmaktı ve öyle yaptılar.
Oysa CHP’li Mustafa Bozbey göreve geldiğinde AK Parti kadrolarını zaten ya işten çıkarmış ya da pasifize bir görevle uzaklaştırmıştı.
Bugün bazı ayrılıkçı ak partilileri de kafaya alarak parti içi güven ortamını bozucu, bozgunculuk ve fitnecilik yaptırarak hazırladıkları projeyi adım adım hayata geçirmekle başladılar..
Başlangıç noktası olarak da herkesin inanabileceği bir yolu seçmişler.
Siyasi kulisleri hareketlendiren iddia: “Davut Gürkan ile Alinur Aktaş cephesinde yeni bir hesaplaşma” gibi ortaya asılsız yalan haberler üreterek nabız yoklanıyor.
Adını da cazip olsun dikkat çeksin diye “hesaplaşma” koymuşlar.
.
HİZMET YERİNE YOLSUZLUK ÜRETENLERİN HABERLERİ!
Ancak iddiaları bile yalanı olan bu planın tutması imkansız olduğu ilk günden anlaşıldı.
“Konuyla alakalı her iki tarafın muhatpaları ve en yakınlarıyla görüştüm.”
Bırakın tasviyeyi tam tersine CHP’li Bozbey döneminde işine son verilen Ak partili liyakatli bürokratların yeniden göreve getirildiği gerçeğiydi.
Aklıma gelenlerden birisi Burulaş müdürü Mehmet Kürşat Çapar dı.
Bu şunu gösteriyor;
AK parti’de öncelik işinin uzmanı, ehliyet ve liyakata önem verilmesidir.
İşte bu nedenledir ki, hiçbir muhalif Belediyesi AK Parti belediyeciliğinin en vasatına bile yetişememiştir.
Düşünün, iki buçuk yıl hüküm süren Mustafa Bozbeyli CHP zihniyeti Bursa’ya ne bir tuğla koymuş ne bir proje üretmiş ne de hizmet anlamında mesafe katetmemiştir.
Sadece kuru gürültü, laf kalabalığı bol bol billboard reklamlarıyla algı üzerine kurulan bir belediyecilik oyunuyla günün sonunda rüşvetle yolsuzlukla yargılanmıştır.
.
HER DÖNEM ISRARLA TUTMAYAN MAYA ÇALMAK!
Zaten CHP’nin genelinde hep aynı oyun oynanmıştı.
Şimdi ise bu oyunu eski kurtların bir araya gelerek yeni adı altında yeniden devreye sokmak için önündeki en büyük engelleri bertaraf etmek adına AK parti içinden seçtikleri kendi zihniyetlerine yakın bazı ajanlar üzerinden devreye sokmaya çalışıyorlar.
Bilindiği üzere AK Parti’nin başarısının önüne geçmek için fitne fesatla ortalığı karıştırmak, AK Parti yöneticilerini birbirine düşürmek en bilindik planları.
Bu yeni değil aslında, her dönem zaman zaman deneyimlerine başvurup bu tür yalan haber ve iddialar ortaya atılarak mide bulandırmak, kafaları karıştırmak akılları çelmek.
Bu da gayet doğaldır !
Türkiye’nin malumu CHP belediyeleri yolsuzluk ve rüşvetle gündeme gelmişti.
Burada asıl olan bir gerçek var ki, AK Parti içinde CHP ile perde arkasından iş tutan ajan kılıklı ihanetçilerin temizlenmesi gerekir.
Yoksa Bursa halkı herkesi çok iyi biliyor ve tanıyor.
AK Parti’nin dışında Bursa’ya hiç kimsenin bir çivi çakmadığı gerçeğini de vatandaş biliyor.
Bursa’da nerede ne görülüyorsa tüm proje ve yatırımların AK Parti’nin eserleri olduğunu da biliyor.
İşte o AK Parti’nin ürettiği hizmetlerle Bursa bugünlere geldi..
Sözün özü şudur;
AK Parti’nin en kötü bildiğiniz yavaş hizmet üreten Belediyesi, CHP’nin en iyi bilindik diye ün yapmış belediyesinden çok daha iyi, çok daha kaliteli büyük hizmetler üretmiştir ve üretmeye devam ediyor.
Bozbey örneğini gördük.
Adam boş çıktı.
AK parti’de hizmet üretilirken, diğerlerinde rüşvet ve yolsuzluk üretildi.
Dolayısıyla onlar her yola başvuracaklardır.
AK parti’yi karıştırmak için içerideki aktörleri de olsa fitne fesat ekmeye çalıştıkları mayası hizmet üreten kadrolarda ve yöneticilerde asla tutmaz.
Özeti budur.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Bilindiği üzere rüşvet ve yolsuzlukla yargılanan Mustafa Bozbey CHP’den istifa etmişti.
Ancak yeni partiye geçmiş değil şu an için bağımsız.
Peki, Bozbey yeni partiye geçmeyecekse CHP’den neden istifa etti?
Kendisi bir açıklama yaptı ama kamuoyunda bunun inandırıcılık tarafa oldukça zayıf görünüyor.
Öyleyse akıllara birçok soru geliyor..
Mustafa Bozbey’in ak Parti’ye geçmesi için birçok kanalı zorladığı medyada yazılıp çizilmişti ancak bu hayali bir türlü gerçekleşmemişti.
Bunun da en büyük sebebi dosyalarının kabarık olması ve AK Parti’nin Bozbey’e kapıları kapatmasıydı.
Bazı kanallardan edindiğimiz bilgilere göre Bozbey’in CHP’den istifa etmesi bir planın parçası olduğu, planın kusursuz işlemesi için suların durulması, bazı dengelerin ve zeminin oluşması, perde arkası ayak oyunları ile yeniden AK Parti kapısından içeri sokulması yönünde çalışmalar olduğu bilgileri mevcut.
Bu bilgilerin doğruluğu var mıdır bilinmez.
Ancak kulislerde konuşulmaya çoktan başlandı bile.
Zaman neyi gösterecek kestirmek zor fakat bunun bir olasılık olmasına bile doğrusu ihtimal vermiyorum.
Ancak geçmişte olmaz denilen nelerin oldurulduğunu da şahit olduğumuz için hiçbir şeyin imkansız olmadığını da düşünmek zorundayım .
Eğer imkansızlık aşılır da AK Parti kapısından girişi sağlanırsa Bursa AK parti’de büyük bir kaos ortamı oluşacağına şimdiden öngördüğümü söylemeliyim.
Bu sıralar sayın Bozbey’e mağdur rolü yüklendiğini düşünüyorum.
Kamuoyunda suçlu algısı değiştirilerek masum ve mağdur rolü etiketi ile bir nevi pazarlama görevi üstlenen bazı kişilerin olduğu yönünde fiskos şeklinde konuşmalar oluşuyor.
Zamanla nabız yoklanarak kamuoyu tepkisinin ölçülmeye çalışılması, AK Parti tabanında aynı planın bir parçası olarak yorumlanıyor.
Eğer böyle bir plan öngörüler arasında yerini almışsa o zaman ortaya çok daha derin bir soru çıkıyor!
Bu planı kimler icat etti ve kimler devreye aldı?
İşte bu sorunun cevabı bulunursa yukarıda bahsi edilen kapıdan içeri Mustafa Bozbey’in girip girmeyeceği de büyük ölçüde anlaşılmış olacaktır.
Bir kez daha altını kalınca çizerek vurgulamakta yarar var.
Bunun bir olasılık olarak düşünülmesi bile ak Parti cephesinde büyük bir faciaya neden olması kaçınılmazdır.
Kulislerde konuşulanlar ve zaman neyi gösterecek şimdiden kestirmek çok zor.
Bununla birlikte birilerinin boş durmadığı da bir gerçek.
Süreç dahilinde kimlerin neye gebe olduğu çok daha net görülecektir.
Şunu bir kez daha vurgulamak gerekir.
Bırakın yukarıda bahsi geçen konunun gerçekleşmesini, konuşulması bile AK Parti içinde tabanından tüm erklerine kadar büyük tepki doğuracağı ve zarara yol açacağı biliniyor.
Bu durumu bile bile böyle bir plan yürütenler bana göre AK Parti’ye büyük kötülük yapmış olur ve en büyük düşmanıdır.
Zamanla kimlerin ne tür maske taktığı ortaya mutlaka çıkacaktır.
Eğer bu durum gerçekleşirse buna tüm Bursa şahit olacaktır.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Amatörce bir adaylık çalışması…
Sıfır proje, ne yapacağı belli olmayan muamma bir ismin ülkenin yüz akı Bursa sanayisi ve ticaretini yönetmeye talip olması…
Bu kadar büyük bir talihsizlik!
Adam BTSO başkanlığına aday ama ortada açıkladığı ele avuca sığan bir tane dahi olsa projesi yok!
Böyle bir hazırlığa dair bir emare de görünmüyor!
Oysa BTSO gibi devasa bir kurumu yönetecek önemli bir yetenek komplike bir beceri lazımdır.
Şu soru ortaya çıkıyor; Bir yerlerde akıl hoca mı var?
O zaman ortada “başka bir direksiyon veya gaz pedalı mı var” diye başka bir soru daha geliyor akla.
Yada başka bir olası soru;
Arka planda her alanda Bursa’yı yeniden “dizayn” etmek için geçmişten gelen köklü bir hazırlık içine girmiş güç mü var?
Tabi bunların hepsi “olasılık!”
İnşaat sağlık spor sanayi ve diğer akla gelebilecek tüm ana kapılarda yeni kartlar da dağıtılmış olabilir.
Bu da “olasılık!”
Fakat her şeyi görebilenler ‘olasılık’ olası böyle bir hazırlığın başarılı olamayacağını görememiş olabilir mi? diye düşünüyorum.
Zira tüm bu olasılıklar Bursa’nın geleceğine söz ve etki edebilecek kartlar olmadığı, bir süre sonra tüm kartların çöp olmasının kaçınılmaz olacağı gerçeğini ihtirasların kör ettiği gözlerin görmediği görülecektir.
Diğer yandan BTSO en güçlü ve parlak dönemini yaşadığı bir başkan var.
İbrahim Burkay.
Toplantılarına gitmedim katılmadım.
Ama göz var nizam var, akıl var yol var.
Gerçeği ayırt etmek zor değildir.
Sayın Burkay’ın döneminde krizlerle yoğrulan ülkemiz ve dünyada geçen yıl gerçekleştirdiği 20 milyar dolarlık ihracatla 118 ülkeyi geride bırakan bir BTSO.
Doğru anlayalım, ülkeleri rekor ihracatla geride bırakan bir kurumdan bahsediyoruz ülkeden değil.
İşte bu kurum Bursa Ticaret ve Sanayi Odası.
Diğer yandan başkan adayı çıkan yada çıkacak kişilerin niyeti, kalite ve ciddiyeti sorgulanması gerektigini düşünürüm.
Hepsi bu kadar.
Başka söze gerek var mı?
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin