16 Haziran 2026 Salı
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, mahallelerin ihtiyaç ve taleplerini değerlendirmek üzere muhtarlarla bir araya geldi.
Ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışı doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, ilçede görev yapan muhtarlarla buluştu. Balaban Kadın Kooperatifi’nde düzenlenen programa; Yıldırım Kaymakamı Metin Esen ve belediye başkan yardımcıları da katıldı. Başkan Oktay Yılmaz, samimi bir ortamda geçen toplantıda muhtarların talep ve önerilerini dinledi. Başkan Yılmaz, muhtarların yerel yönetimlerin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Yıldırım’daki muhtarlarla uyum içerisinde çalıştıklarını belirten Yılmaz, mahallelerin ihtiyaçlarını ortak akıl ve istişare kültürüyle belirlediklerini söyledi.
DESTEK VURGUSU
Muhtarların vatandaş ile belediye arasında köprü vazifesi gördüğünü belirten Başkan Oktay Yılmaz, “Şehrimiz ve insanlarımız için hizmet üretirken temel dayanağımız muhtarlarımızdır. Sizlerle sık sık buluşarak mahallelerimizin ihtiyaçlarını detaylı bir şekilde değerlendiriyoruz. Şehrimizi geleceğe taşıyacak ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak projeler için muhtarlarla sürekli iletişim halindeyiz. Mahallelerimizin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek ve hemşehrilerimizin taleplerine hızlı çözümler üretmek adına muhtarlarımızla iş birliği içerisinde çalışıyoruz” dedi.
YILDIRIM’A DEĞER KATIYORUZ
Yıldırım Belediyesi olarak katılımcı yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini söyleyen Başkan Oktay Yılmaz, “Sizlerden gelen her türlü talep ve öneri bizim için kıymetlidir. Bu sayede mahallelerimizin ihtiyaçlarını birlikte değerlendiriyor, çözüm odaklı çalışmalar yürütüyoruz. ‘Daha yaşanabilir bir Yıldırım’ hedefimize ulaşmak için muhtarlarımızın katkısını ve desteğini önemsiyoruz. Ortak akıl ve istişare kültürüyle ilçemize değer katıyoruz. Hep birlikte Yıldırım’ı geliştirmeye ve dönüştürmeye devam edeceğiz” dedi.
Göreve geldi ilk günden farkını ortaya koydu.
Vatandaşın baş belası olan adeta günlük gecelik etiket değiştirme yarışı yapılan gıda sektöründe piyasa kurallarını hiçe sayan beyaz et karteline operasyon düzenlendi.
Kayyum atanan 13 şirketin gizli yazışmaları ortaya çıktı.
Rekabet Kurulu ve Ticaret Bakanlığı raporları firmaların iletişim ağları üzerinden nasıl fiyat manipülasyonu yaptığını gözler önüne serdi.
Ülkemizde özellikle son 5 yıl içinde inanılmaz şekilde ekonomik terör dalgası oluştu.
Nasıl ki, “vatan” kelimesini sadece toprakla sınırlandırmayıp mavi vatan’dan Gök vatana kadar çeşitlendirip gereğini yapıyorsak, terör kapsamı da tekrar güncellenmeli, geçen zaman ve değişen konjektör göz önünde bulundurularak terörle mücadele geliştirilerek yapılmalıdır.
Ekonomik terör, ülkemizde vatandaşımız açısından en fazla yiyecek içecek sektöründe kendini gösteriyor.
Örnek; Markette 5 litresi 100 liraya satılan bir limonatanın sokaktaki basit bir büfede bir bardağı 125 – 150 liraya satılabiliyor.
Serbest piyasa adı altında vatandaşımızı serbestçe kazıklama şekli ile dönen yönlenen bir sistem hiçbir devlet anlayışı ile bağdaşamaz.
Serbest piyasa demek “kontrolsüz” başıboş, her türlü manipülasyona açık, istediğini istediği şekilde yapabilme özgürlüğü değildir.
“20 yıldır tüm Cumhuriyet tarihinde yapılanların 10 mislinden fazla maddi manevi kazanımlar elde eden demokratikleşme sürecinden ekonomik hamlelere, altyapıdan üst yapıya, sanayileşmeden silah sanayine kadar her türlü yatırımı ve teknolojiyi vatandaşının emrine sunan bir iktidar varken, vatandaşın sofrasına göz diken bu haramzadeleri hiçbir şekilde ayırmadan kayırmadan kimin nesi olduğuna neci olduğuna bakılmaksızın gerekli olan adalet mutlaka tecelli edilmelidir.”
“Beyaz ete yapılan bu inceleme ve operasyon özellikle kırmızı ette de yapılması zaruri ve elzemdir.”

Vatandaş bunu bekliyor.
Kamu vicdanı kırmızı et operasyonları yapılmazsa huzura ermez.
Zira sokakta bu konuşuluyor.
Devletimize hükümetimize düşen vatandaşın sesini duymak ve ona icabet etmektir.
Arkasında kim olursa olsun, eski makamına mevkisine bakılmaksızın operasyonlara devam edilmelidir.
Eğer zaman geçirilir bu davalar takip edilmezse kesinlikle sulandırılacak, neticeye varmadan vatandaş lehine hiçbir sonuç çıkmadan kapatılma tehlikesi olacaktır.
Operasyonlar sonucu hukuki bir suç teşkil ederse mutlaka emsal değerinde cezalar verilmeli.
Aksi hâlde vatandaş zamanla 500 TL’ye beyaz et yemek zorunda bırakılır.
Milletin hakkı hukuku kimsenin yanına bırakılmamalıdır. Çünkü yedikçe doymayan, fırsatçılık kovalayan bir güruh var.
Piyasayı kontrol edebilen hangi sektörde olursa olsun 3-5 firma kendi aralarında anlaşıp piyasayı manipüle edebilirler, ürünü yoka sokabilir, ürüne 2-3 katı fiyata satabilirler, çünkü daha önce yaptılar.
Ancak hiçbir şekilde devlet organizasyonu ve kontrolünün dışındaki art niyetli organizasyonlara izin vermemek gerekir.
Bu sadece para cezalarıyla olmaz. Ceza yaptırımlarını hapis cezası ve ruhsat iptali gibi çeşitlendirmek gerekir.
Ruhsat iptalleri yani işletmenin kapanması belirli sürelerde olabilir, bu tüm sektörleri kapsamalıdır.
Beyaz eti yönelik yapılan operasyonların sadece yapılmış olması da çok kıymetlidir.
Fakat netice alınabilmesi için bu davaların Adalet bakanlığının kuracağı özel bir komisyon tarafından takip edilmesi gerekir. Bu konuda HSYK da bir müfettiş belirleyebilir, tüm milleti ilgilendiren emsal davalarda HSYK’nın kontrol etmesi, Adalet bakanlığına rapor vermesi, davanın zaman içinde sulandırılarak gücünün ve yaptırımlarının ortadan kaldırılmasına izin vermemesi gibi önlemler alınmalıdır.
Bilindiği üzere bunun geçmişte çokça örnekleri malum fetö davalarında görüldü.
Ne yazık ki, fetö borsası oluşmuş fetö’cülerin çoğu için, en azından para sahipleri için hukuk bürolarının yoğun mesai harcadığı, trilyonların döndüğü haberleri gündemi bir hayli meşgul etmişti.
Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla yeni göreve gelen Adalet bakanımız Akın Gürlek’in şucu bucu ayırmaksızın, ucu nereye varır diye düşünmeksizin yaptığı yaptırdığı operasyonların inşallah ülkemiz açısından hayırlara vesile olacağını umut ediyoruz.

ÇÖZÜM ŞUDUR!
Siz eğer işletme sahibine bir fiyat, yani üst tavan fiyat vermediğiniz takdirde o kişiyi hiçbir denetim sonucunda fahiş fiyat gerekçesiyle de cezalandıramazsınız!
Siz ona bir fiyat vermediniz ki, neye göre fahiş fiyatı belirleyeceksiniz!
Firma, “sen koymadığın tavan değerini ben aşmadım ki” diye kendini savunur..
Dolayısıyla burada temel ölçüde aslında tavsiye edilen olması gereken, yıllardır denenmiş olan ve son derece sağlıklı çalışan, hem devlet açısından hem millet açısından her türlü hakkı olumlu şekilde kazanan, kazandıran, her türlü denetlemeye açık bir sistem var.
Nasıl ki, eczanelerde bir ilacın fiyatı kendi kafalarına göre belirlenmiyor, her şey kayıt altında, vatandaş fiyatı görebiliyor biliyor, devletine güveniyor, devlet vergisini alıyor, halk ucuza ilaç alıyorsa aynı sistem marketlerde ve tüm gıda sektöründe de uygulanmalıdır.
Yani; eczanelerde bir ilaç karekoda okutulduğu zaman o ilaç sağlık bakanlığının sisteminde kaç liraya satıldığı görülüyor.
Yani; ilaç her yerde aynı fiyata satılmak zorunda kalıyor.
Yani; yani tüm gıda sektöründe ciddi şekilde dünyaya örnek teşkil eden bu karekod sisteme geçilmesi gıda teröristlerinin eline kolunu bağlayacaktır!
Yani; vatandaşın iliğini emen zincir marketler başta olmak üzere gıda sektöründe fırsatçılık yapanların tamamı cezalandırılmalıdır.
Gönül ister ki hiç kimse suça bulaşmasın, vatandaşın cebine, devletin kasasına göz dikmesin, haram lokma yemesin, rüşvet almasın, adaletten ayrılmasın ama ne yazık ki böyle olmuyor.
Bu dediğimiz olumsuzlukları kendine şiar edinen, kısa yoldan haksız kazançlar elde etmek isteyen, haram helal ayırmayan insanlarla her ortamda her mevkide her mecrada karşılaşıyoruz.
Devletimiz operasyonlarını sürdürdüğünü, benim adamım bizim partimizden demeden olumsuzlukların üstüne gittiğinin farkındayız.
Fakat bunun vatandaş gözünde ve basında daha görünür hale getirilmesi kamu vicdanı açısından çok önemlidir.
Tabii ki, bunu yaparken haklıyla haksızı ayırmak, asla zulmetmemek, masumiyet karinesini bozmamak çok önemlidir.
Örneği somutlaştırmak adına söylüyorum; eğer suça karışan, rüşvet alan, vatandaşın sofrasına etine yumurtasına ekmeğine göz diken biri var ise kesinlikle üstüne gidildiğinde bu olaylar gizlenmemeli, özellikle kamuoyuyla paylaşılmalı, vatandaşın aklındaki “kayırma” var mı acaba sorusu ve şüphesi kesinlikle bertaraf edilmeli, gerçekler tüm şeffaflığıyla kıymetli milletimizle paylaşılmalıdır.
Her şeye rağmen şu ince çizgiye azami dikkat edilmelidir;
Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Maide Suresi : 8’inci Ayet)
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Kamuoyunda uzun süredir “af düzenlemesi” olarak tartışılan infaz çalışmasında yeni detaylar ortaya çıktı. Kulislerde konuşulan formüle göre düzenlemeden yararlanarak tahliye edilen hükümlüler, yeniden suç işlemeleri halinde sadece yeni cezalarını değil, eski cezalarının kalan kısmını da çekmek zorunda kalacak.
Ceza infaz sisteminde önemli değişiklikler içermesi beklenen yeni düzenleme için Ankara kulislerinde çalışmalar sürüyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yaz tatiline girmesinden önce TBMM Başkanlığı’na sunulması beklenen teklifin, kamuoyunda tartışıldığı şekliyle bir af düzenlemesi olmayacağı belirtiliyor.
AF YERİNE ŞARTLI TAHLİYE MODELİ
Edinilen bilgilere göre hazırlanan çalışma, genel af veya özel af niteliği taşımayacak. Bunun yerine belirli şartları taşıyan hükümlüler için bir defaya mahsus uygulanacak özel bir şartlı tahliye modeli üzerinde duruluyor.
İlk aşamada 12. Yargı Paketi içerisinde değerlendirilmesi planlanan bazı infaz düzenlemelerinin daha sonra ayrı bir çalışma kapsamında ele alındığı ifade ediliyor.
YENİDEN SUÇ İŞLEYENE İKİ CEZA BİRDEN
Kulislerde konuşulan formüle göre düzenlemeden yararlanarak cezaevinden çıkan hükümlüler için en önemli şart yeniden suç işlememek olacak.
Tahliye edilen kişinin ilerleyen dönemde yeniden suç işlemesi halinde yalnızca yeni suçtan aldığı ceza değil, daha önce infaz edilmeyen veya infazı tamamlanmayan cezasının kalan kısmı da yeniden devreye girecek.
Böylece hükümlü, hem yeni suçun cezasını hem de önceki cezasının kalan bölümünü birlikte çekmek zorunda kalacak.
AMAÇ CEZAEVLERİNDEKİ YOĞUNLUĞU AZALTMAK
Düzenlemenin temel hedefleri arasında cezaevlerindeki yoğunluğun azaltılması ve hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması bulunuyor.
Ancak hazırlanan modelin, kamuoyunda oluşabilecek “cezasızlık” eleştirilerinin önüne geçmek amacıyla sıkı şartlar içereceği belirtiliyor.
KAPSAMI HENÜZ NETLEŞMEDİ
Düzenlemenin hangi suçları kapsayacağı, hangi hükümlülerin yararlanabileceği ve kaç kişiyi etkileyeceği henüz netlik kazanmış değil.
Teklif metninin TBMM’ye sunulmasının ardından kapsam ve şartların resmi olarak ortaya çıkması bekleniyor.
İktidar kanadında teknik çalışmaların sürdüğü belirtilirken, düzenlemenin Meclis’in yaz tatiline girmesinden önce yasalaşabileceği değerlendiriliyor.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, MÜSİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu ile bir araya geldi. Hayata geçirdikleri projelerle çözüm üreten, güvenilen ve etkin bir BTSO oluşturduklarını belirten Başkan Burkay, “Bu kapasiteyi daha ileri taşımak zorundayız.” dedi.
MÜSİAD Bursa Şubesi’nde düzenlenen toplantıya MÜSİAD Bursa Başkanı Alparslan Şenocak ve yönetim kurulu üyeleri ev sahipliği yaptı. Toplantıya BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın yanı sıra BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ile BTSO Yönetim Kurulu Üyeleri de katıldı. İbrahim Burkay, küresel ekonomide yaşanan dalgalanmaların Türkiye ekonomisini etkilemeye devam ettiğini belirterek, mevcut zorlukların aşılmasının yolunun içe kapanmak değil yeni fırsat alanlarına yönelmek olduğunu söyledi. Pandemi süreci ve deprem felaketinin etkilerinin sürdüğünü ifade eden Başkan Burkay, “2026 yılı arzu ettiğimiz gibi başlamadı. Küresel ekonomik krizin devam eden etkileri, bölgemizde yaşanan güvenlik sorunları ve politik kırılmalar tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkiliyor. Ancak bu süreçten çıkış yolu küçülmekten ya da içe kapanmaktan değil krizleri fırsata dönüştürecek yeni bir atılım dönemine girmekten geçiyor.” dedi.
“Bursa’yı Dünyaya Açıyoruz”
İhracat, turizm, üretim ve istihdam başta olmak üzere tüm alanlarda güçlü politikalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Burkay, Bursa’nın küresel pazarlara daha güçlü şekilde entegre olması gerektiğini söyledi. Afrika başta olmak üzere yeni coğrafyalara açılmayı hedeflediklerini belirten Burkay, “Bursa’yı daha fazla dünyaya açmak zorundayız. Sanayinin yanı sıra hizmet sektöründe de güçlü yapılar oluşturmalıyız. Dünyada rekabet artık yalnızca üretimle değil bilgi, hizmet ve organizasyon kabiliyetiyle sağlanıyor. Bu nedenle üretici firmalarımızın yanında uluslararası ölçekte hizmet sunabilecek şirketlerin de çoğalması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Yurt dışı fuar organizasyonları ve B2B iş görüşmelerinin önemine dikkat çeken Burkay, Mısır ve Libya gibi pazarlarda geliştirilecek yeni iş modelleriyle firmaların uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini kaydetti.
“Rüzgârı Arkamıza Almak İçin Yeni Alanlara Yönelmeliyiz”
Ekonomide bazı sektörlerin daralırken bazılarının büyüdüğünü belirten İbrahim Burkay, işletmelerin yeni büyüme alanlarına yönelmesi gerektiğini söyledi. “Geçmişte birçok sektörde rüzgâr arkamızdaydı, büyümeyi kolaylaştıran koşullar vardı. Ancak bugün bazı sektörlerde aynı rüzgârı hissetmiyoruz. Bu nedenle yeni fırsat alanlarına yönelmeli ve değişen koşullara uygun hareket etmeliyiz.” diyen Burkay, BTSO’nun bu anlayışla 2030 vizyonunu ortaya koyduğunu ifade etti. Günümüzde ekonomik ve teknolojik dönüşümün çok hızlı gerçekleştiğine işaret eden İbrahim Burkay, “Dün konuşulan birçok konu bugün geçerliliğini yitiriyor. Bu nedenle geleceği doğru okuyarak ekosistemin ihtiyaç duyduğu alanlarda projeler geliştirmemiz gerekiyor. BTSO olarak 2030 vizyonumuz doğrultusunda büyük ölçekli yeni projelerle yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz.” dedi.
“BTSO’nun Kapasitesini Korumamız Gerekiyor”
2013 yılında belirledikleri 16 makro proje hedefi doğrultusunda bugüne kadar MÜSİAD üyelerinin destekleriyle 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdiklerini belirten Başkan Burkay, “Artık birçok konuda çözümün adresi olarak BTSO gösteriliyorsa bunun temelinde kurumumuza duyulan güven ve inanç yatıyor. Korumamız gereken en önemli değer de BTSO’nun sahip olduğu bu güçlü kapasitesidir. Bu kapasiteyi korumak ve daha ileriye taşımak zorundayız.” diye konuştu. MÜSİAD’ın kurulduğu günden bu yana memleket sevgisi ile davası, ilkeleri, hedefleri ve derdi olan iş insanlarını aynı çatı altında buluşturduğunu belirten Başkan Burkay, derneğin BTSO’nun çalışmalarında her zaman önemli bir paydaş olduğunu söyledi. 2030 vizyonu doğrultusunda iş dünyasının tüm paydaşlarıyla birlikte çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan İbrahim Burkay, MÜSİAD Bursa Şube Başkanı Alparslan Şenocak ile yönetimine ev sahiplikleri dolayısıyla teşekkür ederek, birlik ve beraberliğin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulundu.
“Başarılı İş Modellerini Destekliyoruz”
MÜSİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Alparslan Şenocak, Bursa ekonomisinin kalkınması için başarılı iş modellerinin çoğaltılması gerektiğini belirterek, proje üreten ve heyecanını koruyan isimlerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Bugün gelinen noktaya kolay ulaşılmadığını vurgulayan Şenocak, daha büyük başarılar için çok daha güçlü bir birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Şenocak, BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın başarılı çalışmalarının iş dünyası ve Bursa’nın ekonomik dönüşümüne yeni bir vizyon kazandırdığını belirterek, şunları kaydetti: “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın dünden bugüne hayata geçirdiği projeler kentimizin yarınlarına değer kattı. Özellikle Girişim Sermayesi Yatırım Fonu projesi ilk uygulamalardan biri olmasına rağmen büyük bir başarıyla hayata geçirildi. Bu fonlar, iş dünyasının en önemli ihtiyaçlarından biri. Bu anlamda projeyi gündeme taşıyan ve öncülük eden İbrahim Burkay Başkanımıza teşekkür ediyorum. Bu iş modellerine sahip çıkmamız ve onları daha da büyütmemiz gerekiyor. Bizler de bu çalışmaların takipçisi ve destekçisi olarak elimizden gelen her türlü katkıyı sunmaya devam edeceğiz.”
ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası, 11 Haziran Perşembe günü, Mexico City Stadı’nda başlayacak ve 6 haftalık heyecanın ardından 19 Temmuz Pazar günü, 82 bin 500 kişilik New York New Jersey Stadı’ndaki final maçıyla sona erecek.

FIFA 2026 Dünya Kupası’nda 16 farklı statta, 4 farklı saat diliminde, toplam 104 maç oynanacak. Karşılaşmaların 78’ine ABD ev sahipliği yapacak.

A Milli Futbol Takımımız, turnuvada D Grubu’nda yer alacak ve organizasyonun ev sahiplerinden biri olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Paraguay ve Avustralya ile mücadele edecek.
TÜRKİYE’NİN MAÇ SAATLERİ

Amerika kıtası ile Türkiye arasındaki saat farkı nedeniyle milli takımımızın grup aşamasındaki tüm karşılaşmaları Türkiye saatiyle (TSİ) sabahın erken saatlerinde ekrana gelecek.

Bizim Çocuklar’ın grup aşamasındaki maç programı, tarihleri, başlama saatleri ve oynanacağı stadyumlar şu şekildedir:
1. Maç: Avustralya – Türkiye
Tarih: 14 Haziran 2026 Pazar
Saat: TSİ 07:00
Stadyum: BC Place (Vancouver, Kanada)

2. Maç: Türkiye – Paraguay
Tarih: 20 Haziran 2026 Cumartesi
Saat: TSİ 06:00
Stadyum: Levi’s Stadyumu (Santa Clara, San Francisco Bay Area, ABD)

3. Maç: Türkiye – ABD
Tarih: 26 Haziran 2026 Cuma
Saat: TSİ 05:00
Stadyum: SoFi Stadyumu (Inglewood, Los Angeles, ABD)

