admin

admin

27 Mayıs 2026 Çarşamba

Allah ıslah etsin zavallı Cenah!

Allah ıslah etsin zavallı Cenah!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hep liyakat ehliyet deriz ya..

İşte o liyakatsizliği ve vicdansızlığı yüzüne gözüne dahi tüm hareketlerine bu kadar mı yansır bu kadar mı dışa vurur dedirtecek türden bazıları.

Hiç ibret almaz, örnek almaz, her türlü bencillikten geri kalmazlar.

Makamına baksan adam sanırsın.

Şunu açık ve net herkesin bilmesini isterim.

Aile yapım ve yetiştirilme tarzım gereği büyüklerime, çevreme, makamından dolayı ikili görüşmelerde saygıda kusur etmemeye, talim ve terbiye ölçüleri içinde gerek oturuşum, gerek hal hareketim ve gerekse konuşma üslubuma azami dikkat etmeye çalışıyorum.

Bu durum aldığım terbiyenin gereği şahsım adına bir mecburiyettir.

Saygımı gösterir, edebimle dinler, söz hakkım olunca da haddimi aşmamak kaydıyla konuşurum.

Ancak bu mütevazi durumu anlamayacak ve idrak edemeyecek kadar insani ve anlayış yönü zayıf, kibir ve bir o kadar da küstah olan bazı ‘dallamalar‘ tarafından yanlış anlaşıldığımı düşünüyorum.

Bu şahıslara bundan böyle şunu hatırlatıyorum;

Biz sadece saygımızı gösteriyoruz.
Kimsenin karşısında hele hele beşeri olarak hiçbir makam karşısında eğilmeyiz ezilmeyiz.
Bundan sonra hak edenlere otoriter tavrımızı göstermekten çekinmeyeceğiz.

Adalet, mütevazi, ağırbaşlılık, saygı, hoşgörü ve öfke kavramının ne anlama geldiğini bilemeyecek kadar makam işgal edenler” ne yazık ki yönetici konumunda yetki sahibi olabiliyor.

Unutulmasın ki; zalime karşı öfke, mazluma karşı merhamet ve şefkat kavramı vicdanı adalet taşıyanlarca her an dışa yansımaya hazırdır.

Bu iki kavram, adaletin ve vicdani duruşun temelidir.

Hakkaniyet; kibirli kendini bilmez zalime karşı net bir duruş ve öfke beslemeyi, mazluma karşı ise şefkat ve merhameti gerektirir.

Biri olmadan diğerinin tam anlamıyla sağlanması zordur.

Tarihsel ve kültürel olarak bu anlayış iki ana eksende merhamet ve öfke ile şekillenir.

Zulme, haksızlığa ve zorbalığa karşı dik durmaktadır.

Zalimin karşısında susmamak, hakkı savunmak ve bu haksızlığa karşı öfke duymak toplumsal ahlakın ve adaletin teminatıdır.

Biz bunu zaman zaman yerine getirmeye çalışıyoruz ve bununla mükellefiz.

Merhamet ve adaletimiz ise ezilenin, mağdurun yanında yer almayı, ona kucak açmayı ve yarasını sarmayı ifade eder.

Buda mazlumun diline, dinine veya kimliğine bakılmaksızın ona uzanan şefkatli bir eldir.

Sosyal ve ahlaki sorumluluk bilincini yansıtan bu yaklaşım, aynı zamanda kişinin makamına yetkisine etkisine gücüne bakılmaksızın haklının yanında dimdik durabilmenin ilk şartıdır.

Toplumsal huzur ve dengenin sağlanması ancak bu ölçünün korunmasıyla mümkündür.

Bu değerleri bu ölçüleri bilemeyecek kadar makam işgali yapan okumuş diplomalı cahiller, ya da insani vicdani anlamda ki nasipsizlerin gerek çevresine gerek topluma verebileceği hiçbir şey olmadığı gibi çok şeyler alıp götüreceği ve büyük tahribata sebep olacağı aşikardır..

Bizler kim olursa olsun bundan böyle kadir kıymet bilmeyenlere makamına mevkisine bakmadan hak ettiği ölçüler dairesinde davranacağımızı, bu yönde muamelede bulunacağımızı buradan bildirmek isterim.

Bu zavallıları üstat milli şairimiz merhum Mehmet Akif’in şu dizeleriyle uyarmak isterim;

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum!
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…

Unutma ey gafil bedbah insan!

Her şey boş, hiç kimsenin malı mülkü makamı ve torpilin işleyemeyeceği o gün var, mizan var, ölüm var ölüm.

Kurban bayramınız kutlu olsun.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.