23 Mayıs 2026 Cumartesi
Son 10 gündür çeşitli sorunlar nedeniyle basın toplantılarına randevulara ve AK Parti’nin bayramlaşma törenlerine katılamadım.
Süreç dahilinde olaylar o kadar hızlı gelişti ki, konular birbirine karıştı.
Başta genel gündem olmak üzere mutlak butlan davasıyla Özgür Özel ‘in genel başkanlığı fiilen sona erdi, CHP’de yeniden kılıçlar çekildi, kriz tavan yaptı, Kılıçdaroğlu’nun partinin başına geçmesi görevi mahkemece tebliğ edildi, CHP içindeki bölünmeler baş gösterdi.
109 milletvekili ilk dakikadan itibaren Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediği haberleri yayıldı.
Özgür Özel, “yedek partimiz hazır” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun ilk işi ise Ekrem İmamoğlu’nu partiden ihraç etmek istemesi oldu.
Velhasıl CHP’de kriz büyürken bir taraftan da mutlak butlan kararına sebep olan 38’inci Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 13 şüpheli daha gözaltına alındı.
Olaylar karmaşıklığını korurken Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isim Gürsel Tekin’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Tekin, partinin seçimli büyük kurultayı 7 ay sonra gerçekleştirileceğini söyledi.
Öyle anlaşılıyor ki, CHP’de sular epey daha ısınacak.
BURSA’DA SEKTEYE UGRAYAN HİZMETLER
2 yıllık CHP yönetiminde sekteye uğrayan hizmette incik cincik faaliyetlerin ötesine geçilememesi, Bursa’ya henüz çivi çakılamaması, proje dahi üretilememesi genel olarak Bursa halkı üzerinde olduğu gibi CHP’liler üzerinde de şok etkisi yapmıştı.
Yıllarca suni olarak şişirilmiş Bozbey ismi bir anda balon gibi patlamıştı.
AK PARTİ FARKINI GÖSTERDİ
Mustafa Bozbey‘in örgüt liderliği rüşvet ve irtikap suçlarından tutuklanmasından sonra yapılan meclis seçimi ile göreve gelen başkan vekili Şahin Biba’nın ilk işi suya yapılan fahiş zamları indirmek oldu.
Ak parti grubunun hazırladığı teklif meclis üyelerinin oy birliğiyle kabul edildi suda yüzde 28 indirime gidildigini açıkladı.
KENTSEL DÖNÜŞÜM İÇİN DÜĞMEYE BASILDI
Bir deprem üssü olan Bursa’da kent’in silüetini bozan çarpık yapılaşma ve depreme dayanıksız binaların dönüşümü için AK Parti grubu kolları sıvadı.
Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, kentsel dönüşüm konusundaki kampanyaların Bursa’da da uygulanabilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile görüştüğünü açıklamıştı.
Biba, “Bakanlık çalışmalara başladı bir ay içinde Bursa’ya müjde vereceğimize inanıyorum” dedi.
Bu durum Bursa’da kentsel dönüşüme devlet eliyle ciddi olarak başlanacağı anlamına geliyor.
Konunun mimarı olan İl Başkanı Davut Gürkan‘ın büyük payı olduğunun altını çizelim.
Bu da AK Parti’nin Bursa’ya verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.
90 BİN TL PROMOSYON
Başkan Biba’nın çalışanlara verdiği değerle gösterdiği 40 yıllık samimi yakınlığı herkesin gönlünde taht kurdu.
Bununla beraber yaklaşık 14 bin 500 personeli kapsayan banka promosyonu VakıfBank’la yapılan yeni anlaşmayla 90 bin TL’ye çıkarıldı. Ödemeler, Kurban Bayramı öncesinde personelin hesaplarına aktarıldı.

İLÇELERE ÇÖZÜM
Başkan vekili Şahin Biba, Bursa’nın ilçelerini tek tek gezerek hem halkla kucaklaşıyor hem de sorunları yerinde dinliyor, sıkıntıları lafta değil özde çözeceğinin sözünü veriyor.
Başkan Biba’yı ilçe ziyaretlerinde halk bağrına basıyor.
Vatandaş görüşüyle alınan elektrik, Biba’nın samimiyeti, halktan biri olarak görmeleri çok önemli olduğu söylenirken, bu dönemi kendileri için bir şans olarak değerlendiriyor.
Bu da şunu gösteriyor.
2 yıl da olsa genel olarak bursalılar AK Parti yönetimlerini arar duruma gelmişler.
Bu süreç AK Parti’nin hizmetlerinin kadrini bilinmesi için bir kez daha ortaya çıkarmıştır.
Zira bu zamana kadar yapılan hizmetlerin üzerine 2 yıllık CHP yönetiminde bir tuğla bile koyulamaması Bursa için kayıp yıllar olarak tarihe geçti.
Sonuç olarak Bursa’da yine yeniden AK Parti imzası atılacak.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Türkiye’de milletvekilliği dokunulmaz olması sebebiyle hakaret etme, polise tokat atma, darb etme, üzerine yürüme, illegal yollara başvurma vb suç işleme gibi serbestliği kendilerinde gören çok sayıda kişi var.
Üstüne üstlük bunları milletin meclisinin çatısı altında aktif görevde iken yapanlar.
Dokunulmazlık zırhını millete hizmet yolunda kullanmak yerine menfaat, rant, rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk gibi yasadışı yollara başvuran, milletten aldığı yetkiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullananlar..
İşte tam da bu noktada her dönem sıklıkla gündeme gelen konulardan biri de milletvekilliği dokunulmazlığı.
Dokunulmazlığın kaldırılması ifadesinde ilk akla gelen HDP’li vekillerdi.
Ama bugün baktığınızda başta CHP olmak üzere mecliste bulunan çeşitli partilerden çok sayıda milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik fezlekeler hazırlandığı biliniyor.
Bu konu zaman zaman meclis kürsüsünden dile getirilmiş, milletvekilliği dokunulmazlığına kaldırılması yönünde birbirlerine meydan okumuşlar ama hiçbir zaman bu yönde düğmeye basılamamıştı.
Halihazırda birçok milletvekilinin dokunulmazlık süresinin sona ermesinden sonra yargılanma ihtimali var.
Oysa dokunulmazlık, milletin vekiline daha rahat hizmet etme, korkusuzca çalışma yetkisini hem ülkenin hem de milletin refahı yönünde kullanma gücü veriyordu.
Ama birileri bu yetkiyi suistimal ederek giymiş olduğu dokunulmazlık zırhını farklı mecralarda kişisel menfaate dönüştürüyor.
Oysa bu zırh sınırlı olmalıdır.
Hani Avrupa’dan alıyor, onların kanunlarına kurallarına birçok şeyine özenti de bulunuyoruz ya!
Ne yazık ki, ülkemizde birçok kişiye suç işleme serbestliği tanıyan dokunulmazlık zırhı Avrupa ülkelerinde suça iştirak edenleri korumuyor.
Bu konu siyasal rejimin niteliği, kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve kamu yönetimindeki etik standartlarla bütünlük arz ederken özellikle CHP grubunun meclis kürsüsünden zaman zaman “hadi dokunulmazlıkları kaldıralım var mısınız” gibi meydan okumalarının arkasında hiç de samimi olmadıkları şu ifadelerle ortaya çıktı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, yolsuzluk iddiaları nedeniyle haklarında dava açılan CHP’li belediye başkanlarından yola çıkarak iktidar olmaları halinde yerel yöneticilere de dokunulmazlık getireceğiz diyor.
Bu görüş Türkiye’de uzun yıllardır muhalefet tarafından savunulan “hesap verebilir” siyaset anlayışında iktidara gelmeleri halinde tam tersi uygulamalar yapacakları anlamına geliyor..
Düşünün ki, bugün belediye başkanlarına dokunulmazlık zırhı giydirilmiş olsaydı başta Ekrem İmamoğlu, Mustafa Bozbey ve yolsuzlukla suçlanan çok sayıda CHP’li Belediye Başkanı koltuklarında kasıla kasıla oturup daha geniş yetkiyle bu icraatlarını sürdüreceklerdi.
Özellikle yolsuzluk, ihale usulsüzlüğü, rant ilişkileri ve organize çıkar ağlarına ilişkin soruşturmaların konuşulduğu, bazı belediye yöneticilerinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itiraflarda bulunduğu bir dönemde “dokunulmazlık” fikrinin ortaya atılması çok ciddi sorgulanması gerekir.
Bu mantık “hırsız kendini güvene almak istiyor” anlamı taşır.
Ülkemizde dokunulmazlık zırhını kendine bir nevi silah olarak kullanan bazı zevatlar her türlü menfaat çıkar yolsuzluk ve arsızlık işlerini kendilerine mübah görürken bakalım Avrupa’daki dokunulmazlık hangi durumlarda geçersiz oluyor.
Gelin İndependent Türkçe’de Gürbüz Evren’in araştırma yazısında ortaya çıkardığı Avrupa ülkelerindeki milletvekili dokunulmazlığı seviyesine göz atalım.
İngiltere : İngiltere’de “Ceza davalarından dolayı Parlâmento üyeleri tutuklanamaz” önerisi reddedilmiştir. Bir parlâmento üyesi suç işlerse, herkes gibi tutuklanabilir ve yargılanabilir.
Fransa : Milletvekili, Meclis Başkanlık Divanı’nın izni olmadıkça tutuklanamaz. Kesin mahkûmiyet durumunda bu izin gerekmez. Milletvekili hakkında soruşturma açılabilir, evinde arama yapılabilir ve yargılanabilir.
Almanya : Milletvekilleri suçüstü hâlinde veya ertesi gün yakalanmış olması durumunda dokunulmazlıktan yararlanamazlar.
Hollanda : Hollanda’da yasama dokunulmazlığı yoktur. Bununla birlikte, ender görülen bir uygulama vardır. Milletvekilinin tutuklanması veya hapsedilmesi halinde milletvekilinin Parlâmento çalışmalarına katılmasına izin verilebilir.
İrlanda : Parlâmento üyeleri, “ihanet”, “rüşvet”, “cürüm” ve “asayişi bozma” suçlarında dokunulmazlığı yoktur.
Estonya : Anayasada, “Dokunulmazlık adaletten kaçma aracı olarak kullanılamaz” maddesiyle dokunulmazlığın sınırları büyük oranda daraltılmıştır. Cezai mahkûmiyet durumunda milletvekili dokunulmazlığı hemen kaldırılır.
Avusturya : Milletvekili suçüstü halinde yakalanırsa, Meclis Başkanı’na bu durum bildirilir.
Amerika Birleşik Devletleri : Senatörler ve milletvekilleri ihanet, cürüm ve asayişi ihlâl hâli dışında yasama dokunulmazlığından yararlanırlar.
Belçika : Suçüstü durumu hariç, milletvekilleri hakkında cezaî alanda tedbirlerin uygulanmasına İstinaf Mahkemesi Başkanı karar verebilir. Meclisin çalışma süresince sadece savcılık ve yetkili memurlar bir milletvekili hakkında cezaî sahada kovuşturma açabilirler.
Finlandiya : Milletvekilinin en az altı ay hapis cezasıyla cezalandırılan bir suçu işlediğiyle ilgili kesin kanıtlar varsa dava başlamadan hemen önce dokunulmazlık kaldırılır.
İspanya :Milletvekilleri ve senatörler sadece suçüstü durumunda tutuklanabilirler. Bunun dışında milletvekilleri ve senatörlerin, tutuklanması, gözaltına alınması, haklarında soruşturma açılaması ve yargılanması parlamentonun ön izniyle olabilir. Bununla birlikte milletvekili ve senatörlerin evlerinde arama yapılabilir.
İsveç : Rüşvet suçunda dokunulmazlık kesinlikle mümkün değildir.
Portekiz: Rüşvet, dokunulmazlığın söz konusu olamayacağı bir suçtur.
Yeni Zelanda : Yeni Zelanda Anayasası’nda yasama dokunulmazlığıyla ilgili bir madde yoktur. Ancak bazı yasa maddeleri, milletvekillerinin özellikle partisinin siyasi görüşlerini açıkladığı hallerde kısmi dokunulmazlık ilkesinden bahseder.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Mustafa Bozbey’le alakalı yeni iddialar ortaya çıktı.

Nilüfer belediye Başkanlığı dönemi yolsuzluk ve rant iddialarıyla çalkalanan bu nedenle yargılanan birinin mevcut Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemi de soru işaretleri ile dolu.
Tarım a.ş’den tutun da birçok iştirakler, daire başkanlıkları, belediyenin tüm kurumları adeta çiftliğe çevrildiği yönünde önemli belgelerden bahsediliyor.
İddialara bakılırsa Belediyede zarar o kadar sınırları aşmış ki, adeta solcu yazarın deyimiyle ganimet gözüyle bakılmış .
Hani 3 bin civarında bir iddiaya göre 6-7 bin personeli işten atıp tahmini iki katı yandaş personel aldığı konuşuluyordu ya Bozbey’ hazretlerinin.
Düşünün 5-10 kişinin bilemedin 20-30 kişinin fazlasıyla üstesinden geleceği basın bölümüne 150’ye yakın kişi istihdam edildiği öğrenildi.
Bunların hepsi ne iş yapıyor dersiniz pek de bilinmiyor.
Harcanılan paranın haddi hesabı yok.
50 milyon lira sadece lüks harcamalara gereksiz gösteriş için milletin parasının heba edildiği iddialar arasında.
Yani belediyenin başkanlık katında Bozbey ailesine özel donanım yapıldığı, bunun için milyonlarca para harcandığı öne sürülüyor.
Hiç görevi olmamasına rağmen bazı aile bireyleri de adeta patronluk edasıyla tüm imkanlardan yararlandığı bilgisi var.
Hizmet için “para yok” diye yakınanlarca makamın olduğu katı en ince ayrıntılarına kadar sıfırdan dizayn edip yaklaşık 50 milyon liraya yakın harcama yapıldığını düşünün.
Hani çiftlik deniliyordu ya..!
Tabloya bakılırsa çiftliğin de alâsına çevrilmiş Büyükşehir.
Tüm detayları düşünülerek zaten sıfırdan yapılmış bir binaya sırf başkanlık katına bir bina parası daha harcamanın açıklaması nasıl olur sizce?
Belediyenin çok yüklü borçları olduğu yönünde ağlanıp sızlanan Bozbey efendinin bankamatik memurlarının sayısını ise net olarak bilen yok ama iddialara göre binleri geçtiği yönünde.
İşte tam da bu noktada Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde son 2 yıla dair geniş çaplı bir araştırma soruşturma başlatılmış.
Böylelikle Mustafa Bozbey hakkında geçmişle alâkalı hukuki süreç devam ederken, Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemi de mercek altına alınmış durumda.
Bakalım ilerleyen zaman diliminde hangi sürprizlerle karşılaşacağız.
.
CHP’DE AHLAK SEVİYESİ
İmamoğlu, Böcek, Yalım, Tanju ve diğerleri…
Ve ipin ucu geldi Özgür Özel’e dayandı.
Her fırsatta ahlak dersi verip sözde ahlaki kurallardan bahseden CHP yöneticilerinde İmamoğlu ile patlak veren, Antalya’da böcekle zirveye çıkan rezilik ve kepazeliğin olmayan ahlaki sınırlarında kural tanınmadığı düzeye ulaştığını izliyoruz.
Partiden zoraki ihraç edilen Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın itirafçı olmasıyla Özgür Özel ‘in paçası iyice tutuştu.
Ve sevgililer furyasına Özgür Özel’de karışmış oldu.
Şimdi siz bunlara gelin belediyeleri, devlet kurumları ve devletin tepesini teslim edin.
Bunlar da yok yok!
“Su gibi götürülen para, şarap gibi götürülen kadın.“
Bunlara göre Devletin itibarı mı?
!!!!!???
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Bir kaç gün önce yer Mudanya.
Saat 16.00 suları.
Fenalaşan bir bayan hasta Mudanya Devlet Hastanesi’nin aciline götürülür.
Hasta sahibi ilgili yetkiliden sonuç alamayınca “derdimi size aktarıyorum”diyerek bize ulaşır.
“Ateş 42 derece, yara bere içinde.
Hastamız özürlü buna rağmen müdahale edilmedi. Sebep; Türkiye Cumhuriyeti kimliği yok! Balkan göçmeni ancak 40 yıldır Bursa’da yaşıyor. Daha önce yıllardır acil durumlarda tıbbi muayeneleri İhtisas Hastanesi’nde sürekli yapılan engelli hastaya tüm yalvar yakarmalarımıza rağmen Mudanya Devlet Hastanesi acilinde müdahale edilmedi.”
Hastane içi kameraları kontrol edilebilir.
Verdiği diğer bilgilere göre ise, Müdahale etmeyen personellerce bir de hasta yakınına yol gösterilmiş “müdür şimdi çıkar var git müdüre yetiş!”
Hasta sahibi de yürümekte zorlanan kanserle mücadele eden 60 yaşlarında bir hanımefendi nefes darlığı yaşadığı halde zar zor merdivenleri çıkarak müdürün odasının kapısına bir umutla kendini atar.
Müdür bey hazretleri içeri almaz, sekreter girer durumu arz eder yine acil müdahale yapılmaz polise gitsin der.
Zar zor polisin huzuruna varır.
Görevli polis yardımcı olmak ister fakat elinden bir şey gelmez, üzülerek bizim yapabileceğimiz bir şey yok der.
40 yıldır Bursa’da yaşayan ve bütün sağlık tedavileri Mimar Sinan İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan bu engelli vatandaşa Mudanya Devlet Hastanesi acilinde ne yazık ki müdahale yapılmaz?
Hasta yakınının elleri koynunda kalır çaresiz geri dönülür, bir yardımseverin aracılığıyla özel bir hastanede muayenesi yapılır ilacı yazılır.
Akla ilk gelen sorular; Bu ülkeye dışarıdan turist olarak gelen, göçmen olan, muhacir olan, savaştan kaçan TC kimliği olmayan Suriyeliler ya da diğer Afganlı ya da farklı milletlerden gelenlere kucak açılmadı mı, bakılmadı mı, hastane kapılarından geri mi çevrildi?
Tabi ki hayır!
Her türlü ihtiyaçları karşılandı.
Pekâlâ; Bu Mudanya Devlet Hastanesini yönetenler hangi zihniyete sahip?
Diyelim ki kimlik diye bir şey yok ama bir insan ve acil durumluk hasta..
Bu insanın kendisi, o an oradaki varlığı belge değil mi?
Yahu sırf insan olduğu için hiç bir belgeye bakılmaksızın muayenesi yapılmaz mı geri mi çevrilir?

Mudanya Devlet hastanesi müdürü her kimse hastanın çaresizliğine empati yapmama lüksü mü var?
Hastanın yerine kendini koyup aynı muamele ile karşılaşırsa nasıl bir tepki koyacağını düşünmeme lüksü mü var?
O hastane devlettir devlet, devletin kendisidir, her ne sebeple olursa olsun fakire düşküne yoksula yerliye yabancıya insani olarak kucak açar geri çevirmez.
Yoksa devlet kurumları birilerinin şahsi işletme yeri mi?
Bir kez daha soralım; Gelen kişi sırf insan olduğu için kimliği de olmasa, üzerinde hiçbir belge de olmasa, ama ve sadece insan olduğu için acil müdahale yapma zorunluluğu yok mu insaniyet namına?
Böyle acil bir durum insani mevzu söz konusu iken hangi riskleri göze alamadı yetkin ve etkin hazretleri doğrusu merak ediyorum.
İşte bu ve benzeri durumlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin halkın refahı huzuru ve geleceği için gece gündüz yaptığı çalışmalara darbe indiren, toplum üzerindeki kazanımlarını yok eden, altını oyan kafasına göre uygulama yapan zihniyetlerdir.
Bursa’da A Hastanesi’nde ayrı B Hastanesi’nde ayrı uygulama diye bir şey mi icat oldu da kimsenin haberi yok!
Devletin kurumları arasında sorumlulara farklı uygulama imtiyazı mı tanınmış?
Herkes keyfine göre kural kaide dizayn etmiş olabilir mi?
Sağlık İl müdürüne sesleniyorum.
Hastanelerle ilgili biraz olsun düzelme gayretleri sarf edilir diye toplumun beklentisi var.
Ama şikayetlerin azalması yerine ardı arkası kesilmiyor.
Artık Bursa’da sağlığa nasıl yapacaksanız yapın ama bir çeki düzen verin!
“Sabah geldim saatimi doldurdum akşam gittim” mesai anlayışıyla bir şey düzelmeyeceğini herkesten iyi bilirsiniz.

ÖZEL HASTANELER!
Özel hastanelerde ve eczanelerde yaşanan skandallara mutlaka bir el atın yaptırım gücünüzü konuşturun.
Özel sağlık kurumlarında vatandaşlardan gereksiz kat kat fazla para tahsil yoluna gidildiği, karşılığında ise hiç bir ayrıntılı belge verilmediği, neye istinaden o kadar para alındığı izahı bile yapılmadığı, hatta ayrıntı soran hastaların zaman zaman azarlandığı, yüklü miktarda mağduriyet yaşatıldığı şikayetleri artarak devam ediyor.
Hastalar “soymak için bize fırsat gözüyle bakılıyor” yönündeki isyanı her geçen gün büyüyor.
Özel hastanelerin kim denetleyecek? Hastalar mı yoksa hasta yakınları mı!
Sağlık İl müdürlüğü, maliyeye vergi dairelerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna da sesleniyorum.
Bize gelen şikayetler size fazlasıyla geliyordur.
Ama gereğinin yapılmadığı şikayetleri de geliyor ey yetkili hazretler.
Şu hale bakın ki, bazı eczanelere sağlık Müdürlüğünde ceza kesenler hangi marifetli hünerlerini göstermisşe daha önce kestiği cezalardan hızını alamamış tahsil edildiği halde “1 yıl sonra aynı cezayı mükerrer tahsil” yoluna gitmiş.
Vergi dairesi de “biz bu cezayı zaten tahsil ettik bu neyin nesi” diyerek geri çevirmiş.
Bu şikayeti ise belgeleriyle cezanın muhatabı eczacı tarafımıza bildiriyor.
Bu durum kurum içinde çalışan bazı şahısların kafayı taktıklarına özel muamele çektiği anlamına geliyor olabilir mi?
Yahu her kurum kendi başına buyruk mu hareket ediyor bu nasıl mantık?
Başta İl sağlık müdürü hazretleri olmak üzere ilgili kurum yetkilileri görevlerinin hakkını vermelidir.
Şikayetler azalması gerekirken her geçen gün çoğalıyor.
Sağlıkta kurumlar içinde yaşanan sıkıntılar, kişisel kaprisler, yetkin ve etkin isimler de şimdilik bir kenarda ..!!
Bu alanda yapılan reformların geriye dönüşümü engellenmeli.
En azından buna ayak uyduracak ehliyet ve liyakat sorumluluk bilincinde hareket edecek, devletine milletine ve de kendine halel getirmeyecek uygulamalara imza atan yöneticiler olur diye halâ bir umutla bekleniyor!
Son olarak İktidar partisinin başta İl başkanı Davut Gürkan olmak üzere yerel temsilcilerine çağrı yapıyorum; Yukarıda bahsi geçen ve benzeri kurumlar sizlerin gece gündüz yaptığınız çalışmaları boşa çıkarmamalı. Herkes hizaya çekilmeli gerekirse hesap sorulmalıdır.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin

Oysa daha düne kadar Yıldırım Belediyesi’ne güzellemeler diziyordu.
Hatta ikili görüşmelerimizde bile Yıldırım belediye başkanı Oktay Yılmaz’ın başarılı çalışmalara imza attığını defalarca söylemekten geri durmuyordu.
Bugün bakıyoruz ki, kafasını nereye çarpmışsa bu düşünceden çok keskin bir ‘u’ dönüşü yapmış çok sert saldırıya geçmiş.
Aslında kendi mecrasında asli huyuna dönmüş.
CHP’nin uç beyi Yüksel Baysal, Yıldırım belediyesini hedefe koymuş.
Suçlamalarından bir tanesi, Oktay Yılmaz Yıldırım da yeşil alan bırakmamış!
Hangi resmi verilere dayanarak bunu söylemiş bilmiyorum ama kendine rehber edindiği Şadi Özdemir ‘in ağzıyla konuşmuş anlaşılan. Böyle olunca da herkesi güldürdü uç beyi..
Dün dönüşümde hizmette başarılı bulduğu ve örnek gösterdiği Yıldırım belediye başkanı Oktay Yılmaz’ı bugün bir anlamda “neden dönüşüm yapıyor, sırası mı bak yeşil alan kalmıyor” gibi ipe sapa gelmez, aklın ve mantığın kabul etmediği çelişkiler yumağı olan sorularla sözde AK Partili belediyelere ve AK Parti’ye salvololar yaparak milletin kafasını bulandırmaya yönelik sorular yöneltmeye çalışıyor.
Tabi kimse şaşırmıyor.
Zira CHP’lilerin asıl mesleği zaten bu!
Kendileri icraat yapmadıkları gibi her zaman çalışan belediyeleri hedefe koymak, başarılarını gölge düşürmek için her türlü yalan dolan yola başvurmak, ortalığı karıştırmak, milletin kafasında soru işaretleri oluşturmak.
AK Parti için büyükşehirde“ganimet paylaşımı” diye suçlama yapanlar, AK Parti’den kendilerine geçen belediyeleri bir nevi ganimet olarak görüp hırsızlık yolsuzluk ve arsızlıkta sınır tanımayanlar, işledikleri suçlardan yüzü kızarmak yerine bir o kadar da pişkin “yağız hırsız” rolünü utanmadan oynayabiliyorlar.
Yapılan hırsızlık ve yolsuzluklara hukuk gereğini sorduğu zaman “neden?” diyebiliyorlar.
Şimdi ise milletin vekaletini kendi çıkarları doğrultusunda kullananlara devlet niye hesap soruyoru sorguluyorlar.
Bugün milletin verdiği yetki ile meclis kendi başkanını seçti ve tabi ki kendi çalışma arkadaşlarıyla görev dağılımı yapacak.
Bunu hazmedemeyen CHP’nin uç beyleri “ganimet” paylaşımı olarak niteleyerek “Düşmandan mal mı kaçırıyorsunuz” gibi ahlâk seviyesi kendileri gibi zayıf kelimeler sarfetmeye başladılar.
Yani çaldıkları çırptıkları onlar için nizamı sayılırken, olması gereken rutin değişimlere hazımsızlık örneği gösterebiliyorlar.
Oysa AK Parti’den devraldıkları belediyelerde mal bulmuş mağrip gibi nasıl bir havuzun içinde düştüklerine inanamadılar, İmamoğlu örneğinde olduğu gibi götürdükçe götürdüler.
Yolsuzlukta sınır tanımayanlar bugün AK Parti’ye geçen belediyelere ganimet sıfatı yapıştırma yüzsüzlüğü sergiliyorlar.
Şu hale bak ki “belediye el değiştirdi ama yöneticileri değiştirme” denilmek isteniyor.
Yani birileri yemeye devam etsin!
Çünkü adamlar örgütsel düzeni değişmez meslek kuralı haline getirmişler.
Ama bunlar AK Parti’den devraldıkları Bursa Büyükşehir de tüm yöneticileri değiştirdikleri gibi 3 bin kişilik belediye çalışanını kapı dışarı etmiş ekmeğinden oynamışlardı.
Anlaşılır gibi değil !.. adamlar hem suçlu hem güçlü!
Tabi bu yönde cingar çıkaranların asıl derdi daha önce rakamı bilinmeyen devasa reklam pastalarından kaptıkları payın kesilmesidir, bu da oldukça zoruna gitmiş olabilir.
Mustafa Bozbey döneminde yatırım için “kasada para yok” diyenlerin reklam adı altında harcadıkları bütçe akıllara zarar olduğu ortaya çıkmıştı.
Hizmete gelince bir tane proje üretemeyenler üç kuruşluk fidan’a milyon lira ödeme de oldukça mahirdiler.
Bugün Türkiye’de olduğu gibi Bursa’daki CHP’li tüm belediyeler mercek altına alınmalıdır.
Başta Nilüfer belediyesi olmak üzere Osmangazi de Erkan Aydın’ın hizmet anlamında hiçbir proje üretememesi aynı kalıbın ürünüdür.
Dolayısıyla burada yapılan harcamalar mutlak şekilde yakın takibe alınmalı.
Yapılan borçlanmalar, varsa alınan krediler, ihaleler, alınan mal hizmetleri ve ödemeler ince elenip sık dokunmalı tüm dosyalar didik didik edilmelidir.
Çünkü CHP zihniyeti hep aynı kalıp üzerinde inşa edilmiştir.
Bu zihniyetin uç beyleri AK Parti’nin hizmetlerine çamur atmaya, leke sürmeye çalışmaları kendi kanunsuz işlerini örtbas anlamına geliyor.
İstanbul’da, Bolu’da, Uşak’ta ve diğer gözaltına alınan tutuklanan yargılanan CHP’li belediyelerde aynı yol izlenmedi mi?
Hükümete ve AK Partili belediyelere yönelik saldırı iftira kampanyaları yürüterek dikkatleri aksi yöne çekip arka planda malı götürmediler mi?
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir hakkında ortaya atılan iddialar mutlak şekilde sonuçlandırılmalıdır.
Mutlak butlan davasında yargılanan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın‘ın Özgür Özel hesabına para ile delege satın aldığı yönündeki iddialara bakılırsa bu yönde bir alışa gelmişlik söz konusu.
Sayın Erkan Aydın’ın 2 yıl geçmesine rağmen hala AK Parti’nin eserleri ile yürüdüğü gözönüne alınırsa yapılan harcamaların hangi hizmetler karşılığı yapıldığı araştırılmalıdır.
Yoksa öyle AK Partili başarılı belediye başkanlarını hedefe koyarak hedef şaşırtma danslarıyla göz boyayarak bu yönde ilginç figür sergileyip cambaza bak oyunu oynamaları artık tutmuyor.
Unutulmamalıdır ki, Bursa’da şu ana kadar yapılan bütün hizmetler AK Parti’nin eserleridir.
Nerede hangi yatırım yapılmış nereye çivi çakılmışsa tümü AK Parti belediyelerinin hizmetleri olduğu gerçeği var.
İki yıl geçmesine rağmen şu ana kadar CHP’li belediyelerin hangi alanda uzman olduklarını millet çok iyi gördü.
Öyleyse CHP’li uç beyleri hangi dansları sergiler hangi figürleri ortaya koyarsa koysun gerçekleri asla değiştiremeyeceklerini kendileri de çok iyi biliyor.
Düşüncem bunlarla yan yoldan yürüyenleri bile bir gece karabasanlar basabilir!
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin