13 Temmuz 2026 Pazartesi
Bursalı bir üst düzey CHP’linin son yıllarda yolsuzluk hırsızlık dolandırıcılık rüşvet ve irtikap gibi yaşanan olaylar nedeniyle muhalefetin artık inanılır hiçbir yönünün kalmadığını söyledi.
Konuyla alakalı yıllarca yanlışları, hataları savunmak zorunda kaldıklarını, “iktidar partisi iftira atıyor” diyerek partilerini savunduklarını, fakat bugün işin çığırından çıktığına inanmak zorunda kaldıklarını belirtti..
İsminin paylaşılmasını istemeyen muhalif kanatta vicdan muhasebesi yapan bazı üst düzey isimler, Özgür Özel’in neyi savunduğunu anlamakta artık güçlük çektiklerini ifade ederken tarafıma şu ifadeleri kullandı.
“Yıllardır iktidara muhalefet yapıyoruz.
Evet eleştirelim, evet eylem de yapalım ama artık yeter be kardeşim.
En son ki Haluk Levent olayı artık tak dedi.
İktidarı eleştirirken ülkede muhalif hırsız gruplar oluştu, iktidara karşı eylem yaparken, birlikte eylem yaptıklarımız yoldaş zannettiklerimiz hırsız çıktı.
Biz Cumhurbaşkanının şahsını eleştirmiyoruz ki, uygulamalarının yanlışlığını eleştiriyoruz.
Peki şimdi nereye geldik, aynı şeyleri solcu zannettiğimiz muhalif gruplar yapıyor, hemde daha iktidara gelmeden!
Yahu insanda biraz utanma olur.
Biz hırsızlık bitsin diye muhalifiz, biz feto vari örgütlenmeler bitsin diye muhalifiz, biz sizin para çalmanız için iktidara muhalif değiliz.
Artık bir utanın yav.
Bakın ilk operasyonlar oldu, iftira atıyorlar dedik.
İkincisi oldu yine iftiradır dedik.
Üçüncü sanırım yine iftira dedik ama artık anladık.
Sol muhalefeti istismar ederek hırsızlıklarınıza kılıf bulmaya çalışmışsınız.
Öyleyse sizin muhalefet anlayışınız neyi savunuyor neyi meşru görüyorsunuz, neyin karşısındasınız.
Siz kime ne muhalefeti yapıyorsunuz.
Göz göre göre hırsızı yalancıyı dolandırıcıyı soyguncuyu rüşvetçiyi savunuyorsunuz, bu nasıl bir muhalefet anlayışı.
Biz kendimizi kime nasıl inandıracağız, bunun da bir izahını yapar mısınız, yapamazsınız.
Şimdi de kalkmış yeni partiden söz ediyorsunuz.
CHP’yi tarihin en düşük seviyesine indirdiniz, siz CHP düşmanı mısınız, yanlışı bilinçli mi savunuyorsunuz her şeyi bilinçli mi yapıyorsunuz.
Bize rakip olarak Erdoğan ve partisi değil, siz yetersiniz, bu partiyi rahat bırakın.”
.
Bu ifadelere bakılırsa CHP’de öyle bir kazan kaynamış ki artık önüne geçmek mümkün değil.
Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu kanadı artık geri dönüşü olmayan tamamen yol ayrımında.
Önümüzdeki günlerde Özelciler kesin olarak yeni partilerini ilan etme kararı almış.
Özel’in partisinin Bursa il binasının fomara’da tutulduğu ifade ediliyor.
Hasılı CHP resmen ikiye ayrıldı diyebiliriz.
Önümüzdeki günlerde saflar netleşecek, kimler hangi tarafta at koşturacak çok daha net görmüş olacağız.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Birileri sırf kendi düzenleri bozulmasın, menfaat ve çıkar beklentileri sekteye uğramasın diye MEB’de ortalığı birbirine katmak için adeta seferberlik ilan etmiş.
Bursa, egitimde yıllarca yaşanan sıkıntılar, fiziki yapılanmalarda ki gecikmeler, iş bilmezlerin hüküm sürdüğü sancılarla bir adım yol alamadı.
Depreme dayanıksız yenilenmek için yıkılan onlarca okul var.
Tarihi Tophane başta olmak üzere ihalesi bile bir türlü yapılamayan toplam da 32 okul için hiç bir çalışma yapamayan zihniyetlerin işbaşında oldugu dönemlerde kaybedilen yılların sorumluluğu ve vebali üzerlerinedir.
O dönemde hüküm sürenler herhangi bir proje üretemedikleri gibi en büyük zararı da eğitime vurmuşlardı.
Bursa’da yaklaşık 650 bin öğrenci, 40 bini aşkın öğretmen, 2 bine yakın okul ve eğitim kurumu ile 17 ilçeyi kapsayan büyük bir eğitim organizasyonunun bulunduğu, yeni göreve başlayan bir il müdürünün çalışma anlayışı doğrultusunda yönetim organizasyonunu yeniden şekillendirmesinin kamu yönetiminde olağan bir uygulama olduğu herkes tarafından bilinen gerçektir..
İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı görevlerinin görevde yükselme sınavına tabi kadrolar arasında yer almadığı, bu görevlendirmelerde mevzuatta belirlenen hizmet süresi, yöneticilik deneyimi ve diğer kriterlerin esas alındığı belirtilerek, liyakatin yalnızca sınav puanıyla değil; yöneticilik tecrübesi, proje üretme kapasitesi, kriz yönetimi ve koordinasyon becerileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Ne var ki, her değişim bazı konfor alanlarını da derinden sarsıyor.
Yeni yönetimin “değişim” düğmesine basmasıyla birlikte malûm konfor alanları sarsılan bazı vicdan yoksunları, kirlerin katmerlendiği şapkalarından yalan çıkartarak hakikatin ve gerçeklerin üzerine gölge düşürmeye çalışıyor.
Bu ne eğitimciye, ne de eğitim camiasına yakışmayan tutumdur.
Değişimi hazmedemeyen sözüm ona bazıları ortaya konan iradenin sekteye uğraması için her türlü iftira, siyasi girişim ve nefret dili kullanmaktan çekinmiyor olmaları Eğitim gibi kutsal bir alana sekte vuruyor.
Oysa bu alan hesaplaşmaların değil; ortak aklın ve ortak vicdanın evi olmalıdır.
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ, KİŞİSEL HIRSLARA KURBAN EDİLEMEYECEK KADAR DEĞERLİDİR
Bursa’nın bugün ihtiyacı olan şey, dedikodu koridorları değil; fikir üreten sınıflar, umut büyüten öğretmenler ve vizyon ortaya koyan yöneticilerdir.
Herkes aklını başına toplamalı, aklı selim davranmalı, geleceğimizi şekillendirecek en mühim konu olan eğitime önem vermelidir.
Bursa Milli Eğitim Müdürlüğünde yapılan değişimin bazı mevcut idarecileri rahatsız ettiği duyumları ve tavırları hoş olmamakla beraber herkes bilmelidir ki, “Mahkeme kadıya mülk değildir”, herkes görevini yapar, günü geldiğinde de edebiyle geri çekilmesini bilir.
Edindiğimiz bilgilerde görevden alınan hiçbir idareci mağdur edilmediği gibi bugüne kadar yapmış oldukları iş ve işlemlerde görevlendirmiş oldukları yeni makamlarda bu milletin evlatlarına tecrübeleriyle hizmet etmeye devam etmekle yükümlüdür.
Bazı Müdür yardımcısı arkadaşların atandıkları yeni görevleri beğenmeyip, bir eğitimciye yakışmayacak seviyeye olayı çekmiş olması hem eğitim camiasını hem de Bursa halkını üzmüştür.
Eğitim camiası kimsenin babasının çiftliği değildir.
Kimse mesleki boyunca aynı ortamda aynı koltuğu bırakmamak ve korumak gibi güvenlik amiri de memuru da değildir.
Devletin elemanı devletin görevlendirdiği yerde çalışmak mecburiyetindedir.
Yani Devlet bir görev verir memur o görevi ifa eder, beğenmeyen ise ne yapacağını iyi bilir.
Ortalığı bulandırmaya, motivasyonu bozmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
Her yeni yönetimin, yeni bir bakışla ve o bakışa uyan yeni bir kadroyla yola çıkması kadar doğal bir şey olmaz.
Kaldı ki; her gelen yönetimden hararetle Bursa’da eğitimin kangren olmuş sorunlarını çözmesi beklenir.
Bu anlamda çözüm yolunda tasarruf yine ilgili yönetimin yetkisindedir.
“Ben bu koltuğa alışmışım beni buradan kaldırmayın” gibi tavırlar hoş değildir.
Bursa’nın yarınları, konforu bozulan kibirli dedikoducularının kurumuş insafına teslim edilecek kadar değersiz de değildir.
Herkes aklını başına devşirmeli, Bursa’da eğitim artık bir düzene girmeli, kişisel hırslar için çocuklarımızın geleceğinden oynanmamalı, herkes hakkını da haddini de bilmelidir.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Son günlerde AK parti içinde bazı işbirlikçilerin harekete geçtiği yönündeki iddialar sıkça gündeme yer almaya başladı.
Kulislerde bunun bir alıştırma kulak aşinası ısındırma hareketleri olduğundan bahsediliyor..
Ne demişti Bülent Arınç; “Anayasal düzenleme olmadan mevcut şartlarda Erdoğan yeniden aday olamaz.”
Tabi bunu söylerken arka planda bir hazırlık olduğunu da ortaya koymuş oluyordu.
Mesela Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, olası seçimde gösterecekleri cumhurbaşkanı adayı hakkında “İsmini açıkladığımızda tüm Türkiye, 86 milyon ‘Oh be‘ diyecek” demişti.
Arıkan’ın bu açıklaması sonrası bu ismin Abdullah Gül olduğu ve eski partisine karşı aday olacağı iddia edildi.
Gül’ün daha önce de CHP’den aday olacağı iddiaları gündeme gelmişti.
Diğer tarafta Hüseyin Çelik ve Haşim Kılıç “demokrasi buluşmaları” adı altında bir araya gelerek Cumhurbaşkanlığı adaylığı yol haritası konusunda istişareler yapmış.
Bu noktada da yine konunun tam merkezinde Bülent Arınç yer alıyor.
Arınç, “ Cumhurbaşkanımız ‘Kardeşim filan’ diyemez mi? Diyebilir mi? Diyemez mi? ‘Diyemez’ diyenler olursa, görürler! Ben bu evin sahibiyim, bu partinin kurucusuyum. Ayrı bir parti kurup kendi partime taarruz edemem” desede her fırsatta Erdoğan karşıtlığını da ortaya koymaktan geri durmuyor.
Kısaca Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı tertip alan bir cephenin kamuoyunda kendini göstermesinin zamanlaması tesadüf değildir.
Dolayısıyla Abdullah Gül, Bülent Arınç, Ali Babacan başta olmak üzere diğer yan kollar Ahmet Davutoğlu, Haşim Kılıç, Hüseyin Çelik‘le birlikte muhalif irili ufaklı partilerin desteğiyle Erdoğan’ın adaylığına karşı yeni aksiyon oluşturmaya çalışıldığı anlaşılıyor.

ÖZEL: KAMUOYUNA ÇARPTILARAK YANSITILANLAR GERÇEK DEĞİLDİR
Son günlerin en önemli konularından biri Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel’in, görüştüğü bir isim kamuoyunda çarpıtılarak ses getirilmeye çalışıldı.
İddialara cevap veren Ercan Özel, Erkan Karaarslan isimli kişi ile görüştüğünü açıkladı.
Başkan Özel bunu söylerken, böyle bir kişinin varlığından haberdar olmadığını, sonradan öğrendiğini söyledi.
Özel açıklamasında “İddia edildiği gibi bundan bir kaç ay önce FETÖ Belediyeler İmamı olduğu iddia edilen kişi ile belediyede görüştüm. Erkan Karaaslan’ın kim olduğunu bilmiyordum, daha sonra İnternetten öğrendim, ancak konu kamuoyuna gerçeğe aykırı çarpıtarak aktarıldı” dedi.
İddialarla ilgili Yenişehir belediye başkanı Ercan Özel tarafıma konunun detaylarını aktardı.
“İyi parti’den olduğu söylenen bir kişi geldiğini ve görüşmek istediğini söylediler. Bu ismi tanımadığım halde çok kısa bir süreliğine görüşebileceğimi belirttim.
Şahsın Yenişehir çalışma planlarında ve buna benzer konularda genişletilme talebinde bulunduğunu, ben de öyle bir şeyin söz konusu olmadığını sadece mevcut alanlarda imar rezervine yönelik çalışmalar yaptığımızı söyledim.
Yani yeni imar alanları açmıyoruz, mevcut imar alanlarında yenilemeye gittiğimizi (revizyon) ifade ettim, görüşme süremiz toplam 5 dakika bile olmayabilir hepsi bu kadar.
Daha sonra bu kişinin iyi parti tarafından AK partili belediye ve şahsıma yönelik kurulan bir tuzak olduğunu öğrendim.
Yenişehir’de yaptığımız takdire şayan hizmetler halkın memnuniyetini üst seviyeye çıkarırken, AK Parti’nin başarısını gölgelemek ve lekelemek isteyen iyi parti bu yönde akla hayale gelmeyen planlar yürütüyor.
Biz bu şahsı tanımıyoruz, daha önce görüşmüşlüğümüz ve merhabalığımız da yok. Sonradan öğrendiğimiz kadarıyla fetö imamı olduğuna yönelik suçlamada yargılanmış ancak ceza almamış.
Bizim AK Parti’ye geçişimizi hazmedemeyenler o günden beri aleyhimize akla hayale gelmeyen tuzaklar, kumpaslar planlar ve çalışmalar yürütüyorlar. Ne yazık ki bu da onlardan bir tanesi.
Kapımıza kim gelirse gelsin ayrım yapmaksızın herkesle görüşmeye, vakit ayırmaya çalışıyoruz. Ama böyle kötü niyetlileri hesaba katamadık. Biz böyle bir şeyi düşünemedik ve iyi niyetimizi aleyhimize kullandılar.
Amaç AK Parti’nin yükselişini, hizmetlerini çekememek ve buna ellerinden geldiğince engel olmak.
Muhalefet partisinin aleyhte çalışmasını anlarım, ancak şahsıma ve AK Parti’ye yönelik kurulan kumpaslara ve tuzaklara müsaade edemem.
Konuyu çarpıtarak kamuoyuna aktaran belli bir zümre kötü niyetlilere hizmet etmek için her türlü platformu kullanmaya çalışıyorlar.
Gerçekler Kamuoyuna çarpıtılarak ve mecrasından saptırılarak kafalar bulandırılmak istenmiştir.
Ama olayın gerçek iç yüzü Yenişehir halkına yapılmak istenen kötülük ve AK parti belediyesine yönelik iyi parti tarafından oynanan bir oyun olduğu ortaya çıkmıştır. “
Başkan Ercan Özel’in açıklamaları böyle iken elbette başta Selçuk Türkoğlu olmak üzere iyi partili yetkililere sormak isterim.
İyi parti içinde kriptolar var mı yok mu?
.
NİHAT YEŞİLTAŞ’IN MESLEĞİ NEDİR?
Görevden alınan CHP Bursa il başkanı Nihat Yeşiltaş ne iş yapıyor?
Aklıma geldi merak ettim sormak istedim.
Araştırdım bulamadım, yakın çevresine sordum onlar da bilmediklerini söylediler.
Öyleyse buradan kendisine soralım; Sayın Nihat Yeşiltaş‘ın mesleği nedir, ne iş yapıyor?
Kamuoyu da merak ediyor.
Kendisi veya bir bilen bizi aydınlatabilir mi !!!
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
BTSO’ da başkanlık seçimi için kılıçlar çekildi.
İki aday var.
Mevcut başkan İbrahim Burkay ile Özer Matlı.
Zira sayın Burka’yın BTSO tarihinde bana göre en başarılı başkan olduğunu düşünüyorum.
Birileri şöyle yorumlayabilir;
“Hayırdır senin İbrahim Burkay’la yakınlığın, dostluğun veya BTSO basın ilişkilerin bunları söylemeye mecbur mu bırakıyor?”
Peşinen söyleyeyim BTSO veya İbrahim Burkay’la veya basın ilişkileri konusunda çok da bir ilgi alanım yok.
Toplantılara da gitmem, İbrahim Burkay ile de doğru düzgün görüşmüşlüğüm yoktur.
Bu konuda ekonomi yazarları benden Mars’la Dünya kadar mesafede öndeler.
Zira benim sadece BTSO ile değil, hiçbir oda başkanı ya da bu alandaki resmi mercilerle bir ilgim iletişimim yok ve olmadıda.
Bu nedenle kimsenin adamı olmadan iki aday arasında objektif olarak çok rahat bir şekilde değerlendirme yapabilirim.
Özer Matlı Ticaret Odası Başkanı.
Kendisi bu dönem BTSO yönetim kurulu başkanlığına adaylığını ilan etti.
Sayın Matlı kendi işinde ticaretinde başarılıdır değildir bu ayrı bir konu.
Ancak BTSO gibi dev bir kurumun başına adaylığı bana göre yeterlimi dir ! .. sorgulanabilir.
BTSO’nun (Bursa Ticaret Odası) geçmişten süre gelen serüveninde yıllarca üyelerinin şikayeti, Bursa’nın üretim ve ihracat ağında adından söz ettiremez durumdaydı.
Yani Burkay öncesi BTSO’da amansız şikayetler dışa yansıyor, o dönemler özellikle üyelerin çok sayıda sıkıntılar yaşadığı biliniyordu.
Oysa İbrahim Burkay yönetiminde BTSO kabuğunu kırıp önemli başarılara imza attı.
Üyelerine sağladığı avantajlarla üretim ve ihracatın önü açıldı.
Bu da yepyeni dev projelerin ortaya çıkmasına neden oldu.
Bu minvalde yeni dönemi için de Bursa’nın orta direği olan KOBİ’leri sevindirecek önemli projelerini açıkladığı tanıtım toplantısı düzenledi.
Burkay, ”60 bini aşkın üyemizin inancı ve desteğiyle, her bir üyemize dokunan, kentin ve ülkemizin ekonomi tarihine geçen 60’tan fazla dev eseri Bursa’mıza kazandırdık. Bugün gönül rahatlığıyla ifade edebiliriz ki Bursa, son 13 yılda 50 yıllık bir altyapı hamlesini gerçekleştirmiştir” dedi.
Fidan Han, Kobi Osb, Teknosab, Organize Ticaret Bölgeleri, Data Center Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Teknosab Teknopark, Gıda İhtisas OSB, İnşaat Sektörü İçin Lojistik Depolama Alanları, Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi projelerinin Bursa’nın önünü daha fazla açacağına dair önemli yatırımlar olacağını aktardı.
Küçük ve orta ölçekli firmalara önem verdiği Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi ve Teknosab Kobi Gibi projeleri başı çekiyor.
Küçük ve orta ölçekli firmaların rekabet gücüne kavuşması Başkan Burka’yın üzerinde durduğu önemli bir konu olarak öne çıkıyor.
Sayın Burka’yın yazıya sığdıramayacağımız çok sayıda önemli projeden bahsettiğini hatırlatalım.
Kısaca projelerin gerçekleşmesi halinde bu alanda dünya liginde Bursa’nın adının üst sıralara çıkacağını düşünüyorum.
Yeni döneme ‘yaptıkları yapacaklarının teminatı’ doğrultusunda oldukça iddialı hazırlanan İbrahim Burka’yın ortaya koyduğu projelere Bursa için “altın” değerinde yakıştırma gayet yerinde olacaktır.
Başkan Burkay böylece lansman toplantısı ile BTSO başkanlığına yeniden aday olduğunu resmen açıklamış oldu.
Oysa Özer Matlı adaylığını açıklamanın üzerinden neredeyse 1 ay geçti ancak projeleri konusunda herhangi bir toplantı ya da açıklamada bulunmadı.
Sayın Matlı’nın şu an için ne yapacağı muamma.
Bu durumda 2 aday arasında bu işe daha “ehil ve liyakatli” kim ?.. sorusuna İbrahim Burkay derim.
Daha zaman var bekleyip göreceğiz.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
AK parti dönemlerinde yapılan hizmetler, atılan tarihi imzalarla yepyeni bir kimliğe kavuşan Bursa’da Şehreküstü’nden tarihi hanlar bölgesine, çevre yollarından tabakhaneler bölgesine, kültürel aktivite merkezleri merinos AKKM’den panoramik müzelere, yeşil alanlardan sosyal donatı alanlara, şehre nefes aldıran başta Cumalıkızık orman parkından Hüdavendigar parkına, birçok mesire alanlarından kentsel dönüşümlere kadar hasılı Bursa’da görülen görülmeyen hizmetlerin tamamında AK parti imzası olduğunu öncelikle hatırlatmak isterim.
Özellikle Yıldırım Belediyesi’nin imzasını taşıyan Cumalıkızık orman parkı tüm Bursa halkına nefes aldırırken, aralıksız süregelen bu projelere alışan ve bağışıklık oluşturan hizmetlerin daha fazlasını isteyen, yani verdikçe daha çoğunu isteyen misali vatandaş farklı mecralarda yüzmek adına biraz da CHP’nin kabiliyet ve yeteneklerini ölçmek için değişime gitmişti.
Yani Bursa’da yapılan son yerel seçimlerde AK parti hizmetlerine doyan Bursalılar, şişirilmiş bir isim olan Mustafa Bozbey‘i denemek için CHP yönetimlerini sınava tabi tuttu.
Bursa büyükşehir başta olmak üzere Osmangazi ve diğer dış ilçelerden birçoğunda CHP’li yönetimler iş başına getirildi.
Ancak Bursalılar 2 yılı aşkın bir zamanda tam tamına hayal kırıklığı ve şok yaşadı.
Aslına bakarsınız bu terimi biz kullanıyoruz ama Bursalılar çok da hayal kırıklığı yaşamışa benzemiyor.
Olacaklardan haberdar sanki facia geliyorum türünde bu durumu sürpriz saymadıkları gözlendi.
Meydanlarda “yapacağız edeceğiz” diyerek mevcut AK parti yönetimlerinin hizmetlerini kötüleyip kendilerinin çağdaş Bursa oluşturacaklarını sözünü vererek milletten yetki talebinde bulunmuşlardı.
Bursalılar da seçim meydanlarında yalan propaganda üretenlere kanmış, CHP’lileri iş başına getirerek önemli bir sınava tabi tutmuştu.
İŞTEN ÇIKARMALAR
Ancak hizmet adına bir tuğla bile koyamayan Büyükşehir başta olmak üzere CHP’li yerel yönetimler sınavı geçemedi.
Üstüne üstlük geldikleri günden kısa bir süre sonra büyükşehir çalışanlarından tahmini 3 bin ila 5 bin kişiyi soğuk kış şartlarında iş akitlerine son vererek kapının önüne koymuş, süreç dahilinde işten çıkarmalar periyodik bir şekilde devam etmişti.
Asıl bomba ise ilerleyen zamanlarda yolsuzluk, irtikap ve rüşvet iddialarının ortaya çıkması oldu.
Yapılan operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar vesaire sonrası malum.
Süreç devam ediyor…
İŞÇİ KIYIMI YAPANLAR TEREYAĞI GİBİ SUYUN ÜSTÜNE ÇIKTILAR
Şimdi siyasi ahlaktan, iş ahlakından bahseden CHP zihniyetleri bugün AK parti yönetiminde olan Bursa Büyükşehir Belediyesinde işçi kıyımından bahsetme cüretini gösterebiliyor.
Mesela BESAŞ’ta 20 kişinin görevden alındığını ve bunun bir hak gaspı olduğu iddiasında bulunabiliyorlar.
Yani Mustafa Bozbey göreve geldiğinde 3 bin kişiyi işten çıkarmasını tek kelime yazmayanlar bugün AK partili başkan vekili Şahin Biba‘nın işin ehli olmayan 20 kişilik bazı yönetim kadrosunda değişikliğe gitmesini büyük olaymış gibi servis ediyorlar.
Hatta aynı haber siteleri Bursa’ya hizmet adına hiçbir proje üretemeyen CHP’li yöneticileri göklere çıkarırken, AK partili yönetimleri yerden yere vuruyor.
CHP döneminde görevden alınan AK partili yöneticilerin yerine kendi adamlarını getirerek bir anlamda CHP’li yönetim kadrosu oluşturulmuştu.
AK parti ise işi beceremeyen bu kişileri görevden alarak işi ehline yani uzmanına vermesi oldu.
CHP’nin basın bülteni gibi çalışan haber siteleri, belediye başkan vekili Şahin Biba’nın yanlış kişilerin doğru yerde olmasının hizmet akışını sekteye uğratması nedeniyle doğru kişilerin yeniden iş başına getirmesini ne hikmetse hazmedemezken, 20 kişinin görev yerlerinin değişimine de ‘işçi kıyımı ‘ algısı oluşturuyor.
Ama kendileri 3 bin kişinin işine son verdiklerinde kıyım yapmamış oluyordu!
BURSALILAR NE DİYOR
Oynanan oyuna Bursalıların karşı tepkisi çok sert oldu.
“CHP’nin AK parti’den devraldığı belediyelerde adeta mal bulmuş mağrip gibi çok acele ve hızlı bir şekilde binlerce kişiyi ailelerin geçimini düşünmeksizin kış şartlarında kapının önüne koyması işçi kıyımı değil miydi?
Kendi adamlarını belediyelerin iştiraklerine ve bazı devlet garantili kadrolarına almak için binlerce kişiyi mağdur ederken bugün 15-20 kişilik yönetim kadrolarında değişikliğe gidilmesine neden sancılanıyorlar?
Zaten her gelen kendi yönetim kadrosuyla çalışmak ister, bu tepkiyi gösterirken hiç utanmıyorlar mı?
AK Parti’ye zaman zaman kızabiliriz ancak her şeye rağmen hizmet üretiyor. CHP ise kısa zamanda “yolsuzlukla-rüşvetle” adından söz ettirdi.
Biz de diyoruz ki, neden hizmet için bir proje ortaya konulmadı. Meğer adamlar, “gidene kadar ne götüreyim” arayışında olmuşlar.
Onlar zamansız bir şekilde işten çıkardıkları on binlerce kişinin vebaline girdiler, önce bunun hesabını versinler sonra da gitsin “yolsuzluk rüşvet” gibi iş ahlakını hiçe sayan icraatlarının hesabını versinler.
CHP yönetimleri bundan böyle hiçbir zaman bursalıya yalan propaganda yapamayacak, Bursa halkını inandıramayacak, biz neyin ne olduğunu biliyorduk ama bu kadarını bilmiyorduk, artık kimlerin ne olduğunu çok iyi öğrendik.”
Vatandaşların ortaya koyduğu tepkilerin içinde en dikkat çekeni ise şu oldu:
“Her gün haberlerde farklı belediyelerden yeni yeni çirkeflikler yolsuzluklar ve operasyonlar gündeme geliyor. Bunların hırsızlıklarını, yolsuzluklarını, ahlaksızlıklarını dinlemekten bu millet yoruldu. CHP artık bu milletin karşısına bir daha çıkmasın, hatta mümkünse kapatılsın!”
Bu tepkiler CHP yönetimlerinin yakın tarihimizde bu yana halkın üzerinde oynadığı oyun, açtığı derin yaraların izlerini taşıdığını ortaya koyuyordu.
CHP, “demokrasiyi, Atatürk ve laikliği kalkan olarak kullanan parti” olduğundan bahsediliyor.
Bu konu her köşe başında sokağın nabzında birinci gündem maddesi olarak önemli yer tutuyor.
Bu da şunu gösteriyor; CHP Deniz Baykal zamanındaki misyonundan çok çok uzaklaşmış.
‘Mutlak butlan’ kararı sonrası bakalım süreç hangi yöne evrilecek, nasıl bir tablo ortaya çıkacak.
Sonuç olarak Bursa’da ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet olayları nedeniyle halk kapısını CHP’ye kapattığı görülüyor.
Aynı tepkileri önceki gün çocuğumun yemin töreni için gittiğim Diyarbakır‘ın Sur ilçesinde soluklandığımız bir çay bahçesinde sohbet ettiğimiz esnaflardan da aldım.
Genelde halkın nabzı bu yönde atıyor.
Yeni seçim tarihi 2028’in ilk çeyreğinde yapılması planlanıyor. O zamana kadar CHP’nin bilinmeyen birçok vukuatının daha ortaya çıkacağını düşünüyorum.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin