admin

admin

21 Şubat 2026 Cumartesi

Bakan Tekin Açıkladı: Öğrenci Değil Öğretmen Taşıyacağız! Köy Okulları Yeniden Açılacak

Bakan Tekin Açıkladı: Öğrenci Değil Öğretmen Taşıyacağız! Köy Okulları Yeniden Açılacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, taşımalı eğitimde yeni bir model üzerinde çalıştıklarını belirtti. Tekin, öğrenci taşımak yerine öğretmen taşıyarak okulları açık tutmayı ve sistemi daha rasyonel hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, taşımalı eğitim modelinden denetim mekanizmalarına, dijital takip sisteminden sınav sürecine kadar pek çok konuda mesaj veren Tekin, yeni döneme ilişkin yol haritasını anlattı.

ÖĞRENCİLERE YERİNDE EĞİTİM

Yeni Şafak Gazetesi’ne konuşan Tekin, taşımalı eğitim modelinde değişiklik üzerinde çalıştıklarını açıklayıp, mevcut durumu şu sözlerle anlattı:

“Şu an 250-300 köyden öğrenciyi bir merkez okula taşıyoruz. Ben diyorum ki model tersine dönebilir. Öğrenciyi değil, öğretmeni taşıyalım. Bugün yaklaşık 2 milyon öğrenci taşıyoruz. Bunun yerine 15 bin öğretmeni taşısak daha rasyonel olabilir.”

Bu modelle öğrenci sayısı 30’un altına düştüğü için kapanma riski bulunan okulların açık tutulabileceğini belirten Tekin, norm sorununa da çözüm getirileceğini ifade ederek, “Mesela bir ortaokulda 30 öğretmen var ama haftalık ders yükü maaş karşılığını doldurmuyor. O okulu ‘A kategori merkez okul’ yapalım. Bu okula gelmek isteyen öğretmen şunu bilsin: Bu okulun hinterlan-dında 8 okul var. Branşıyla ilgili derslere o okullarda da girecek. Kabul ediyorsa tayin istesin. Etmiyorsa mevcut okulunda kalsın. Öğretmen haftada birkaç saat çevre okullara gider, dersini anlatır, döner. Hem kendi normunu doldurur hem de yüzlerce öğrenciyi taşımak zorunda kalmayız. Okul kapanmaz, yerinde eğitim devam eder” dedi.

ADRES TAŞIMAYA SIKI TAKİP

Adrese dayalı kayıt sisteminin detaylı veri analiziyle yürütüldüğünü belirten Tekin, İçişleri Bakanlığı’ndan alınan verilerle mahalle ve sokak bazlı planlama yapıldığını söyleyerek, “Bir mahallede derslik başına 45 öğrenci düşüyorsa ‘Buraya okul lazım’ diyoruz ve yatırım planlıyoruz. Yeni yaptığımız okulda sınıf mevcudunu 25’e düşürmek istiyoruz.” dedi.

Bir ilkokul yatırımının ortalama 400 milyon liraya mal olduğunu vurgulayan Tekin, “Bu kadar yatırım yapıyoruz ama veli ‘Ben çocuğumu oraya göndermem’ deyip başka okula yöneliyor” diye konuştu.

Adres taşıma yoluyla sistemin aşılmaya çalışıldığını belirten Tekin, “Vatandaş çocuğun adresini başka mahalleye taşıyor. Herkes bunu yaparsa sistemi nasıl yöneteceğiz?” ifadelerini kullandı. Bu nedenle İçişleri Bakanlığı ile kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini belirten Tekin, “Eylül itibarıyla ciddi tedbirler devreye girecek” dedi.

Tekin, yerleştirme önceliğinin öğrencinin evine en yakın okul olduğunu belirterek, “Çok talep varsa önce o sokakta oturanlar yerleşecek. 30 kişilik kapasite dolduysa dışarıdan alım yapılmayacak. Dolmadıysa kura gibi yöntemler uygulanabilir mi değerlendireceğiz” ifadelerini kullandı.

SINAV SİSTEMİNDE DEĞİŞİKLİK YOK

Sınav sistemiyle ilgili herhangi bir değişiklik planlanmadığını vurgulayan Tekin, “Sınav süreçleriyle ilgili çocuklarımızın kafasını lütfen karıştırmayın. Hiçbir değişiklik yok” dedi.

ARA TATİLLER MASADA

Tekin, ara tatillere ilişkin iki yıldır öğrenci, öğretmen ve velilere anket yaptıklarını belirtti. Resmi tatillerin yoğunluğu, 180 iş günü zorunluluğu ve öğretmenlerin iki aylık yasal tatil süresi nedeniyle 36 haftalık takvimi planlamanın zorlaştığını söyledi.

Özellikle 2027’de bayramlar ve ara tatilin aynı döneme denk gelmesinin planlamayı güçleştireceğini ifade eden Tekin, bu yılki araştırma sonrası önümüzdeki dönem için karar verileceğini açıkladı.

EĞİTİM SÜRECİNE DİJİTAL TAKİP

Dijital izleme sisteminin otomatik uyarı mekanizmasına dikkat çeken Tekin, bir okulda devamsızlık oranı arttığında sistemin “kırmızı bayrak” verdiğini ve ilçe yöneticilerinden bunun gerekçesini sorduklarını söyledi. Nakil hareketliliği, öğrenci sayısındaki artış-azalış, akademik başarı ve öğretmen norm açığının da anlık takip edildiğini belirtti.

Okul bazlı mali ve idari süreçlerin de sistem üzerinden izlendiğini vurgulayan Tekin, müdürlerin taleplerinin ve gönderilen ödeneklerin geriye dönük olarak kalem kalem görülebildiğini, böylece şeffaflık ve denetimin güçlendiğini belirtti.

‘ÇOCUK ETKİNLİK MERKEZİ’ KILIFINA SIKI DENETİM

“Çocuk etkinlik merkezi” adı altında faaliyet gösteren yapılarla ilgili konuşan Tekin, denetim yetkisine ilişkin mevcut tabloyu anlattı. Bu tür yapıların isimlendirme yoluyla mevzuat dışında kalmaya çalıştığını belirten Tekin, “Biz bu tür yerleri denetleyemiyoruz. ‘Çocuk etkinlik merkezi’ gibi isimler kullanmalarının sebebi de bu; denetim alanının dışında kalmak” dedi.

Bu tür yerlerin mevcut mevzuatta karşılığı olmadığı için ruhsat almadığını ifade eden Tekin, 2014’teki dershane düzenlemesi ve 2016 genelgesi kapsamında valilikler bünyesinde il izleme ve değerlendirme komisyonları kurulduğunu hatırlatan Tekin, ancak bu komisyonların zamanla etkinliğini yitirdiğini, yeniden genelge gönderilerek sürecin aktif hale getirildiğini kaydetti.

Ayrıca mülkiye müfettişlerinin denetim listesine “İzinsiz eğitim veren kurumlar” başlığının eklendiğini ve valilerin de sorumlu kılındığını belirtti. Tekin, “Ben 2018’de ayrıldıktan sonra bu komisyonlar fiilen çalışmamış. Şimdi yeniden genelge gönderdik ve bu yapıları tekrar devreye aldık” dedi.

İstanbul’daki örneğe özellikle dikkat çeken Tekin, faaliyet alanına göre izin alınmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, “Eğer bir yer kreşse Aile Bakanlığı’ndan, anaokuluysa bizden izin alması gerekir. Bizden izin alan yerleri zaten denetliyoruz. İzin almayan yerleri de valilikler aracılığıyla denetleyeceğiz” dedi.

Eğitim ve bakım hizmetinin ayrımına dikkat çeken Tekin, “Eğitim veriyorsanız Milli Eğitim Bakanlığı’ndan; bakım hizmeti veriyorsanız Aile Bakanlığı’ndan izin alacaksınız. Diyelim ki ‘Biz eğitim vermiyoruz, sadece oyun alanıyız’ diyorsunuz. O zaman ‘çocuk oyun merkezi’ olarak tanımladık, onun da standartlarını belirledik. Ama ücret alıyorsanız bunu kayıtlı ve denetlenebilir şekilde alacaksınız” ifadelerini kullandı.

DERDİMİZ ÇOCUKLARIN MİLLİ ŞUURLARINI GELİŞTİRMEK

Milli Eğitim Bakanlığı’nın milli ve manevi değerlerin aktarılması amacıyla hayata geçirdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” projesine yönelik eleştirileri değerlendiren Tekin, “Muhalefeti önce okuma yazma öğrenmeye davet ediyorum. Bizim derdimiz bu kadar çatışmanın, bu kadar farklı dayatmaların olduğu bir ortamda çocuklarımızın milli şuurlarını geliştirecek, dayanışma ve birliktelik arzusunu perçinleyecek işler yapmak” dedi.

Laiklik tartışmalarına da değinen Tekin, projede laikliğe aykırı herhangi bir unsur bulunmadığını söyleyerek, “Laikliğin ne demek olduğunu, nasıl anlaşılması gerektiğini, hepsine tek tek anlatmaya açığım. Tanımladıkları şey bir dayatma. Laiklik öyle bir şey değil. Biz metnimizde de metnin ekinde okullara gönderdiğimiz örnek etkinlikler listesinde de laikliğe aykırı tek bir ifade yok. Bu şekilde sunmanın cehaletten başka hiçbir açıklaması yok” ifadelerini kullandı.

Tekin ayrıca, “Okullarımızda Noel ağaçları süslenirken bu kişilerin sesinin çıkmasını beklerdim. Bizim kültürümüzde Noel nereye oturuyor. Bununla ilgili eleştiri yok” diye konuştu.

OKULA BAŞLAMA YAŞI TARTIŞILABİLİR

Okula başlama yaşına ilişkin değerlendirmede bulunan Tekin, aynı sınıfta 66 aylık ve 84 aylık öğrencilerin birlikte eğitim görebildiğine dikkat çekti. Bu yaş aralığında bir yılın gelişim açısından belirgin fark oluşturduğunu vurgulayan Tekin, “Bu yaş grubunda bir yıl ciddi fark oluşturuyor. İnce motor becerileri, kas gelişimi ve öz bakım yeterlilikleri değişebiliyor. Bu durum akran zorbalığına da zemin hazırlayabiliyor” dedi. Tekin, okula başlama yaşının pedagojik boyutlarıyla birlikte kamuoyunda kapsamlı biçimde tartışılması gerektiğini ifade etti.

BAŞÖĞRETMENLİKTE KRİTER VURGUSU

Uzman ve başöğretmenlik kriterlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Tekin, kariyer basamaklarının ayırt edici bir niteliğe sahip olması gerektiğini vurguladı. “Süreyi 5 yıla düşürürseniz neredeyse herkes uzman, ardından başöğretmen olur. O zaman bunun bir karşılığı kalmaz” dedi.

Öğretmenlerin meslek hayatında önce sözleşmeli, ardından kadrolu süreci tamamladığını hatırlatan Tekin, unvanların kısa sürede ve geniş kapsamlı biçimde verilmesinin sistemin amacını zayıflatacağını söyledi.

DENETİM YOKSA DENEME DE YOK

Ücretli deneme sınavı uygulamasına ilişkin konuşan Tekin, “okulların üzerinde başka bir vesayet mekanizması oluşmaması” gerektiğini belirterek, “Dershanelere karşı çıkmamızın temel sebebi de buydu. 12 yıl devletin okulunda okuyan çocuğa, ‘3 ayda bu işi çözerim’ denmesi vesayettir” dedi.

Özel öğretim kurslarının artık Milli Eğitim müfredatıyla uyumlu program sunmak zorunda olduğunu belirten Tekin, deneme sınavlarına ilişkin de net konuştu: 

“İçeriğini denetleyemediğimiz bir sınavı okullarımızda serbest bırakamayız. Özel kurs kendi öğrencisine yapabilir ama benim öğrencime bunu parayla satamaz.” Tekin ayrıca, deneme sınavı ihtiyacının Bakanlık tarafından karşılanacağını ifade ederek, “EBA’da bu denemeler zaten vardı. ‘Her çocuk EBA’ya erişemiyor’ dendi. Ortaöğretim zaten yapmıştı geçen yıl. Bu sene Temel Eğitim Genel Müdürlüğümüz de ihtiyaç duyulan okullara basılı olarak EBA’daki soruları gönderecek” diye konuştu.

KAYNAK : Yeni Şafak

Devamını Oku

Davut Gürkan: Ramazan, Birlik Ve Bereketin Ayıdır

Davut Gürkan: Ramazan, Birlik Ve Bereketin Ayıdır
0

BEĞENDİM

ABONE OL


AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Ramazan ayının ilk gününde çarşı ve pazar esnafını ziyaret ederek hem alışveriş yaptı hem de vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Gürkan’a programda AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş eşlik etti.

Rahmet ve bereket ayı Ramazan-ı Şerif’in manevi atmosferinin Bursa’da hissedildiğini belirten Başkan Gürkan, esnafla tek tek selamlaşarak hayırlı işler temennisinde bulundu. Ramazan alışverişini yerel esnaftan yapan Gürkan, dayanışma ve paylaşma vurgusu yaptı.

Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Gürkan, “Rahmet ve bereket ayı Ramazan-ı Şerif’in tüm İslam âlemine ve Bursa’mıza hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Bu mübarek ay; birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, yardımlaşma ve kardeşlik duygularımızı pekiştiren özel bir zaman dilimidir” ifadelerini kullandı.

Yerel esnafın her zaman yanında olduklarını dile getiren AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Ramazan ayının hem manevi hem de ekonomik anlamda bereket getirmesini temenni etti.

Devamını Oku

Millet Mahallesi’ne Kütüphane Ve Yıldırım Kafe Geliyor

Millet Mahallesi’ne Kütüphane Ve Yıldırım Kafe Geliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitimden spora, kültürden sanata kadar hayata geçirdiği çalışmalarla Yıldırım’ı gençler için cazibe merkezine dönüştüren Yıldırım Belediyesi, önemli bir projeyi daha ilçeye kazandırmaya hazırlanıyor. 

Sadece Yıldırım’a değil, Bursa’nın önemli bir kısmına hizmet veren; Mümine Şeremet Uyumayan Kütüphanesi, Mimar Sinan Kütüphanesi, Dr. Sadık Ahmet Kütüphanesi, Yıldırım Gençlik Merkezi Kütüphanesi, Mimar Sinan Çocuk Kütüphanesi ve Dr. Sadık Ahmet Çocuk Kütüphanesi ziyaretçilerle dolup taşarken yeni kütüphanelerin yapımına da devam ediliyor. Yıldırım’a kazandırılacak Piremir Kütüphanesi, Yavuz Selim Kütüphanesi ve Arabayatağı Kütüphanesi’nde çalışmalar sürerken, Millet Mahallesi Kütüphanesi’nde de projelendirme işleri tamamlandı.

EYLÜL’DE HİZMETE GİRECEK

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Millet Mahallesi Kütüphanesi’nin kurulacağı mekanda inceleme yaptı. Millet Mahallesi Kütüphanesi’ni Eylül ayında açmayı hedeflediklerini belirten Başkan Oktay Yılmaz; “Yıldırım bir öğrenci ve gençlik kentidir. Biz de gençlerimize ve öğrencilerimize yönelik hizmetlerimize devam ediyoruz. Bugün Bursa’nın en güzel, donanımlı ve sevilen kütüphaneleri Yıldırım’dadır. Hamdolsun kütüphanelerimize Bursa’nın dörtbir köşesinden gençlerimiz akın ediyor. 95 bin üyesi bulunan kütüphanelerimiz bugüne kadar 2 milyondan fazla ziyaretçiye hizmet verdi.  Kütüphanelerimiz dolup taştıkça biz de yenilerini ilçemize kazandırmak için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

BAŞKAN’DAN MÜJDE

Gençlere bir de müjde veren Başkan Yılmaz, “Millet Mahallesi Kütüphanemizin planlaması tamamlandı ve inşai çalışmalara başlıyoruz. Burası toplam 555 metrekare olacak. Öğrencilerimize bilgiye erişimi kolaylaştıran, nitelikli ve sessiz bir çalışma ortamı sunacak. Buradan bir de müjde verelim. Gençlerimizin Yıldırım Kafe’yi çok sevdiğini biliyoruz. Bu projemizin içinde bir de Yıldırım Kafemiz yer alacak. Gençlerimizin, çocuklarımızın, kadınlarımızın ve hemşehrilerimizin ders çalışıp kitap okuyabilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve keyifle kahvelerini içebilecekleri bir mekanı ilçemize kazandırmış olacağız” diye konuştu.

Devamını Oku

İbrahim Burkay:Geçmişin Alışkanlıklarıyla Bugünün İhtiyaçlarını Karşılayamazsınız

İbrahim Burkay:Geçmişin Alışkanlıklarıyla Bugünün İhtiyaçlarını Karşılayamazsınız
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Global Girişimcilik Network (GEN) Türkiye iş birliğinde düzenlenen Girişimcilik Ekosistemi Etkinliği, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, teknolojik dönüşümün baş döndürücü bir hızla gerçekleştiğini belirterek, “Geçmişin alışkanlıklarıyla bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek artık mümkün değil.” dedi.

Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO, girişimcilik ekosisteminde farkındalık oluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. BTSO ile Global Girişimcilik Network (GEN) Türkiye iş birliğinde düzenlenen Girişimcilik Ekosistemi Etkinliği’nde “Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri” başlıklı panel ve Open House Meeting oturumları düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, girişimcilik ekosisteminin dünyadaki gelişimine yönelik önemli bilgiler aktardı.  Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinin hızlandığını ifade eden Burkay, “Dijitalleşme hayatın her alanını dönüştürüyor. Rekabet ortamı öngörülebilir olmaktan çıktı; belirsizlik artık yeni normalimiz oldu. Eskiden başarıyı metrekareyle ölçerdik, bugün vizyonla ve hızla ölçüyoruz. Genç bir girişimci, bir bilgisayar ve güçlü bir fikirle küresel pazarlara ulaşabiliyor. Dolayısıyla geçmişin alışkanlıklarıyla bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek artık mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Yerleşik Tüm Dengeler Bir Anda Değişebiliyor”
Yakın geçmişe kadar bir iş insanının kendi sektörünü ve rakiplerini tanımasının başarı için yeterli görüldüğüne dikkati çeken Başkan Burkay, “Beklenmedik bir teknolojik sıçrama ya da ezber bozan bir inovasyon, yerleşik tüm dengeleri bir anda altüst edebiliyor. İşte bu noktada bütün ezberleri bozan girişimciler devreye giriyor. Bugün genç bir girişimci, elinde bir bilgisayarla, internet bağlantısı ve sınırları zorlayan bir fikirle dev firmaların onlarca yılda kurduğu pazarlara bir gecede girmeyi başarabiliyor. Artık başarıyı vizyonla, hızla ve o parlak fikirle ölçüyoruz.” dedi.

Start-uplar Devletlerle Yarışır Hale Geldi”
Günümüzde start-up niteliğindeki yatırımların ekonomik büyüklükleriyle devletlerle yarışır hale geldiğine işaret eden İbrahim Burkay, “2000’li yılların başında dünyanın en değerli beş şirketi petrol ve finans devlerinden oluşurken, bugün bu listenin tamamı teknoloji ve veri odaklı şirketlerin elinde. Geleneksel bir otomobil markasının 50 yılda ulaştığı piyasa değerine, yazılım tabanlı bir elektrikli araç girişimi 5 yıldan kısa sürede ulaşabiliyor. Bizim geniş bir vizyonla hareket etmemiz lazım. Çünkü ileriyi görmek, güçlü olmaktır.” ifadelerini kullandı.
Başkan Burkay, Bursa’nın tarih boyunca ticaretin ve üretimin kalbi, bereketin adresi olduğunu belirterek, BTSO olarak bu tarihsel sorumluluğun bilinciyle hareket ettiklerini; sanayi devriminden dijital devrime geçişte öncü şehir olma hedefine önemli projelerle destek verdiklerini sözlerine ekledi.

Risk Almayı Bu Şehirde Öğrendim”
GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Aydın da Bursa’da bulunmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. Nevzat Aydın, “Bugün Bursa’da olmak benim için sadece profesyonel bir ziyaret değil, aynı zamanda kişisel bir eve dönüş. Gençlik yıllarım bu şehirde geçti. Risk almayı, kalıplara sığmamayı ve ‘yapılamaz’ denileni zorlamayı burada öğrendim. Karşınızda sadece bir yatırımcı ya da GEN Türkiye Başkanı olarak değil, karakteri bu şehirde şekillenmiş biri olarak duruyorum.” diye konuştu.

Önümüzdeki 4-5 Yıl Çok Daha Hızlı ve Acımasız Olacak”
Girişimcilik ekosisteminin belirli merkezlerle sınırlı kalamayacağını belirten Aydın, “İş yapış şekillerini kökten değiştirecek dönüşümün tam eşiğindeyiz. Girişimcilik yalnızca İstanbul’da bir zümrenin işi olamaz. Bu anlamda Bursa çok önemli bir şehir. Bursa demek, Türkiye’nin üretim omurgası, sanayi, çarkların işlemesi, somut değer katma demek. Yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerle entegre olamazsak oyunun dışında kalırız. Artık eski hantal yapılara gerek kalmayacak insan gücüne dayalı ağır operasyonlar tarihe karışacak. Sadece iki-üç kişiyle yönetilen milyar dolarlık şirketlerin mikro unicornların dönemi başlıyor. Bursa’nın sağlam üretim tecrübesi bu yeni nesil teknolojilerle ve yapay zeka ile entegre edemezsek maalesef oyunun dışında kalırız. Önümüzde 4-5 yıl içinde çok daha hızlı ve acımasız bir dönüşüm var. Hazır olanlar büyüyecek, hazır olmayanlar geride kalacak.” diye konuştu.

Üretimde Yeni Dönem’
Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve SEDEFED Başkanı Emine Erdem’in üstlendiği “Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde; Koton Yönetim Kurulu Üyesi ve GEN Türkiye Başkan Yardımcısı Gülden Yılmaz ile Reeder Kurucu Ortağı ve GEN Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Sezen Sungur Saral konuşmacı olarak yer aldı. Üretimde yaşanan dönüşüm, yeni iş modelleri, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sanayiye etkisi ile girişimcilik ekosisteminin geleceği panelde kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programın ikinci bölümünde ise girişimcilerin mentörlerle bir araya geldiği Open House Meetingi etkinliği gerçekleştirildi.

Devamını Oku

Kestel’de Yeni Ufuklar Açıldı!

Kestel’de Yeni Ufuklar Açıldı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her dönem soru işaretleriyle gündeme geliyordu.

Sanayi ile yerleşim alanları iç içe hava kirliliğinin en yoğun olduğu Bursa’nın merkeze yakın en önemli ilçelerinden biri.

Bu kez alışagelen kabuğunu kırmış, dönüşümle birlikte başlayan fiziki yapısal şehircilik kimliğinde kendine yer bulmuştu.

Belediye Başkanı Ferhat Erol, her alanda köklü bir değişim için kolları sıvamış, geçmişten gelen “eksi” imajını ‘artı’ya çevirmiş, yepyeni bir kimlik kazandırma hedefini tutturmak için ekibiyle birlikte yoğun bir çalışma içine girmiş.

Kestel’ den bahsediyoruz.

Başkan Ferhat Erol, göreve geldiğinde bugüne dek yapılan hizmetlerle alakalı değerlendirme toplantısı için Bursa basınıyla bir araya geldi.

Tamamlanan, proje aşamasında olan, ihaleleri biten ve plan dahilinde hazırlanan birçok konuyu kamuoyuyla paylaştı.

DÖNÜŞÜM VE İMAR

Her zaman olduğu gibi ‘kentsel dönüşüm’ün önceliği burada da olmazsa olmazlar arasında ilk sıradaydı.

Revizyon uygulama, imar planlarının onayıyla önemli bir aşama kaydedilmiş.

Başkan Ferhat Erol’un Planlı kentleşmeyi sadece yeni yapılaşmayı yönetmek olarak görmediklerini belirtmesi, aynı zamanda mülkiyet güvenliğini güçlendiren ve kentsel gelişimi sürdürülebilir bir zemine oturma hedefiyle sürecin yürütüldüğünü söylemesi önemliydi.

Bu konuyla alakalı Sayın başkanın önemsediği noktalardan biri de mülkiyet yapısı ile imar düzeni arasında bütüncül bir uyum sağlanarak hak sahipliğinin netleştirildiğini, ilçede düzenli, güvenli ve nizamlı bir yapılaşma zemininin oluşturulduğuydu.

Bu yöntem önemli zira hem bugünün ihtiyaçlarına cevap veren hem de ilçenin geleceğini sağlam temeller üzerine inşa edilmesinde en faydalı sistem olduğu düşünülüyor.

Dikkat çeken ayrıntılardan biri de uzak yakın demeden en ücra mahallelerden merkeze kadar tüm alanlarda plan kaynaklı sorunların çözümüydü.

Özellikle Büyükşehir kararları ve yönetmelik değişikliklerinden doğan uyumsuzlukların sahaya uygun hale getirilmesi, meskun konut alanlarında toplam inşaat alanının yüzde 30 artırılarak vatandaşların haklarının güçlendirilmesini çok önemli bir başarı olarak yorumluyorum.

Oluşturulan yeni rezer alanlarıyla, yeşil alanlar, mesire ve sosyal donatılar, yeni kentsel planlar, pazaryeri ve otoparklar, spor ve kültür merkezleri gibi halihazırda bitirilmiş ve proje aşamasında olan çok sayıda hizmet Kestelli vatandaşlarla buluşturuluyor.

HAVA KİRLİLİĞİ

Programdan yaklaşık bir hafta önce Kestel halkıyla sokağın nabzını tutmuştum.

Akabinde Saitabat yolu üzerinde Kestel’i tepeden gören Derekızığı kesen sırtlardan ilçeyi seyrettim.

İnsanların en muzdarip olduğu şikayetlerin başında hava kirliliği geliyordu.

Görünür de olmasa da hissedilir derecede rahatsız edici bir hava soluyordu Kestelliler.

Bu sorun geçmişten gelen kanayan bir yara.

Ancak bu problem Kestel Belediyesi’den ziyade Bursa valiliği, Bursa Büyükşehir ve çevre şehircilik İl müdürlüğünün problemi.

Yerleşim yerleri ile iç içe kurulu fabrikalar, bu fabrikaların serbestçe pis-is ve dumanlı gazları Kestel halkının üzerine salmasıyla meydana gelen solunum rahatsızlıklarına, özellikle astım hastalarını ölümcül koah ile karşı karşıya bırakmaması için çözüm üretilmelidir.

KARABASAN

Ve ötesinde yerleşim yerlerinin içinde kalan, şehre tepeden hakim olan ve bir karabasan gibi ilçenin üzerine çöken çimento fabrikasının zehir yağmuru vatandaşların en önemli şikayetlerinin başında geliyor.

Sağlık sorunlarının her geçen gün arttığı bölge insanının sesine artık kulak verilmesi ve ciddiye alınması aciliyette elzemdir.

Hangi hizmeti hangi çabayı hangi iyiliği yaparsanız yapın bütün amellerinizi bir çırpıda silip götüren büyük bir günahtır bu vebal.

Bu konuda hem Kestel halkının hem de Belediye Başkanı Sayın Ferhat Erol’un serzenişini yetkililere buradan duyurmuş olalım.

Toplantıda gördüğüm şuydu; İlçenin genel sorunlarını çözmek için önemli projeler üretildiğini aktardı Başkan Ferhat Erol.

Özellikle gelecekte adından sıkça söz ettirecek ve Türkiye’de isim yapacak güreş, kış şenlikleri ve benzeri gibi sosyal aktiviteler gelenekselleştirilerek ulusal düzeye çıkarılmaya hedeflenilmesi Bursa’ya da önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Kısaca Kestel’de daha önce yapılmayan topyekûn bir kalkınma hamlesi ortaya konuluyor.

Görülen o ki, 2 yılda önemli mesafeler katedilmiş.

Merkeze yakın olduğu için sıkça uğrak yerim olan ilçede gelişim ve dönüşüme bizzat şahit oluyorum.

Vatandaşlardan aldığımız yansımalarda da oldukça memnuniyet verici ifadeler yer aldığını vurgulamak isterim.

Yani bu dönem Kestel halkı geçmişe nazaran daha “umutlu” daha “mutlu” ifadelerine sıkça şahit olduğumuz söyleyebilirim.

Bu da demek oluyor ki; emeğin boşa çıkmayacağı, sahada mutlaka karşılığı görüldüğü gerçeği var.

Örnekte olduğu gibi.

alimce29@gmail.com

facebook.com/alimsahinmalkocoglu

twitter.com/AlimSahin

Devamını Oku