admin

admin

16 Haziran 2026 Salı

İliğimizi Emenlerin İliği Kesilmelidir !

İliğimizi Emenlerin İliği Kesilmelidir !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Göreve geldi ilk günden farkını ortaya koydu.

Vatandaşın baş belası olan adeta günlük gecelik etiket değiştirme yarışı yapılan gıda sektöründe piyasa kurallarını hiçe sayan beyaz et karteline operasyon düzenlendi.

Kayyum atanan 13 şirketin gizli yazışmaları ortaya çıktı.
Rekabet Kurulu ve Ticaret Bakanlığı raporları firmaların iletişim ağları üzerinden nasıl fiyat manipülasyonu yaptığını gözler önüne serdi.

Ülkemizde özellikle son 5 yıl içinde inanılmaz şekilde ekonomik terör dalgası oluştu.

Nasıl ki, “vatan” kelimesini sadece toprakla sınırlandırmayıp mavi vatan’dan Gök vatana kadar çeşitlendirip gereğini yapıyorsak, terör kapsamı da tekrar güncellenmeli, geçen zaman ve değişen konjektör göz önünde bulundurularak terörle mücadele geliştirilerek yapılmalıdır.

Ekonomik terör, ülkemizde vatandaşımız açısından en fazla yiyecek içecek sektöründe kendini gösteriyor.

Örnek; Markette 5 litresi 100 liraya satılan bir limonatanın sokaktaki basit bir büfede bir bardağı 125 – 150 liraya satılabiliyor.

Serbest piyasa adı altında vatandaşımızı serbestçe kazıklama şekli ile dönen yönlenen bir sistem hiçbir devlet anlayışı ile bağdaşamaz.

Serbest piyasa demek “kontrolsüz” başıboş, her türlü manipülasyona açık, istediğini istediği şekilde yapabilme özgürlüğü değildir.

“20 yıldır tüm Cumhuriyet tarihinde yapılanların 10 mislinden fazla maddi manevi kazanımlar elde eden demokratikleşme sürecinden ekonomik hamlelere, altyapıdan üst yapıya, sanayileşmeden silah sanayine kadar her türlü yatırımı ve teknolojiyi vatandaşının emrine sunan bir iktidar varken, vatandaşın sofrasına göz diken bu haramzadeleri hiçbir şekilde ayırmadan kayırmadan kimin nesi olduğuna neci olduğuna bakılmaksızın gerekli olan adalet mutlaka tecelli edilmelidir.”

Beyaz ete yapılan bu inceleme ve operasyon özellikle kırmızı ette de yapılması zaruri ve elzemdir.”

Vatandaş bunu bekliyor.
Kamu vicdanı kırmızı et operasyonları yapılmazsa huzura ermez.

Zira sokakta bu konuşuluyor.

Devletimize hükümetimize düşen vatandaşın sesini duymak ve ona icabet etmektir.

Arkasında kim olursa olsun, eski makamına mevkisine bakılmaksızın operasyonlara devam edilmelidir.

Eğer zaman geçirilir bu davalar takip edilmezse kesinlikle sulandırılacak, neticeye varmadan vatandaş lehine hiçbir sonuç çıkmadan kapatılma tehlikesi olacaktır.

Operasyonlar sonucu hukuki bir suç teşkil ederse mutlaka emsal değerinde cezalar verilmeli.

Aksi hâlde vatandaş zamanla 500 TL’ye beyaz et yemek zorunda bırakılır.

Milletin hakkı hukuku kimsenin yanına bırakılmamalıdır. Çünkü yedikçe doymayan, fırsatçılık kovalayan bir güruh var.

Piyasayı kontrol edebilen hangi sektörde olursa olsun 3-5 firma kendi aralarında anlaşıp piyasayı manipüle edebilirler, ürünü yoka sokabilir, ürüne 2-3 katı fiyata satabilirler, çünkü daha önce yaptılar.

Ancak hiçbir şekilde devlet organizasyonu ve kontrolünün dışındaki art niyetli organizasyonlara izin vermemek gerekir.

Bu sadece para cezalarıyla olmaz. Ceza yaptırımlarını hapis cezası ve ruhsat iptali gibi çeşitlendirmek gerekir.

Ruhsat iptalleri yani işletmenin kapanması belirli sürelerde olabilir, bu tüm sektörleri kapsamalıdır.

Beyaz eti yönelik yapılan operasyonların sadece yapılmış olması da çok kıymetlidir.

Fakat netice alınabilmesi için bu davaların Adalet bakanlığının kuracağı özel bir komisyon tarafından takip edilmesi gerekir. Bu konuda HSYK da bir müfettiş belirleyebilir, tüm milleti ilgilendiren emsal davalarda HSYK’nın kontrol etmesi, Adalet bakanlığına rapor vermesi, davanın zaman içinde sulandırılarak gücünün ve yaptırımlarının ortadan kaldırılmasına izin vermemesi gibi önlemler alınmalıdır.

Bilindiği üzere bunun geçmişte çokça örnekleri malum fetö davalarında görüldü.

Ne yazık ki, fetö borsası oluşmuş fetö’cülerin çoğu için, en azından para sahipleri için hukuk bürolarının yoğun mesai harcadığı, trilyonların döndüğü haberleri gündemi bir hayli meşgul etmişti.

Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla yeni göreve gelen Adalet bakanımız Akın Gürlek’in şucu bucu ayırmaksızın, ucu nereye varır diye düşünmeksizin yaptığı yaptırdığı operasyonların inşallah ülkemiz açısından hayırlara vesile olacağını umut ediyoruz.

ÇÖZÜM ŞUDUR!

Siz eğer işletme sahibine bir fiyat, yani üst tavan fiyat vermediğiniz takdirde o kişiyi hiçbir denetim sonucunda fahiş fiyat gerekçesiyle de cezalandıramazsınız!

Siz ona bir fiyat vermediniz ki, neye göre fahiş fiyatı belirleyeceksiniz!

Firma, “sen koymadığın tavan değerini ben aşmadım ki” diye kendini savunur..

Dolayısıyla burada temel ölçüde aslında tavsiye edilen olması gereken, yıllardır denenmiş olan ve son derece sağlıklı çalışan, hem devlet açısından hem millet açısından her türlü hakkı olumlu şekilde kazanan, kazandıran, her türlü denetlemeye açık bir sistem var.

Nasıl ki, eczanelerde bir ilacın fiyatı kendi kafalarına göre belirlenmiyor, her şey kayıt altında, vatandaş fiyatı görebiliyor biliyor, devletine güveniyor, devlet vergisini alıyor, halk ucuza ilaç alıyorsa aynı sistem marketlerde ve tüm gıda sektöründe de uygulanmalıdır.

Yani; eczanelerde bir ilaç karekoda okutulduğu zaman o ilaç sağlık bakanlığının sisteminde kaç liraya satıldığı görülüyor.

Yani; ilaç her yerde aynı fiyata satılmak zorunda kalıyor.

Yani; yani tüm gıda sektöründe ciddi şekilde dünyaya örnek teşkil eden bu karekod sisteme geçilmesi gıda teröristlerinin eline kolunu bağlayacaktır!

Yani; vatandaşın iliğini emen zincir marketler başta olmak üzere gıda sektöründe fırsatçılık yapanların tamamı cezalandırılmalıdır.

Gönül ister ki hiç kimse suça bulaşmasın, vatandaşın cebine, devletin kasasına göz dikmesin, haram lokma yemesin, rüşvet almasın, adaletten ayrılmasın ama ne yazık ki böyle olmuyor.

Bu dediğimiz olumsuzlukları kendine şiar edinen, kısa yoldan haksız kazançlar elde etmek isteyen, haram helal ayırmayan insanlarla her ortamda her mevkide her mecrada karşılaşıyoruz.

Devletimiz operasyonlarını sürdürdüğünü, benim adamım bizim partimizden demeden olumsuzlukların üstüne gittiğinin farkındayız.

Fakat bunun vatandaş gözünde ve basında daha görünür hale getirilmesi kamu vicdanı açısından çok önemlidir.

Tabii ki, bunu yaparken haklıyla haksızı ayırmak, asla zulmetmemek, masumiyet karinesini bozmamak çok önemlidir.

Örneği somutlaştırmak adına söylüyorum; eğer suça karışan, rüşvet alan, vatandaşın sofrasına etine yumurtasına ekmeğine göz diken biri var ise kesinlikle üstüne gidildiğinde bu olaylar gizlenmemeli, özellikle kamuoyuyla paylaşılmalı, vatandaşın aklındaki “kayırma” var mı acaba sorusu ve şüphesi kesinlikle bertaraf edilmeli, gerçekler tüm şeffaflığıyla kıymetli milletimizle paylaşılmalıdır.

Her şeye rağmen şu ince çizgiye azami dikkat edilmelidir;

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Maide Suresi : 8’inci Ayet)

.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.