10 Mart 2026 Salı
Bursa’nın en başarılı belediye başkanı kim? sorusuna kendi yaptığımız saha yoklamalarını köşemizde zaman zaman yer veriyoruz.
Geçtiğimiz günlerde kamuoyu yoklamalarında Marmara Bölgesi’nin en başarılı belediye başkanları arasında Bursa’da 1’nci Marmara’da 2’nci sırada yer almıştı Oktay Yılmaz.

Ancak sol görüşün en uç noktasında yer alan bir gazeteci arkadaşımız
“Bursa’da seçilen “CHP’li belediye başkanları içinde” en başarılısı hangisidir diye sorulsa, sanırım ‘Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ yanıtı verilir” diye kendi sorduğu soruya kendi cevap vermiş.
Dayandığı noktayı da Erkan Aydın’a sordum “Bugün seçim olsa yüzde 55 ile seçimi kazanıyoruz” dedigini göstermiş.
Tıpkı 2 yıl olmuş daha bir çivi çakamayan Mustafa Bozbey’in “Dağ yöresinin de bir hamisi var, bu hami Mustafa Bozbey’dir” algısını yaptığı gibi.
Yani genel başkanları gibi belediye başkanları da kendisi çalıp kendisi oynuyor.
Yüksel Baysal da tam adamına sormuş, tabi o da kaybediyoruz demez, daha yüksek oyla kazanacağız diyecek.
Sayın Baysal da, benim de tahminim ve sahadan aldığım izlenim de oydu demiş.
“Erkan Aydın’ın yüzde 55 ile 60 arasında bir oya ulaşacağını düşünüyorum” diyerek birbirlerine gaz verme yarışına girmişler.
Hatta Yüksel Baysal o kadar fazla tereyağı yakmış ki, Osmangazi kadar garanti olmasa da Mustafa Bozbey de yeniden seçilecek durumda iddiasında bulunmuş.
Tüm bunların çıkış kaynağı ise CHP’li belediyelerle sıkı işbirliğiyle ilişkileri olan Erdal Akaltun, BUPAR’mış…
Akaltun aynı zaman Sayın Baysal’ın maaş aldığı haber sitesinin sahibi.
Bu kişi daha da ileri giderek Erkan Aydın’a verdiği gazın şiddetini o kadar arttırmış ki, “bugün seçim olsa yüzde 54.5 ile yeniden başkan olur” şeklinde balona hava gazını basmış da basmış.
Yetmemiş Yüksel Baysal ile patronu Erdal Akaltun baş başa vermiş Erkan Aydın’a verilen gazın vanasını biraz daha açmış ibreyi yüzde 74′ e çıkarmışlar.
Bunda da haklılar!
Zira geriye dönüp gerçeğe baksalar ortada doğru düzgün ele avuca gelen bir icraat göremeyeceklerini biliyorlar.
AKALTUN İSMİNİ KİMLER ŞÖHRET YAPTI?
Bu durum Erdal Akaltun’un CHP’li belediyelerle bayağı bayağı iyi çalıştığını gösteriyor.
Sanırım Sayın Akaltun ismine Bursalılar yabancı değil.
Bu isim mühendislik firması aracılığıyla başta Nilüfer Belediyesi olmak üzere Gemlik belediyesi gibi CHP’li belediyelerden sıkı alışverişte bulunduğu zaman zaman medyada yer almıştı.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in yakın dostu olduğu belirtilen Erdal Akaltun’un, Nilüfer Belediyesi ile Gemlik Belediyesi’nden büyük ihaleler aldığı iddiaları siyaset kulislerinde çokça konuşulmuş medyada yazılıp çizilmişti. Haberlerde Nilüfer Belediyesi’nden yaklaşık 200 milyon, Gemlik Belediyesi’nden 100 milyon liralık asansör denetim işini üstlendiği iddiaları yer almıştı.

Hatta “Bursa’da başka firma yok mu hep aynı firma tercih ediliyor bu tesadüf mü?” şeklinde tepkiler oluşmuştu.
Erdal Akaltun’un anket, medya ve asansör sektörlerinde faaliyet göstermesi ve belediyelerle farklı kanallar üzerinden iş ilişkileri kurduğu iddiaları geçtiğimiz aylarda gündemi epey işgal etmişti.
Şimdi aynı Erdal Akaltun habire
CHP’lilerin oyunu yükseltirken, AK Parti’nin oy oranını düşürüp vefa denilen kulvarı çalıştırıyor olabilir. İşin içinde vefa olunca bu gayet normal sayılır.
CHP’nin ise algı konusunda oldukça uzman olduğu biliniyor.
Araştırma ile medya desteğini Erdal Akaltun, kamuoyuna servisi ise Yüksel Baysal üzerinden yayarak güçlü ama dayanaksız bir algı sistemi oluşturulmuş durumda!
Tüm bunlar yaşanırken Osmangazi’de kentsel ve çevresel dönüşümlerle alternatif yollar, sosyal donatıları yeşil alanlarıyla mega proje olan Osmangazi kent meydanı ile tarihin en büyük hizmetini yapan AK Partili Mustafa Dündar’ı karalamaktan da geri durmuyorlar.
“Erkan Aydın hangi projeleri üretti?” diye sorsanız bir tane mega proje ya da kayda değer elle tutulur ciddi bir hizmet ürettiğini göremezsiniz.
Bakınız en önemli projelerin bir kaçını Yüksel Baysal sıralamış;
“Çocuğu kreşe başlayan her dört kadından biri iş yaşamına katıldı.
Kent lokantası, Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nin yanı sıra İsmail Hakkı Tonguç’a bir kardeş daha gelmek üzere; Hisar’da kurulacak Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi”.
Bunları söylerken de heyecanlandığını anlatıyor sayın Baysal.
Vay be gözleri yaşartan mucizeler buna denir!
Okey corç sorunlar çözülmüş. Osmangaziler keyiften dört köşe olmuş! Osmangazi’de no problem!
Unutmadan, CHP’nin en iyi yaptığı işlerden biri de şu; AK Parti’nin hizmetlerini cilalayıp tabela değiştirip kendi hizmetleri diye sunması.
Aslında bu çok önemli bir yetenektir!
Bu konuda Erkan Aydın, Mustafa Bozbey ile başabaş yarışıyor diyebiliriz.
ALGININ ALGISINI YAPMAK
Dedik ya algının alâsı budur. Algıda uzman olduklarını her alanda gösteren CHP’liler burada da Erdal Akaltun ile Yüksel Baysal aracılığıyla kamuoyuna algı pompalamayı bir görev edinmişler.
Oysa en çok vakit geçirdiğim merkez olan Osmangazi’de sürekli sahadan nabız yoklayan kişi olarak kendime özgü bir görüşüm olsa da Erkan Aydın’ın memnuniyet derecesi bir kez daha seçilme olasılığı yok denecek kadar az olduğunu kamuoyuna, sayın Baysal ve Akaltun’a tarafsız gözle aktarmış olayım.
Çünkü Sayın Baysal CHP’lilerin toplantılarını takip etmekten sahada vatandaşla nabız yoklamaya vakit bulamıyor.
Kendisi yakın arkadaşımdır ama iddia ettiği Erkan Aydın ve Osman Gazi ile alakalı acı gerçeği buradan üzülerek haber vereyim.
Son bir not..
Nilüfer dahil Osmangazi Yıldırım ve Bursa’nın her yerinde nerede önemli bir hizmet görünüyorsa hepsinin altında AK Partinin imzası var.
Bu gerçeği kimsenin değiştirmesi mümkün değil.
Oysa CHP’liler gerçeği değil ama tabelayı değiştiriyor, bunu da başarılı şekilde yapıyorlar.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
AK parti’de bireyler üzerinden çeşitli kutuplaşmalar, güç gösterileri, farklı kulvarlarda ekip oluşturmak, Parti içi çatışmaya neden olacak abilik yapma gibi hevesler artık bir kenara bırakılmalıdır.
Özellikle Bursa’da herkes durduğu yeri bilmeli, partinin ve milletin verdiği görevi yerine getirmeli, farklı zemin ve alanlara kaymamalıdır.
Mevcut görevi neyse onun dışına çıkmamalı, şu kritik ortamda herkes partisine ve ülkesine hizmet etmek için adeta birbiriyle yarışmalıdır.
Az önce MHP lideri Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında söylediği gibi, “iç cephenin önemi bir kez daha anlaşılmıştır” ifadesi yerelden genele bütünleşme ile başlar.
Bursa AK Parti’de ayrı gayrı farklılığı, kişisel ihtiras, makamlar ve menfaatler bir kenara bırakılmalı, herkes İl çatısı altında toplanmalıdır.
Ülkenin etrafı Ateş sahasına dönmüşken, küçük ihtiraslar ve menfaatler sebebiyle içeride birlikteliğe darbe vuracak her kim olursa mutlak şekilde sorgusuz sualsiz hesaba çekilmelidir.
Özellikle AK Parti camiasında hâlâ saman altından su yürütmeye, kapalı kapılar ardından adeta saklambaç oynayarak gizli planlar yürüten bazı güruhların olduğuna yönelik şikayetler zaman zaman tarafımıza ulaşıyor.
Bu kokuşmuş düşünceler hala ülkenin konumundan dolayı içinde bulunduğu durumu bilemeyecek kadar cahil olamazlar.
Bu tür bozuk zihniyetler yangından mal kaçırırcasına makam ve siyasi rant gütme çalışmaları, siyasi ahlaktan yoksun, bir o kadar da gözü aç doymayan çürüklerdir.
Son birkaç gündür Türkiye’yi hedef tahtasına oturtan siyonist zihniyet açık açık “hedefimiz Türkiye’dir” derken, bu zavallı kafaların hala kişisel makam peşinde koşmaları düşmanca bir ihanet sebebidir.
Buradan uyarıyorum!
Herkes kendi görevini yapsın.
Partisine davasına bağlı kalarak parazit olmadan bölünmüşlüğe yol açacak herhangi bir yanlışın içine düşmeden önce liderine, iktidarına, partisine bağlı kalma, birlik ve beraberliği ayakta tutma amacı güderek bu yönde gayretle, azimle çalışma içinde olmalıdır.
Birliği bozacak düzeni sarsacak olası söz davranış ve çalışmalardan uzak durmalıdır.
Aynı şikayetlerin, hareket görüntü veya bilgilerin devam etmesi, tarafıma ulaştırılması durumunda açık açık isim ve belge paylaşmaktan kaçınmayacağımı belirtmek isterim.
Herkes kendine çeki düzen vermeli, devletimizin liderinin arkasında olmalıdır.
Oyunbozanlık yapmaya çalışanlar tarihte olduğu gibi bugün de sadece kendine kötülük eder.
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın AK Parti camiasına yaptığı o tarihi uyarıya rağmen bildiğini okuyanlar AK Parti’ye ihanet eden en büyük düşmanlardır.
Bunlar AK Parti’ye karşı taraftan daha büyük zarar veren siyasi müspettelerdir.
KİŞİSEL NEFİSLER HIRSLAR İÇİN ERDOĞAN’I YORMAYALIM
İçişleri bakan yardımcısı Bülent Turan, “Adam milletvekili, yeğeni bilmem ne temsilcisi; olmaz. Kızıyor insanlar buna. Tırnaklarımızla geldiğimiz bir yapıyı, teşkilatı bozmayalım, yormayalım. Bir adamın nefsi için Erdoğan’ı yormayalım” dediği o tarihi uyarıyı ona buna şuna değil herkese yaptı.
Bazıları üzerine alınmayarak bildiği kanaldan ilerlemeye çalıştığına dair bilgiler geliyor.
Kendi şahsi meseleleri için partiyi zaafa uğratmamak, kişisel nefisler için Erdoğan’ı yormamak, birlik beraberliğin bozulması gibi güç kaybına sebep olacak söz eylem ve davranışlardan kaçınılmalıdır.
Büyük şeytan Amerika ve yavrusu İsrail teröristlerinin ülkemizi hedefe koyduğu bir zamanda kim partide kişisel ihtiraslar için kural ve kaideleri tanımayıp oyun bozucu hal ve davranışlarda bulunursa bunlar AK Parti’nin en büyük düşmanıdır.
Bursa’da yapılması gereken milletvekilleri dahil herkes İl Başkanlığı çatısı altında birliğe daha fazla sahip çıkmalı, milli bütünlük şiarıyla görevini elinden geldiğince yerine getirme gayretinde olmalıdır.
Bunun dışında olanları hangi makamda olursa olsun kamuoyuna ifşa edeceğimi bildirmek isterim. ..vesselam.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Bursa 1897’den bu zamana kadar balkanlardan 20’ye yakın göç dalgası aldı. Şehrin %60‘ına tekabül eden göçmen nüfusu bugün Balkan Türkleri olarak 1 milyonun üzerinde.
Balkan Türkleri yaşadıkları ülkelerde kendilerini devletten ayrı tutmuş, öz kimliklerini korumak için büyük mücadeleler vermiş.
Ama anavatan (Türkiye) Bursa’da kendilerini ayrı tutmak yerine devletle bir olmayı henüz başaramadıkları yönünde serzenişleri var.
Bugün Bursa’daki adeta dağılmışlık görüntüsüyle dernek oluşumları büyük bir kıskançlık üretmiş.
Bu da Balkan göçmenlerinin sesini duyurmada onarılmaz sorun haline gelmiş.
Göçmenlerin beklentilerini, iç ve dış sorunları, sıkıntıları Tunaboylular Dernek Başkanı Süleyman Ulusoy ile konuştuk.

Başkan Ulusoy, “Bulgaristan kökenli Türkler en büyük sorunu kendi içinde yaşıyor” diyerek problemin ana kaynağını ilk cümlede özetlemiş oldu.
Tabi bunu söylerken yeteri kadar temsil edilmedikleri sitemini de yaptı.
Süleyman Ulusoy, “kendi sorunlarımızın çözümü için talepte bulunmadık, talepçi olamadık, parçalanmış bölünmüşlük nedeniyle güçbirliği yapamadık, rengimizi belli edemedik, ortaya koyamadık, bize teklif gelmedi biz de gitmedik talep etmedik” dedi.
Aslında Bulgaristan göçmenlerinin Bal-Göç çatısı altında güçlü bir STK olduğunu sanırım herkes biliyor.
Ancak bugün o etkin gücü bazı kişisel hırslar ve kıskançlık yüzünden birleştiremediğinden şikayet ediliyor.

Başkan Ulusoy’ un sözleri çok çarpıcıydı.
“Bulgaristan göçmenleri ve gençliğimiz yaşadığı sınırları bilmiyor. Bunların en önemli sebeplerden biri TBMM de oluşturulan Balkan göçmenleri dostluk grubunun temsilciliğini yapan yanlış isimlerdir.
Dolayısıyla yabancının kaşığı ile çorba yiyemezsiniz.
Bu da köken ve aidiyetin önemini ortaya koyuyor.”
.
BÖLÜNMÜŞLÜK YAŞIYORUZ
Diğer yandan güçbirliği yapamadıklarını itiraf eden Tunaboylular derneği başkanı Süleyman Ulusoy, Farklı kültürlerin farklı kimliklerin temsilcileri değil, öz be öz Türk olduklarının altını çiziyor.

SİYASİLERE DİKKAT ÇEKEN MESAJ
Bursa’da kendi camiasında yaşanan “çekişme, kıskançlık ve göstermelik üretkenlik” nedeniyle yol alamadıkları şikayetinde bulunması balkan göçmenleri arasında sıkıntının bir hayli büyük olduğunu ortaya koyuyor.
Süleyman Ulusoy bunun için de çok dikkat çekici şu cümleleri kuruyor:
“Sahada sağlam basmaya adam lazım, bunu kendi içimizde başaramadık.
Göstermelik iftar kutlamaları ile bunu yapmamız mümkün değil.
Bölünmüşlük yaşıyoruz, gücümüzü birleştiremiyoruz. En fazla en yoğun nüfusla yaşadığımız il Bursa ama ne yazık ki gücümüzü hissettiremedik. Hakkımız olan en güçlü temsiliyet yetkisini kullanamıyoruz, aktif rol alamıyoruz. Bir milyonun üzerinde nüfusumuz var. Nüfus oranına göre bu temsiliyet değerlendirilmelidir.
Bunu siyasiler bile düşünmedi veya düşünmek istemedi. Bununla birlikte kendi insanımız siyasete mesafeli duruyor. Bu düşünceden camia olarak arınmalıyız. Siyasette etkin ve güçlü bir şekilde yer almalı, temsil irademizi ortaya koymalıyız.
Palyatif çözümlerle sonuca varamayız.”
Düşünün bir zamanlar Bursa’nın en güçlü STK örgütlerinden biri olan Balkan göçmenlerinin bu derece iç çekişme yaşaması, bazılarının kişisel çıkar ve hırslarını ön planda tutması dev bir oluşumu ‘etkisiz güç’ haline getiriyor.
Bu durum farklı isimler altında yöresel misyon üstlenen parçalanmışlık oluşumlara yol açmış. Bu da sıkıntıların her geçen gün çoğalmasına sebep olmuş.
Bulgaristan göçmenleri siyasi partiler başta olmak üzere milletvekilliği, belediyeler, meclis üyelikleri ve diğer sosyal katılımcılıkta güçlü isimlerle temsil edilemediklerinden yakınıyor.
Bu durumu sadece kendi iç sorunlarına bağlamayıp özellikle AK Parti kanadına büyük sorumluluk düştüğünü de vurguluyorlar.

AK PARTİ’NİN SUSKUNLUĞUNU ÇÖZEMİYORUZ
Tuna boylular dernek başkanı Süleyman Ulusoy, “Bursa’da siyasi mevkilerde Balkan türkü yer almalı.
Partiler bu hususta kendini zenginleştirmelidir.
Partiler bize karşı kendilerini kilitlememeli, politik üretim yapmalı.
Özellikle AK Parti’nin Bulgaristan göçmenlerine yönelik olan suskunluğunu çözmekte zorlanıyoruz.
Bizim arayışımız 1 ise iktidar partisinin arayışı 10 olmalıdır.
İftarlara katılma ile sorun çözülmüyor. Politika geliştirmeden üretim yapılmaz, Oligarşik slogan ile olmaz” derken hem içe hem dışa yönelik şu önemli mesajları da çok güçlü şekilde vurguladı;
Balkan Türkleri bu dönem temsil konusunu ciddi anlamda sorguluyor.
“Balkan şehri Bursa’da kendi sesimizi duyuramıyoruz.
Kendi içimizde sorunlar yaşıyoruz, bizi kendi içimizde yaşanan kıskançlık bitiriyor. Herkes birbirine uzak, sorunları çözmekten uzak bir bölünmüşlük söz konusu. Ama bu dönem ölü toprağını üzerimizden atarak güçlü şekilde ayağa kalkacağız.”

BALKAN POLİTİKASI YETERLİ DEĞİL
Süleyman Ulusoy son olarak iktidarın Balkan politikasını yeterli bulmadığını söyledi.
“Özellikle ülkemizin Balkan politikası daha dirayetli olmalıdır.
Aksi halde Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımız gelecek 50 yılda tehlike altındadır.
Zira nüfus korkunç şekilde azalıyor, gençler sistematik baskı nedeniyle diğer Avrupa ülkelerine kaçıyor orada büyüyor.
Hali hazırda Bulgaristan’da yaşayan Türk soydaşlarımız büyük oranda yaşlı kesimden oluşuyor.
Nüfus kayıtlarında 1 milyon gözükse de gerçekte toplamı 300 bini bulmuyor. Var olan nüfusumuzu da kullanamıyoruz.
İktidar partisi Balkan politikalarına daha fazla önem vermeli” çağrısında bulundu.

Tuna Boylular Dernek Başkanı Süleyman Ulusoy’un altını çizdiği konular özetle şöyle;
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin
Bir asır boyunca yasak dediler, yapamazsın dediler, asarız dediler astılar, çok büyük zulümlere tabii tuttular.
12 Eylül darbesinde ise “haksızlık olmasın bir sağdan bir soldan asalım” dediler.
Daha çocuk yaşta iken bir masumun yaşını büyütüp darağacında sallandırdılar.
Ve bugün en geniş özgürlüklerin yaşandığı hale geldik elhamdülillah.
Nereden nereye …
“Allah” demenin yasak olduğu dönemlerden geldiğimiz nokta.
Bir kaç gün önce sıradan bir fakir çıktı sadece ülkeme değil, tüm dünyaya Allah’ın adını söyletti.
Aynı günlerde ülkemde mübarek Ramazan’ın ayı bambaşka bir havaya dönüştü.
Özlenen Ramazan gerçekleriyle yüzleştik.
Düşünün Müslümanların ülkesinde Ramazan’ın bu kadar özgürce bu kadar coşkulu kutlandığına ilk kez şahit olduk.

Hakikaten bütün okullarda Ramazan etkinlikleri düzenleniyor, çocuklar camilere götürülüyor ama bir taraftan da bu durum birilerinin fena halde zoruna gidiyor.
Ülkede ne kadar ‘laikus‘ varsa hepsinin ayarları bozuldu maşallah..
Vay efendim neymiş, Ramazan etkinlikleri anayasaya aykırıymış.
Vay efendim neymiş, Türkiye kuşatma altındaymış.
Bak seen!
Türkiye 100 yıldır kuşatılmış, adeta topluma kan kusturulmuştu.
Ülke insanının değerleri, inancı, örfü, adeti, kültürü, geleneği geleceği kuşatıldığı elinden alındığı zaman neredeydiniz?
Ama siz onu kuşatılmıştık saymadınız.
Ya ne saydınız?
Bir milletin tarihini inancını ortadan kaldırıp yeni ama tek basma kalıp toplum icat etmeye kalktınız.
Ama bu milleti gönlüne nakşedilen bağlardan koparamadınız.
Yahu daha neyin mücadelesini vermeye çalışıyorsunuz?
Yetmedi mi artık! Düşün bu asil milletin yakasından İllallah ettirdiniz.

Cadılar bayramı adı altında şeytana hizmet ederken…
‘Noel kutlamaları‘ndan küçücük çocukların alkol almasından, saçma sapan şarkılar söylemesinden rahatsız olmuyorsunuz da öğrencilerin hep bir ağızdan “Allah” demesinden mi rahatsız oluyorsunuz.
Sahi sizin derdiniz nedir ?
Siz kime hizmet ediyorsunuz ?
Bilmiyor musunuz bir asır boyunca her türlü baskı zulüm yapılsa da herşey aslına dönecek.
Ne yapılırsa yapılsın bu millet aslına rücu edecek.
Buna engel olacak beşeri bir güç yoktur.

Şu hale bak!
Gençler özüne dönecek, çocuklar iman şuuruyla yetişecek diye İzmir’de Ramazan etkinliklerine karşı yürüyüş düzenlenlediler.
Sahi burası Müslüman ülkesi olduğuna göre Müslümanlığın öğretilmesi yaşanması kadar doğal ne olabilir?
Buna karşı çıkanlar, Allah’ın adının anılmasından, KABE’den ve oraya giden hacıların “HU” demesinden korkanlar Müslüman olmayanlardır.
Öyleyse size ne oluyor?

Belediyenizin iş bilmezliği yüzünden elektrik akımına kapılarak ölüp gidenler için niye yürümediniz?
Öyleyse sizin derdiniz laiklik falan değil.
Elinizden gelse ülkedeki Müslümanları bir kaşık suda boğar mısınız bilmiyorum ama işte o günler çok eskide kaldı.
Bu saatten sonra ne yaparsanız yapın çatlasanız da patlasanız da burası Müslüman Türkiye ve siz buna alışacaksınız.

“Yook ben ezanı duymak istemiyorum” diyenler varsa Vatikan’a veya İsrail’e gidebilir bu en doğal hakkıdır.
Hani birileri Müslümanlara, başörtüsü takanlara “Arabistan’a gitsinler” diyordu ya.
Yani herkes inancında hürdür.
Burda veya başka yerde yaşamak isteyenler istediği yerde özgürce yaşayabilir.
Ama Müslümanlar hiç bir yere gitmez çünkü burası İslam’ın sancaktarlığını yapan insanların ülkesi.
Ama kimse inancından dolayı zorla bir yere gönderilmez. Ama gitmek isteyene de engel olunmaz.
Sadece şu bilinmelidir;
Burası İslam beldesidir.
Bu ülkenin semalarında ezan yankılanır. Dolayısıyla eğitim kurumlarında Ramazan’ı Şerif -in yaşanması ve kutlanması kadar doğal bir şey yoktur.

Bu kutlamaları tetikleyen, sadece Türkiye’ye değil, Gazze’den Amerika’ya, Avrupa’dan Dünya’nın bir çok ülkesinde “Kabe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisiyle orduların devletlerin büyük şirketlerin yapamadığı devrimi yapan Celal Karatüre kardeşimizi gönülden kutluyorum.
Allah istedi ruhsat verdi Celal Karatüre’yi sebep kaldı.
Allah bir garibanın diliyle dünyaya kendi ismi celilini söylettti ezberletti.
Bana göre bu bir mucizedir.
Azim ve Celil olan Allah her şeye kadirdir.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin

Kim ne derse desin!
“Bu kadro Türk siyasi tarihinde olmaz denilen şeylere, kaldırılamaz denilen yasaklara son vermiş, imkânsız denilenleri başarmış bir kadrodur”
Bu cümle öyle altı boş bir cümle değil.
Gerçekten de Cumhuriyet tarihinden bu yana geçen 80 yılda yapılamayanları 20 yıla sığdırmış bir kadrodan bahsediyoruz.
Sadece Türkiye değil bu gerçeği tüm dünya gördü.
İçte ve dışta Türkiye büyük başarılara imza atmış, uluslararası arena’da süper güçlere parmak ısırtacak uygulamaları sahaya yansıtmış, teknoloji ve savunma alanında göz kamaştırıcı noktaya ulaşarak müthiş bir kalkınma gücü oluşturmuş bir kadrodan bahsediyoruz.
Tüm bunların altına imza atanlar ak kadrolar olarak tarihe geçti.
Üstelik topyekûn yaptırımlara, engellemelere darbe girişimlerine rağmen.
Tabii bunu yaparken önce samimiyet ve gönül bağı olması önemliydi.
Birilerinin “gönül ilişkileri” hırsızlıkla yolsuzlukla, kadınla “zirve” yaparken, AK Parti’nin “gönül ilişkisi” vatan millet” tam bağımsızlık hedefleri için memlekete aşık “sevda yolu” ydu.
Bu düşünceyle yola çıkan kadrolarla atılan tohumlar, bugün filizlenmiş dünyanın birçok yerinde Türkiye’nin adıyla söz edilir hale gelmiştir.
Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ak kadrolar gerçekleştirdi.
Tabii bu öyle söz edilip kısaca geçilecek bir konu değildir.
Ortada yazılan bir tarih vardır.
Gelecek nesiller bu tarihi çok daha net okuyacaktır.

TUTKUN KADROLAR !
AK Parti bu sevdaya katkı koyan, emek veren Bursa’daki tüm kadrolarını vefa iftarı adıyla bir araya topladı.
Ramazan’ın manevi atmosferi ile bütünleşen kalpler yeniden kucaklaştı, adeta yaşanan ilk günkü heyecanla zirveye ulaştı.
Bu önemli buluşmaya katılım öyle yoğundu ki, küskün tabir edilen birçok simayı güler yüzü ve samimiyetiyle bu buluşmada yerini aldığını gördüm.
Programa katılım o kadar ilgi görmüştü ki Merinos fuar alanındaki o büyük devasa salona sığmayanlar için ek masalar oluşturuldu.

GÖNÜLLERDE TREND OLMAYA TALİBİZ
Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Masa başında değil, sosyal medyada değil sahada siyaset yapıyoruz. Gönüllerde trend olmaya talibiz. Bursa teşkilatımız “407 bin 343 üyeye ulaşarak Marmara’nın birincisi oldu” diyerek teşkilatın görünmeyen emeği mahalle başkanlarından sandık görevlilerine kadar herkese teşekkür etti.

YENİDEN SEÇECEĞİZ
AK Parti Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş ise: Her hanede biriktirdiğimiz heyecanımızla, umudumuzla “Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha cumhurbaşkanı seçeceğiz” dedi.
Teşkilat Başkanı bu mesajı verdi ama şahsi fikrim Erdoğan’ın gelecek için kurduğu yepyeni kadrolarla mesela dışişleri Bakanı Hakan Fidan, MİT başkanı İbrahim Kalın, İHA, Siha, Kızılelma mucidi Selçuk Bayraktar, enerji eski bakanı Berat Albayrak ve ismini sayamadığımız çok sayıda vatan sevdalısına yeri geldiğinde bayrağı devralabileceğini düşünüyorum.

BAŞARIYI YÖNETMEK DAHA ZOR
Bursa’nın bir numaralı, AK Parti’nin iki numaralı ismi Genel Başkanvekili Efkan Ala’da salondaki kadroya “başarının resmi” değerlendirmesi yaparak adeta herkesi onure etti.
Alâ konuşmasında, “19 seçim ve referandumu bileğinin hakkıyla alarak iktidar olan bir kadro gördüğünü belirtti ve “Başarıyı yönetmek problemi yönetmekten çok daha zor. Başaracağımız başardıklarımızdan çok daha fazla” diye konuştu.
Toplantıda gülen yüzler ile mutlu ve umutlu manzara gördüm. Bir nevi insanlar yeniden kenetlenmiş yeniden silkinmek için güçbirliğine ant içmiş görüntüsü veriyordu.
Ülkenin 20 yılda ulaştığı hedefler göz önünde bulundurulursa bu silkinişin kızılelma yolunda büyük mesafeler kat edeceğinin habercisi olarak yorumluyorum.

Velhasıl AK Parti’nin emektarlarını bir araya getiren vefa iftarında uzun zaman sonra çok önemli mesajlar edindim.
Her zaman ve zeminde kulvarda olduğu gibi bazı sinsi “kara zihniyeliler” de gözüme takılmadı değil ama bunu gayet doğal olarak karşılıyorum.
Zira istisnalar kaideyi bozamayacağı gerçeği her zaman ortadadır ve ayna gibidir.
Bu gibi düşünceler ışıldayan aynada kendilerini gördüğünde karanlıklara gömülür.

Son olarak sahada gördüğüm ve sokağın nabzından edindiklerim ile AK Parti programına katılım ve insanların yeniden umutlarının örtüştüğüne şahit oldum.
Bu şu demektir; gelecek ilk seçimde AK Parti başta olmak üzere Cumhur ittifakı Bursa’da yine yeniden çok önemli başarılara imza atacaktır.
.
alimce29@gmail.com
facebook.com/alimsahinmalkocoglu
twitter.com/AlimSahin