24 Ağustos 2026 Pazartesi
Bursa siyasi arenada yep yeni bir plan devreye sokulmaya çalışılıyor.
Bilindiği üzere CHP bölündü.
Başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere rüşvet ve yolsuzlukla yargılanan eskilerin yeni adresi yeni parti adıyla kurulan aynı adlı yeni bir senaryoyla bir araya geldiler.
CHP’den istifa eden milletvekilleri ve belediye başkanları adı yeni ama kendi eskinin de eskisi olan partiye geçtiler.
Aslında zoraki bir durumla biraraya gelenler bir süre sonra büyük yanlış yaptıklarını anlamak için fazla zorlanmadılar.
Sol güruh kendi elleriyle bölünmüşlüğün adresi oldu, kendi elleriyle güç kaybettiler, başkasının yapamayacağı kötülüğü kendi elleriyle kendilerine yaptılar.
Gelen bilgilere göre CHP’den kopmaları büyük pişmanlığa neden olmuş. Geri dönmek için yeni bahaneler aranmaya başlanmış.
Çünkü her yeni adlı oluşumlar kısa zamanda eriyip yok olup gittiğini biliyorlardı.
Bugün itibariyle bir bütün gibi görünen yenici eskicileri seçim zamanına kadar geri dönüşlerin yaşanacağı, sandıkta umduğunu bulmayacağı korkusu sardı.
.
FİTNE BOŞ DURMUYOR
Hal böyleyken tehlikenin büyüklüğünü gören ve önüne geçmek adına eskici yeniciler çok sinsi bir planı devreye soktular.
Yapılması gereken ilk iş en büyük rakip Ak partiyi karıştırmak.
Onlara göre en ideali olan seçim kaybeden Alinur Aktaş‘ ismiydi.
Kulislerde AK Parti il Başkanı Davut Gürkan ile seçimi kaybeden Büyükşehir belediye Başkanı Alinur Aktaş’ı birbirine düşürmek için Aktaş’ın kurduğu kadronun tasviye edildiğine yönelik fitne tohumları saçmaktı ve öyle yaptılar.
Oysa CHP’li Mustafa Bozbey göreve geldiğinde AK Parti kadrolarını zaten ya işten çıkarmış ya da pasifize bir görevle uzaklaştırmıştı.
Bugün bazı ayrılıkçı ak partilileri de kafaya alarak parti içi güven ortamını bozucu, bozgunculuk ve fitnecilik yaptırarak hazırladıkları projeyi adım adım hayata geçirmekle başladılar..
Başlangıç noktası olarak da herkesin inanabileceği bir yolu seçmişler.
Siyasi kulisleri hareketlendiren iddia: “Davut Gürkan ile Alinur Aktaş cephesinde yeni bir hesaplaşma” gibi ortaya asılsız yalan haberler üreterek nabız yoklanıyor.
Adını da cazip olsun dikkat çeksin diye “hesaplaşma” koymuşlar.
.
HİZMET YERİNE YOLSUZLUK ÜRETENLERİN HABERLERİ!
Ancak iddiaları bile yalanı olan bu planın tutması imkansız olduğu ilk günden anlaşıldı.
“Konuyla alakalı her iki tarafın muhatpaları ve en yakınlarıyla görüştüm.”
Bırakın tasviyeyi tam tersine CHP’li Bozbey döneminde işine son verilen Ak partili liyakatli bürokratların yeniden göreve getirildiği gerçeğiydi.
Aklıma gelenlerden birisi Burulaş müdürü Mehmet Kürşat Çapar dı.
Bu şunu gösteriyor;
AK parti’de öncelik işinin uzmanı, ehliyet ve liyakata önem verilmesidir.
İşte bu nedenledir ki, hiçbir muhalif Belediyesi AK Parti belediyeciliğinin en vasatına bile yetişememiştir.
Düşünün, iki buçuk yıl hüküm süren Mustafa Bozbeyli CHP zihniyeti Bursa’ya ne bir tuğla koymuş ne bir proje üretmiş ne de hizmet anlamında mesafe katetmemiştir.
Sadece kuru gürültü, laf kalabalığı bol bol billboard reklamlarıyla algı üzerine kurulan bir belediyecilik oyunuyla günün sonunda rüşvetle yolsuzlukla yargılanmıştır.
.
HER DÖNEM ISRARLA TUTMAYAN MAYA ÇALMAK!
Zaten CHP’nin genelinde hep aynı oyun oynanmıştı.
Şimdi ise bu oyunu eski kurtların bir araya gelerek yeni adı altında yeniden devreye sokmak için önündeki en büyük engelleri bertaraf etmek adına AK parti içinden seçtikleri kendi zihniyetlerine yakın bazı ajanlar üzerinden devreye sokmaya çalışıyorlar.
Bilindiği üzere AK Parti’nin başarısının önüne geçmek için fitne fesatla ortalığı karıştırmak, AK Parti yöneticilerini birbirine düşürmek en bilindik planları.
Bu yeni değil aslında, her dönem zaman zaman deneyimlerine başvurup bu tür yalan haber ve iddialar ortaya atılarak mide bulandırmak, kafaları karıştırmak akılları çelmek.
Bu da gayet doğaldır !
Türkiye’nin malumu CHP belediyeleri yolsuzluk ve rüşvetle gündeme gelmişti.
Burada asıl olan bir gerçek var ki, AK Parti içinde CHP ile perde arkasından iş tutan ajan kılıklı ihanetçilerin temizlenmesi gerekir.
Yoksa Bursa halkı herkesi çok iyi biliyor ve tanıyor.
AK Parti’nin dışında Bursa’ya hiç kimsenin bir çivi çakmadığı gerçeğini de vatandaş biliyor.
Bursa’da nerede ne görülüyorsa tüm proje ve yatırımların AK Parti’nin eserleri olduğunu da biliyor.
İşte o AK Parti’nin ürettiği hizmetlerle Bursa bugünlere geldi..
Sözün özü şudur;
AK Parti’nin en kötü bildiğiniz yavaş hizmet üreten Belediyesi, CHP’nin en iyi bilindik diye ün yapmış belediyesinden çok daha iyi, çok daha kaliteli büyük hizmetler üretmiştir ve üretmeye devam ediyor.
Bozbey örneğini gördük.
Adam boş çıktı.
AK parti’de hizmet üretilirken, diğerlerinde rüşvet ve yolsuzluk üretildi.
Dolayısıyla onlar her yola başvuracaklardır.
AK parti’yi karıştırmak için içerideki aktörleri de olsa fitne fesat ekmeye çalıştıkları mayası hizmet üreten kadrolarda ve yöneticilerde asla tutmaz.
Özeti budur.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Bilindiği üzere rüşvet ve yolsuzlukla yargılanan Mustafa Bozbey CHP’den istifa etmişti.
Ancak yeni partiye geçmiş değil şu an için bağımsız.
Peki, Bozbey yeni partiye geçmeyecekse CHP’den neden istifa etti?
Kendisi bir açıklama yaptı ama kamuoyunda bunun inandırıcılık tarafa oldukça zayıf görünüyor.
Öyleyse akıllara birçok soru geliyor..
Mustafa Bozbey’in ak Parti’ye geçmesi için birçok kanalı zorladığı medyada yazılıp çizilmişti ancak bu hayali bir türlü gerçekleşmemişti.
Bunun da en büyük sebebi dosyalarının kabarık olması ve AK Parti’nin Bozbey’e kapıları kapatmasıydı.
Bazı kanallardan edindiğimiz bilgilere göre Bozbey’in CHP’den istifa etmesi bir planın parçası olduğu, planın kusursuz işlemesi için suların durulması, bazı dengelerin ve zeminin oluşması, perde arkası ayak oyunları ile yeniden AK Parti kapısından içeri sokulması yönünde çalışmalar olduğu bilgileri mevcut.
Bu bilgilerin doğruluğu var mıdır bilinmez.
Ancak kulislerde konuşulmaya çoktan başlandı bile.
Zaman neyi gösterecek kestirmek zor fakat bunun bir olasılık olmasına bile doğrusu ihtimal vermiyorum.
Ancak geçmişte olmaz denilen nelerin oldurulduğunu da şahit olduğumuz için hiçbir şeyin imkansız olmadığını da düşünmek zorundayım .
Eğer imkansızlık aşılır da AK Parti kapısından girişi sağlanırsa Bursa AK parti’de büyük bir kaos ortamı oluşacağına şimdiden öngördüğümü söylemeliyim.
Bu sıralar sayın Bozbey’e mağdur rolü yüklendiğini düşünüyorum.
Kamuoyunda suçlu algısı değiştirilerek masum ve mağdur rolü etiketi ile bir nevi pazarlama görevi üstlenen bazı kişilerin olduğu yönünde fiskos şeklinde konuşmalar oluşuyor.
Zamanla nabız yoklanarak kamuoyu tepkisinin ölçülmeye çalışılması, AK Parti tabanında aynı planın bir parçası olarak yorumlanıyor.
Eğer böyle bir plan öngörüler arasında yerini almışsa o zaman ortaya çok daha derin bir soru çıkıyor!
Bu planı kimler icat etti ve kimler devreye aldı?
İşte bu sorunun cevabı bulunursa yukarıda bahsi edilen kapıdan içeri Mustafa Bozbey’in girip girmeyeceği de büyük ölçüde anlaşılmış olacaktır.
Bir kez daha altını kalınca çizerek vurgulamakta yarar var.
Bunun bir olasılık olarak düşünülmesi bile ak Parti cephesinde büyük bir faciaya neden olması kaçınılmazdır.
Kulislerde konuşulanlar ve zaman neyi gösterecek şimdiden kestirmek çok zor.
Bununla birlikte birilerinin boş durmadığı da bir gerçek.
Süreç dahilinde kimlerin neye gebe olduğu çok daha net görülecektir.
Şunu bir kez daha vurgulamak gerekir.
Bırakın yukarıda bahsi geçen konunun gerçekleşmesini, konuşulması bile AK Parti içinde tabanından tüm erklerine kadar büyük tepki doğuracağı ve zarara yol açacağı biliniyor.
Bu durumu bile bile böyle bir plan yürütenler bana göre AK Parti’ye büyük kötülük yapmış olur ve en büyük düşmanıdır.
Zamanla kimlerin ne tür maske taktığı ortaya mutlaka çıkacaktır.
Eğer bu durum gerçekleşirse buna tüm Bursa şahit olacaktır.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Amatörce bir adaylık çalışması…
Sıfır proje, ne yapacağı belli olmayan muamma bir ismin ülkenin yüz akı Bursa sanayisi ve ticaretini yönetmeye talip olması…
Bu kadar büyük bir talihsizlik!
Adam BTSO başkanlığına aday ama ortada açıkladığı ele avuca sığan bir tane dahi olsa projesi yok!
Böyle bir hazırlığa dair bir emare de görünmüyor!
Oysa BTSO gibi devasa bir kurumu yönetecek önemli bir yetenek komplike bir beceri lazımdır.
Şu soru ortaya çıkıyor; Bir yerlerde akıl hoca mı var?
O zaman ortada “başka bir direksiyon veya gaz pedalı mı var” diye başka bir soru daha geliyor akla.
Yada başka bir olası soru;
Arka planda her alanda Bursa’yı yeniden “dizayn” etmek için geçmişten gelen köklü bir hazırlık içine girmiş güç mü var?
Tabi bunların hepsi “olasılık!”
İnşaat sağlık spor sanayi ve diğer akla gelebilecek tüm ana kapılarda yeni kartlar da dağıtılmış olabilir.
Bu da “olasılık!”
Fakat her şeyi görebilenler ‘olasılık’ olası böyle bir hazırlığın başarılı olamayacağını görememiş olabilir mi? diye düşünüyorum.
Zira tüm bu olasılıklar Bursa’nın geleceğine söz ve etki edebilecek kartlar olmadığı, bir süre sonra tüm kartların çöp olmasının kaçınılmaz olacağı gerçeğini ihtirasların kör ettiği gözlerin görmediği görülecektir.
Diğer yandan BTSO en güçlü ve parlak dönemini yaşadığı bir başkan var.
İbrahim Burkay.
Toplantılarına gitmedim katılmadım.
Ama göz var nizam var, akıl var yol var.
Gerçeği ayırt etmek zor değildir.
Sayın Burkay’ın döneminde krizlerle yoğrulan ülkemiz ve dünyada geçen yıl gerçekleştirdiği 20 milyar dolarlık ihracatla 118 ülkeyi geride bırakan bir BTSO.
Doğru anlayalım, ülkeleri rekor ihracatla geride bırakan bir kurumdan bahsediyoruz ülkeden değil.
İşte bu kurum Bursa Ticaret ve Sanayi Odası.
Diğer yandan başkan adayı çıkan yada çıkacak kişilerin niyeti, kalite ve ciddiyeti sorgulanması gerektigini düşünürüm.
Hepsi bu kadar.
Başka söze gerek var mı?
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Yalanlar ve algı üzerine kurgulanmış bir yol.
Bu yolun daimi müdavimleri hiçbir zaman iktidar olmayı hedeflememiş, sadece ülkeye yapılan hizmetlere takoz koymak için aldıkları emri ve görevi yerine getirmekle mükellef olmuşlardır.
Bu başlangıcı yaptıktan sonra asıl meseleye geçelim.
Ekonomik kriz nedeniyle Mısır’a kayan bazı tekstil firmaları yeniden ülkeye dönüş yapıyor.
Bursa tekstil Merkezi olan vişne caddesinde yeniden canlılık yaşanmaya başladı.
Eski günlerine dönmek için adeta gün sayıyor.
“Ülke battı bittik gittik” gibi algı peşinde koşarak adeta batışı bir bayram havasına çevirmeye çalışan zihniyetlerin aksine Bursa sanayisi krizden etkilenmemiş, sadece tekstil sektöründe orta ölçekli firmalar hatırı sayılır sarsıntı yaşamıştı.
Bu sarsıntı faaliyet gösteren bazı firmaların teşvik amacıyla vergi almayacağını duyuran Mısır’a şubelerini açmasına neden olmuştu.
Ancak zaman ilerledikçe mısır devleti bu kararı gözden geçirmesiyle zor anlar yaşayanlar, tekstilin öncüsü Bursa’da merkezi her zaman daim olan firmalar yeniden rotayı Türkiye’ye çevirdi.
Hal böyleyken sektör piyasasından uzaktan yakından alakası olmayan bazı siyasiler her zaman olduğu gibi hedefe koydukları hükümeti yıpratmak için asılsız söylemler üreterek muhalefet konumuna bile yakışmayan her türlü algıyı yaymaya çalışıyor.
BURSA İHRACATTA 118 ÜLKEYİ GERİDE BIRAKTI
İşte gerçek rakamlar;
Türkiye’nin en önemli sanayi kentlerinden Bursa, geçen yıl gerçekleştirdiği 20 milyar dolarlık ihracatla 118 ülkeyi geride bıraktı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgiye göre, geçen yıl 18,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Bursa’nın serbest bölge rakamlarıyla toplam dış satımı 20 milyar dolara ulaştı.
Bir önceki yıla göre, 2025 yılı dış satımını yüzde 9,5 artırarak, 194 farklı ülkeye mal ve hizmet ihracatı gerçekleştiren Bursa, 118 ülkeden daha yüksek ihracat performansı sergiledi.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Bursa’nın yüksek katma değerli sektörleriyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu söyledi.
Sahip olduğu sektörel çeşitlilik ve güçlü tedarik zinciriyle kentin Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine en yüksek katkıyı sağlayan şehirler arasında yer aldığını belirtti.

BURSA İHRACATTA REKOR KIRDI
BTSO başkanı İbrahim Burkay,
Küresel ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, jeopolitik risklerin ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde Bursa’nın ihracatını artırması son derece kıymetli olduğunu söyledi.
Burkay, Bursa’nın 118 ülkeden daha fazla ihracat gerçekleştirmesi, sanayicilerimizin üretim azminin, girişimcilerimizin vizyonunun ve çalışanlarımızın emeğinin önemli bir sonucu olduğunu, firmaların yüksek katma değerli üretime, ileri teknolojiye ve yeni nesil ihracat pazarlarına yönelmesini öncelikli hedef olarak değerlendirdiklerini kaydetti.
Şimdi tüm bu üretim ve ihracat rekorlarını ve ortaya çıkan rakamları görmezden gelen veya inkar eden muhalif zihniyeti her türlü yalana dolana sarılarak, tıpkı birilerinin yaptığı “sürekli yalan söyle, yalan da ısrar et” politikasıyla yalanların halk üzerinde bağışıklığa yol açacağı, bir müddet sonra da doğru olduğuna inanmak zorunda kalacağını düşünüyorlar.
Bunu da bazı muhalif yazarlara yazdırarak duyurmaya çalışıyorlar.
Başkalarının piyonu olmak ne kadar acı ve kötü.
BTSO BAŞKANLIK SEÇİMLERİ VE HEDEFTEKİ ADAM İBRAHİM BURKAY
Halbuki gerçekler bir şekilde ayna gibi suratlarda patlayacağını bile bile ısrarla yalan söylemenin toplum nezdinde kendilerine itibar kaybettirmesinden ders almayanlar battıkça batıyor, debelendikçe boğazlarına kadar çamura gömülüyordu.
Oysa ülke hem içte hem dışta ve uluslararası arenada itibar güç ve otorite olarak zirveye çıkarken buna karşı çıkan, hazmedemeyenler hangi yalana sarılacaklarını adeta şaşırmış durumdalar.
Yani batan ülke değil sadece kendileriydi.
Bugün Bursa hem sanayisi hem çehresiyle büyürken, Türkiye’nin aynası durumuna geldi..
Bursa ihracat rekorlarını altüst etmesinden elbette birilerinin rahatsız olması normaldir.
Aslında son günlerde bu suni algıların çoğalması önümüzde yapılacak Bursa Ticaret Ve Sanayi Odası (BTSO) başkanlık seçimleri nedeniyle BTSO başkanı İbrahim Burkay’ı yıpratmak amacıyla kurgulanan bir oyun olduğu gerçeği apaçık sırıtır nitelikte.
Dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizi en az zayiatla atlatan, hatta fırsata çeviren ülkemiz ve Bursa yönetimleri milletimiz için bir şans olduğunu düşünüyorum.
Ne yazık ki, her zaman olduğu gibi ülkemizde ve Bursa’mızda şahsiyetli bir muhalefet eksikliğini yaşamaya devam ediyoruz.
Sonuç; Geçmişte olduğu gibi ülkede iktidar değil, muhalefet eksikliği var.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Bir umutla başladı ama !
Özgür Özel nihayet yeni partisini kurdu.
CHP’den (Cumhuriyet Halk Partisi) ayrılarak Parti kuranların sonu malum!.
Ortada bir parti falan yok silinip, kaybolup gittiler.
Sadece DSP var!
O da bugün güçsüz bir nevi kağıt üzerinde.
Ama onu da CHP’den ayrılanlar kurmadı.
Demokratik Sol Parti (DSP), 14 Kasım 1985 tarihinde Rahşan Ecevit’in liderliğinde kuruldu.
“12 Eylül” darbesinde Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Selamet Partisiyle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi de siyaseten “yasaklanmış” ve kapatılmıştı.
Aynı partilerin liderleri Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Bülent Ecevit‘e “siyaset yasağı” getirilmişti.
Bülent Ecevit’in o dönemde devam eden siyasi yasağı nedeniyle DSP’nin (Demokratik Sol Parti) kurucu genel başkanlığını eşi Rahşan Ecevit üstlenmişti.
Bu nedenle liderlerin kurduğu partilerden ayrılarak bağımsız olarak yürümeye çalışan partilerin hiçbirinin geleceği olmamıştır.
Bugün Özel’in kuracağı partiye katılacak milletvekillerinin hiçbiri yapılacak ilk seçimde vekil olamayacak.
Çünkü yeterliliği ve gücü baraj altında kalmaktan kurtulamayacak..
Hangi görüşten, hangi taraftan olursa olsun merkezi ana koldan ayrılan parçalar parti oluşumlarında hep marjinal kalmıştır.
Muharrem İnce’nin Memleket Partisi gibi, MHP’den kopan Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi gibi.
Şu bilinmelidir; Türkiye’de siyasi partilerde muhafazakar olarak Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin dışında diğer partilerin seçmen gözünde hiçbir hükmü ve getirisi olmamıştır.
Bu 3 parti kendi misyonlarının merkezi konumundadır.
Bu partilerden ne kadar kol çıkarılmaya çalışırsanız çalışın merkezin konumunu asla değiştiremez, ana kolların gücünü belki bir nebze eksiltebilirsiniz ama yok edemez, tam tersi zamanla daha da güçlenmesini sağlarsınız.
AK parti’de yaşanan sözde parçalanmışlık başkaları gözetiminde Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan üzerinde kurgulanmıştı.
Hazırlanan planlar sonuca varmadığı gibi AK Parti’nin yeni zaferlerine engel olamadı.
Halihazırda Davutoğlu ve Babacan’ın partisi marjinal düzeyde kalarak sadece genel başkanlıklarını tatmin edici bir araç olarak kullanılmaktan öteye geçemiyor.
Aynı şekilde Saadet Partisi ile Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın kurduğu Yeniden Refah Partisi de büyümeden küçülen en önemli örneklerin başında geliyor.
Bugün Özgür Özel’in açıkladığı yeni partinin yol haritası elbette mevcut CHP’den çok daha farklı olacağını düşünüyorum.
Çünkü Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel CHP’nin rotasını farklı alanda kullanmaya çalışan görüş ve düşünceye hakimdi.
Bu yüzden kurulmak istenen partinin siyasi arenada hükmü ve çizgisi CHP’den çok daha farklı olacaktır.
Çünkü niyetler, planlar projeler tamamen kişisel hırs intikam ve arka planda farklı bir gücün kullanım kılavuzu olduğu görülmesidir..
Bununla birlikte bir amacı da Ekrem İmamoğlu’nu milletvekili yaparak kurtarmak, Özgür Özel’in de hali hazırda yargılanması beklenen dosyaların önüne geçmek için yeniden milletvekili seçilmesi yönünde dokunulmazlık zırhının sürdürülmesi amacı oldu biliniyor.
Ancak bu hırs gözlerini öyle kör etmiş ki, yakmayı istedikleri ateşin bir müddet sonra kendilerini tutuşturacağı, ışığın kısa zamanda söneceği ve karanlıklarda kaybolup gideceği riskini göremez oldular.
Bu da “hazin son”un hızlanmasına sebep olacaktır.
Bu geçici büyülü aşka kapılan milletvekilleri de eğer geç olmadan uyanmazlarsa aynı karanlığın içinde kaybolurlar.
Zaten girecekleri ilk seçimde baraj altında kalarak boğulmaları kaçınılmazdır.
Hamleleri izlemeye devam edelim.
Bakalım nasıl bir evrilme olacak.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin